Havza Haber Ajansı'nın aktardığına göre İmam Zaman'ın (a.f.) öğretilerini ve maarifini yaymak amacıyla hazırlanan "İdeal Topluma Doğru" başlıklı Mehdeviyet konuları dizisi, siz değerli okuyuculara sunulmaktadır.
Ehl-i Sünnet ve Şia'nın Mehdeviyet Konusundaki Ortak Noktaları
Ehl-i Sünnet, birçok rivayette "Mehdeviyet düşüncesi" gerçeğine değinmiştir. Her ne kadar bazı konularda Şia inancıyla farklılıklar göze çarpsa da, aralarında pek çok ortak nokta da mevcuttur.
Hz. Mehdi'nin (a.f.) Zuhurunun ve Kıyamının Kesinliği
Şia ve Ehl-i Sünnet arasında üzerinde ittifak edilen ilk mesele, Hz. Mehdi'nin (a.f.) zuhurunun ve kıyamının kesinliğidir. Bu konu, her iki grubun tartışmasız inanç esaslarından biridir; öyle ki, her iki tarafın hadis kaynaklarında bu konuda onlarca, hatta yüzlerce rivayet bulunmaktadır.
Hz. Mehdi'nin (a.f.) Nesebi
Şia ve Ehl-i Sünnet arasında bir dereceye kadar fikir birliği bulunan konulardan biri de Hz. Mehdi'nin (a.f.) soyudur. Şia, bu soyu Hz. Mehdi'nin (a.f.) yüce babasına kadar çok net ve açık bir şekilde belirleyip tanıtmıştır. Ancak Ehl-i Sünnet belirli noktalarda buna işaret etmiştir:
Hz. Mehdi'nin (a.f.) Ehl-i Beyt'ten ve Resulullah'ın (s.a.a.) Soyundan Olması
İbn Mâce, Sünen'inde Peygamber Efendimiz'in (s.a.a.) şöyle buyurduğunu nakletmiştir:
«الْمَهْدِی مِنَّا أَهْلَ الْبَیتِ یصْلِحُهُ اللَّهُ عَزَّ وَ جَلَّ فِی لَیلَةٍ.»؛
"Mehdi bizden, Ehl-i Beyt'tendir ve Allah onun işini bir gecede düzene koyar."
(İbn Mâce, Sünen, c. 2, h. 4085; Keşfu'l-Gumme, c. 2, s. 477; Delâilu'l-İmâme, s. 247)
Resul-i Ekrem (s.a.a.) şöyle buyurdu:
«یخرج رجل من أهل بیتی عِنْدَ انْقِطَاعٍ مِنَ الزَّمَانِ وَ ظُهُورٍ مِنَ الْفِتَن یکُونُ عَطَاؤُهُ حثیاً.»؛
"Zamanın sona erdiği ve fitnelerin ortaya çıktığı bir dönemde, benim Ehl-i Beyt'imden bir adam çıkacak ki onun bağışı (ikramı) bol olacaktır."
(İbn Ebi Şeybe, el-Kitâbu'l-Musannef, h. 37639; Keşfu'l-Gumme, c. 2, s. 483)
San'ânî el-Musannef'te Peygamber Efendimiz'den (s.a.a.) şöyle nakletmiştir:
فَیبْعَثُ اللَّهُ رَجُلًا مِنْ عِتْرَتِی من أَهْلِ بَیتِی...
"...Sonra Allah, benim itretimden ve Ehl-i Beyt'imden bir adamı gönderecektir."
(San'ânî, el-Musannef, c. 11, h. 20770; Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kebîr, c. 10, h. 10213)
Hz. Mehdi'nin (a.f.) Hz. Ali'nin (a.s.) Soyundan Olması
Şii ve Sünni rivayetlerinin ittifak ettiği diğer konulardan biri de o hazretin İmam Ali'nin (a.s.) soyundan olduğudur. Süyûtî, el-Hâvî li'l-Fetâvî (el-Arfu'l-Verdî) kitabında nakletmiştir ki Resulullah (s.a.a.), Ali'nin (a.s.) elini tuttu ve şöyle buyurdu:
«سیخرج من صلب هذا فتی یمْلأ الأَرْضَ قِسْطاً وَ عَدْلاً.»؛
"Bunun soyundan yakında bir genç çıkacak ve yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracaktır."
