Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre "İdeal Topluma Doğru" başlıklı Mehdeviyet konuları dizisi, İmam Zaman'la (Allah zuhurunu acil etsin) ilgili öğretileri yaymak amacıyla siz değerli okuyuculara sunulmaktadır.
"Mehdeviyet"in ve onun öğretilerinin birey ve toplum üzerindeki etkili rolü kimse için gizli değildir. Müslümanların –özellikle de Şiilerin– bu temel meseleye sarsılmaz bir inanç duydukları ve onu kendi köklü inançlarından biri olarak saydıkları açık ve inkâr edilemez bir gerçektir.
Şüphesiz, bir inanç ne kadar derin, hakikate ne kadar yakın ve kalplerde ne kadar yer etmişse, çıkarcı kişiler ondan kirli menfaatler elde etmenin peşine o kadar fazla düşeceklerdir.
Mehdeviyet öğretileri, sahip olduğu seçkin ve çekici özellikleri ile her zaman insan kitlelerinin kalplerinin derinliklerine nüfuz etmiş olması sebebiyle, sapkın kişiler tarafından daha fazla suistimal edilmiş ve yanlış kullanılmıştır. Bu alanda ortaya çıkan sapmaların, özellikle de İslam'ın ilk yüzyıllarına kadar uzanan Mehdeviyet konusundaki sapkın fırkaların geniş geçmişi, bu iddianın açık bir kanıtıdır. Bu sapmaların ve ortaya çıkış zeminlerinin incelenmesi, bu hatalara tekrar düşülmesini önlemede önemli bir rol oynayabilir.
Sahte Naiplik İddiası, Büyük Sapmaların Başlangıcı
İmam Askeri'nin (a.s.) şehadeti ve Küçük Gaybet'in (Gaybet-i Suğra) başlamasıyla birlikte halkın masum önderle yüz yüze iletişimi kesildiğinden "özel elçiler" halkı yönlendirmek için özel bir şekilde geniş çaplı çabalara giriştiler, Ehlibeyt (a.s.) mektebinin takipçilerinin dağılmasını engellediler ve Şiilerin rehberliğini üstlendiler.
Bu arada, inancı zayıf ve sapkın düşünceli bazı kişiler, çeşitli hedeflere ulaşmak amacıyla yalan yere gaypteki İmam'ın naibi olduklarını iddia ettiler.
Bu yalan iddiaların bazı nedenleri şu şekilde sıralanabilir:
1. İnanç Zayıflığı
Bu tür asılsız iddiaların önemli etkenlerinden biri dini inançların zayıf olmasıdır; zira güçlü bir imana sahip olan kişiler, masum önderin kendi elçilerine uyulması yönündeki isteği karşısında asla yoldan çıkmazlar.
İnanç zayıflığı nedeniyle asılsız iddialara kalkışanlardan biri Şelmağani idi. O, İmam Hasan Askeri'nin (a.s.) ashabından olup, Bağdat'ta kendi döneminin âlimlerinden, kâtiplerinden ve hadis ravilerinden biriydi. İçinde Ehlibeyt'in (a.s.) çok sayıda hadisinin göze çarptığı birçok kitabı vardı. (Rical-i Necaşi, c. 2, s. 239) Ancak sapma ve gericilik yolunu tutup düşünce, inanç ve davranış açısından değiştiğinde, rivayetlerde tahrifatlar yapmaya başladı; onlara istediğini ekliyor, istediğini çıkarıyordu. Necaşi kendi Rical kitabında bu sapmaya işaret etmiştir. (Şeyh Tusi, el-Fihrist, s. 305; Rical-i Necaşi, c. 2, s. 294)
2. İmam'ın Mallarına Tamah Etmek
Küçük Gaybet döneminde bazıları, İmam Zaman'ın (a.s.) mallarını gerçek vekiline ve temsilcisine teslim etmemek için naiplik ve Bâblık (İmam'a açılan kapı/aracı olma) iddiasında bulundular.
Ebu Tahir Muhammed b. Ali b. Bilal, servet biriktirmek amacıyla Bâblık iddiasında bulunanlardandır. İşin başında İmam Askeri'nin (a.s.) yanında güvenilir biriydi ve o Hazret'ten rivayetler nakletmişti; ancak giderek nefsinin arzularına uyması nedeniyle sapkınlık yolunu tuttu ve vahiy hanedanı tarafından kınandı. O, Hazreti Mehdi'nin (a.f.) vekili olduğunu iddia etti. Hazret'in ikinci naibinin naipliğini inkâr etti ve Hazreti Mehdi'ye (a.f.) ulaştırmak üzere yanında toplanan mallar konusunda ihanet etti. (Kitabu'l-Gaybe, s. 400)
3. Şöhrete Ulaşma Arzusu
Şöhret peşinde koşmak da hurafeye dayalı inançların ve uydurma mezheplerin ortaya çıkmasında çok önemli etkenlerden biridir. Büyük görünme hevesi ve gösteriş, insanı tehlikeli işlere sürükleyen yerilmiş ahlaki özelliklerdendir.
4. Siyasi Sebepler
Bâblık iddiacılarının ortaya çıkmasının bir diğer nedeni ise siyasi hedeflerdir. Düşmanlar, Şiilerin inancını zayıflatmak ve onları bölünmeye sürüklemek amacıyla, bazen doğrudan bazen de dolaylı olarak, bazı kişileri Bâblık iddiasında bulunmaları için kışkırtırlar.
Bu yolda bazı unsurları kendi istekleri doğrultusunda yetiştirip, onlara Bâblık iddiasında bulunmalarını emrettiler ve bu uğurda tüm imkânlarıyla onlara yardım ettiler. Buna örnek olarak, "takipçileri arasında 'Bâb' olarak bilinen ve Bâbi inancının kurucusu olan Seyyid Ali Muhammed Şirazi (H. 1235 - 1266)" gösterilebilir.
Devam edecektir...
Hûdamurad Selimiyan'ın "Mehdeviyet Dersnamesi" adlı eserinden küçük değişikliklerle alınmıştır.
yorumunuz