(Celâleddin Süyûtî, El-Hâvî li'l-Fetâvî, Kitab: el-Arfu'l-Verdî, s. 74 ve s. 88)
Cüveynî eş-Şâfiî, Ferâidu's-Simtayn adlı eserinde İbn Abbas'tan, Resulullah'ın (s.a.a.) şöyle buyurduğunu nakleder:
«إِنَّ عَلِی بْنَ أَبِی طَالِبٍ علیهالسلام إِمَامُ أُمَّتِی وَ خَلِیفَتِی عَلَیهَا بَعْدِی وَ مِنْ وُلْدِهِ الْقَائِمُ الْمُنْتَظَرُ الَّذِی یملا الله به الارض عدلا و قسطا کَمَا مُلِئَتْ ظُلْماً وَ جَوْراً...»؛
"Şüphesiz Ali bin Ebu Talib, ümmetimin imamı ve benden sonra onların üzerindeki halifemdir. Beklenen Kaim onun soyundandır; yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi, Allah onun vasıtasıyla yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracaktır."
(Cüveynî Şâfiî, Ferâidu's-Simtayn, c. 2, 327, h. 589; Kemâluddin ve Temâmu'n-Ni'me, c. 1, s. 287, 25. Bap, h. 7)
Hz. Mehdi'nin Hz. Fatıma'nın (s.a.) Soyundan Olması
Ehl-i Sünnet'in birçok rivayetinde, Hz. Mehdi'nin (a.f.) Hz. Fatıma'nın (s.a.) çocuklarından olduğu açıkça belirtilmiştir: İbn Mâce, Ümmü Seleme'den nakletmiştir ve o, Resulullah'tan (s.a.a.) şöyle işitmiştir:
«الْمَهْدِی مِنْ وُلْدِ فَاطِمَةَ.»؛
"Mehdi, Fatıma'nın evlatlarındandır."
(Sünen-i İbn Mâce, h. 4086; Ebu Davud, Sünen-i Ebu Davud, c. 4, h. 4284; Nuaym b. Hammâd, el-Fiten, s. 375; Hâkim, el-Müstedrek, c. 4, s. 557)
Hz. Mehdi'nin (a.f.) Peygamber (s.a.a.) ile Aynı İsmi Taşıması
Ehl-i Sünnet ve Şia, Hz. Mehdi'nin (a.f.) Resulullah (s.a.a.) ile aynı ismi taşıdığı konusunda fikir birliği içindedir. (Makdisî Şâfiî, İkdu'd-Dürer, s. 45, s. 55)
Zuhurun Koşulları
Zuhurdan önceki bazı toplumsal değişimlere ve zeminlere hem Şii hem de Ehl-i Sünnet kaynaklarında değinilmiştir:
İnsanların Tamamen Umutsuzluğa Kapılması
Dâvud b. Kesîr er-Rakkî şöyle diyor:
İmam Sadık'a (a.s.) şöyle arz ettim: "Bu mesele (zuhur) bizim için o kadar uzadı ki göğsümüz daraldı..." İmam (a.s) şöyle buyurdu:
"Ferecimiz (kurtuluşumuz) hususunda umutsuzluk her şeyden daha baskın olduğunda... Gökten bir münadi Kaim'in adıyla nida edecektir." (Nu'mânî, el-Gaybet, s. 186, h. 29)
İslam Peygamberi (s.a.a.) Hz. Ali'ye (a.s.) şöyle buyurdu:
"Ey Ali! Mehdi'nin zuhuru; şehirlerin değiştiği, Allah'ın kullarının zayıf düştüğü ve Mehdi'nin ferecinden ve zuhurundan umut kestikleri bir zamanda olacaktır. İşte o zaman, benim soyumdan olan Kaim Mehdi zuhur edecektir."
(Kundûzî, Yenâbîu'l-Mevedde, s. 528; ve ayrıca bkz. El-Beyân fî Ahbâri Sâhibi'z-Zamân, s. 42, h. 21; El-Hâvî li'l-Fetâvî, s. 92)
Zulmün Yaygınlaşması
Resulullah (s.a.a.) bu konuda şöyle buyurmuştur:
«لَوْ لَمْ یبْقَ مِنَ الدُّنْیا إِلَّا یوْمٌ لَطَوَّلَ اللَّهُ ذَلِکَ الْیوْمَ حَتَّی یبْعَثَ رَجُلًا مِنْ أَهْلِ بَیتِی یمْلَأُ الْأَرْضَ عَدْلًا وَ قِسْطاً کَمَا مُلِئَتْ ظُلْماً وَ جَوْراً...»؛
"Dünyanın ömründen sadece bir gün kalsa bile, Allah o günü benim Ehl-i Beyt'imden bir adamı gönderene kadar uzatır; o (adam), yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi yeryüzünü adalet ve eşitlikle dolduracaktır."
(Ebu Davud, Sünen-i Ebu Davud, h. 4282)
Zuhur Alametleri
Şii hadis kaynaklarında gelecekteki bazı olaylar "zuhur alametleri" olarak anılmıştır. Bu alametler kesin (hatmî) ve kesin olmayan (gayr-i hatmî) olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlardan bazılarına Ehl-i Sünnet kaynaklarında da işaret edilmiştir:
Semavi Nida (Gökten Gelen Ses)
Yüce İslam Peygamberi (s.a.a.) şöyle buyurdu:
"Muharrem ayında gökten şöyle bir nida gelir: 'Allah'ın seçtiği kişi falandır (Mehdi'dir); öyleyse onun sözünü dinleyin ve ona uyun.'"
(Nuaym b. Hammâd, el-Fiten, s. 93; Makdisî Şâfiî, İkdu'd-Dürer fî Ahbâri'l-Muntazar, s. 79, s. 83, s. 99; bkz. Ferâidu's-Simtayn, c. 2, s. 316; El-Hâvî li'l-Fetâvî, s. 73)
İmam Ali b. Ebu Talib (a.s.) de şöyle buyurmuştur:
"Gökten nida eden biri 'Hak, Muhammed (s.a.a.) Âli'ndedir' diye nida ettiği zaman, işte o vakit Mehdi zuhur edecektir."
(Câfer b. Muhammed İbnu'l-Münâdî, el-Melâhim, s. 196, h. 143)
İmam Sadık (a.s.) şöyle buyurdu:
«النِّدَاءُ مِنَ الْمَحْتُوم...»؛
"[Gökten gelen] nida, kesin alametlerdendir."
(Nu'mânî, el-Gaybet, h. 11)
Süfyani
Vaat edilen Mehdi'nin zuhurunun alametlerinden bir diğeri, Süfyani adında birinin kıyam etmesidir. Şii hadislerinde birçok rivayette bunun kesin olduğu vurgulanmıştır. (Bkz. Nu'mânî, el-Gaybet, s. 257, h. 15 ve s. 264, h. 26; Şeyh Sadûk, Kemâluddin ve Temâmu'n-Ni'me, c. 2, s. 650, h. 5; Muhammed b. Hasan Tûsî, Kitabu'l-Gaybe, s. 435)
Bazı Ehl-i Sünnet hadislerinde de açıkça bunun Hz. Mehdi'nin (a.f.) çıkış alametlerinden biri olduğundan söz edilmiştir. (El-Hâvî li'l-Fetâvî, s. 80; İkdu'd-Dürer, s. 76; ve ayrıca bkz. Müttakî el-Hindî, Kenzu'l-Ummâl, c. 11, s. 273)
Beydâ'da Yere Batma (Hasf-ı Beydâ)
"Hasf" kelimesi, yere batmak ve kaybolmak anlamına gelir; "Beydâ" ise Mekke ile Medine arasındaki bir bölgenin adıdır.
Bu alametten kastedilen şudur: Süfyani, devasa bir orduyla Hz. Mehdi (a.f.) ile savaşmak amacıyla Mekke'ye doğru yola çıkar. Onlar Mekke ile Medine arasında, "Beydâ" olarak bilinen mevkide mucizevi bir şekilde yere batarlar.
Resul-i Ekrem (s.a.a.) bu konuda şöyle buyurmuştur:
«...فَیبْعَثُ إِلَیهِ جَیشٌ من الشام حَتَّی إِذَا کَانُوا بِالْبَیدَاءِ خُسِفَ بِهِمْ...»؛
"...Şam'dan ona karşı bir ordu gönderilir; Beydâ bölgesine vardıklarında yere batırılırlar."
(San'ânî, el-Musannef, c. 11, s. 371)
(Ayrıca bkz. Taberânî, el-Mu'cemu'l-Evsat, c. 2, s. 35; Müttakî el-Hindî, Kenzu'l-Ummâl, c. 11, s. 277, h. 31513; el-Beyân, s. 44, h. 23; İkdu'd-Dürer, s. 80; El-Hâvî li'l-Fetâvî, s. 71)
Nefs-i Zekiyye'nin Öldürülmesi
Kesin alametlerden biri olarak zikredilen ve bazı Ehl-i Sünnet kaynaklarında da işaret edilen alametlerden bir diğeri, Hz. Mehdi'nin (a.s.) kıyamının arifesinde temiz ve masum bir insanın Rükn ile Makam arasında öldürülmesidir. (İbn Ebi Şeybe, el-Musannef, c. 8, s. 679; Müttakî el-Hindî, Kenzu'l-Ummâl, c. 11, s. 277; Celâleddin Süyûtî, El-Hâvî li'l-Fetâvî, s. 78)
Hz. Mehdi'nin (a.f.) Zuhuruyla İlgili Konular
Hz. Mehdi'nin (a.f.) Zuhur İşinin Bir Gecede Hazırlanması
Rivayetlerden, Hz. Mehdi'nin (a.f.) zuhur işinin bir gecede düzenlenip hazır hale getirileceği anlaşılmaktadır. Bu husus da hem Şia'nın hem de Ehl-i Sünnet'in değindiği konulardandır. (El-Beyân fî Ahbâri Sâhibi'z-Zamân, s. 31, h. 11; El-Hâvî li'l-Fetâvî, s. 69; İkdu'd-Dürer, s. 210)
Zuhur Yeri
Hz. Mehdi'nin (a.f.) zuhurunun başlangıç noktası ve özel yarenlerinin ona katılması hakkında birçok hadis zikredilmiştir. Bu rivayetlerin ortak noktası, o hazretin zuhurunun Mekke'den başlayacak olmasıdır.
(Nu'mânî, el-Gaybet, s. 313, h. 4 ve 315, h. 9; Makdisî Şâfiî, İkdu'd-Dürer, 2. Bap, s. 56)
Birçok rivayete göre Kâbe'nin yanından başlayacaktır.
Resul-i Ekrem (s.a.a.) şöyle buyurdu:
"Irak'tan gruplar ve Şam'dan ileri gelenler Mehdi'ye gelirler ve Rükn ile Makam arasında onunla biatleşirler..." (Nuaym b. Hammâd, el-Fiten, dördüncü bölüm, s. 242, h. 950)
Yine şöyle buyurdu:
"...Mehdi ile Rükn ve Makam arasında biatleşilir." (Makdisî Şâfiî, İkdu'd-Dürer, 2. Bap, s. 56)
Hz. Mehdi'ye (a.f.) Yardım Etmek için Meleklerin İnmesi
Şia ve Ehl-i Sünnet arasındaki ortak konulardan bir diğeri, zuhur sırasında Hz. Mehdi'ye (a.f.) yardım etmek üzere meleklerin inmesidir. (İkdu'd-Dürer, s. 46, s. 117, s. 185; El-Hâvî li'l-Fetâvî, s. 88; el-Beyân, s. 84, h. 53)
Hz. İsa'nın (a.s.) İnmesi ve Hz. Mehdi'ye (a.f.) İktida Etmesi (Uyması)
Zuhur asrındaki en önemli olaylardan biri de Hz. İsa'nın (a.s.) dönüşüdür. Bu olaya birçok rivayette işaret edilmiştir.
Yüce İslam Peygamberi (s.a.a.) şöyle buyurdu:
«یلتفت المهدی و قد نزل عیسی بن مریم کانما یقطر من شعره الماء، فیقول المهدی: تقدم، وَصلِّ بالناس فیقول عیسی بن مریم: انما اقیمت الصَّلاة لک فیصلی عیسی خلف رجل من ولدی...»؛
"Mehdi (a.s.) dönüp bakar ve Meryem oğlu İsa'nın (a.s.) saçlarından su damlıyormuş gibi indiğini görür. Mehdi ona: "Öne geç ve insanlara namaz kıldır." der. Meryem oğlu İsa: "Namaz senin için kâmet edilmiştir" yanıtını verir ve ardından İsa, benim soyumdan olan bir adamın arkasında namaz kılar..."
(Makdisî Şâfiî, İkdu'd-Dürer, s. 292; Ali b. İsa Erbili, Keşfu'l-Gumme, c. 3, s. 278)
Ayrıca şöyle buyurmuştur:
"...Cebrail yanıma geldi ve şöyle dedi: Ey Muhammed! Yüce Allah, Haşimoğullarından yedi kişiyi seçti... Meryem oğlu İsa'nın arkasında namaza duracağı Kaim de sizdendir." (Kâfî, c. 8, s. 50, h. 10)
İmam Sadık (a.s.) şöyle buyurdu:
«...وَ ینْزِلُ رُوحُ اللَّهِ عِیسَی ابْنُ مَرْیمَ فَیصَلِّی خَلْفَهُ...»؛
"Ve Ruhullah Meryem oğlu İsa inecek, onun arkasında namaz kılacaktır."
(Şeyh Sadûk, Kemâluddin ve Temâmu'n-Ni'me, c. 2, s. 330, h. 16)
Hz. Mehdi'nin (a.f.) Hükümetinin Özellikleri
Adaleti Yaymak
Birçok rivayete göre adalet ve eşitlik, Hz. Mehdi'nin (a.f.) kıyamının en önemli hedeflerindendir. Bu önemli husus, Şii rivayetlerinin yanı sıra çok sayıdaki Ehl-i Sünnet rivayetlerinde de belirtilmiştir. (Musannef-i İbn Ebi Şeybe, h. 19484; Sünen-i Ebu Davud, h. 4282; el-Mu'cemu'l-Kebîr Taberânî, h. 10219 ve h. 10220)
Genel Refah ve Huzur
Hz. Mehdi'nin (a.f.) hükümetinin diğer özelliklerinden biri de genel refahtır. Bu özellik de Şii ve Sünni rivayetlerinde zikredilmiştir.
(el-Beyân, s. 43, h. 22; El-Hâvî li'l-Fetâvî, s. 71; İkdu'd-Dürer, s. 195)
Resul-i Ekrem (s.a.a.) şöyle buyurdu:
«یکون فی امتی المهدی ... تعیش امتی فی زمانه عیشاً لم تعشه قبل ذلک.»
"Ümmetimin içinde Mehdi olacaktır... Onun zamanında ümmetim öyle bir (refah içinde) yaşayacaktır ki, daha önce asla öyle yaşamamışlardır."
(İbn Ebi Şeybe, el-Musannef, c. 7, h. 19484)
Yine şöyle buyurdu:
«یکُونُ فِی أُمَّتِی الْمَهْدِی ... یتَنَعَّمُ فِیهِ أُمَّتِی نِعْمَةً لَمْ یتَنَعَّمُوا مِثْلَهَا قَطُّ.»؛
"Ümmetimin içinde Mehdi olacaktır... Ümmetim o dönemde, daha önce hiçbir dönemde nasiplenmedikleri bir nimete nail olacaklardır."
(İbn Mâce el-Kazvinî, Sünen, h. 4083; Ali b. İsa Erbili, Keşfu'l-Gumme fi Ma'rifeti'l-Eimme, c. 3, s. 257)
Mehdi'nin (a.f.) Hükümetinden Herkesin Hoşnut Olması
Zuhurdan sonra ve İmam Mehdi'nin (a.f.) hükümeti döneminde tüm insanlar, o hazretin yönetiminden tam anlamıyla hoşnut olacaklardır. Bu önemli konu hem Şia hem de Ehl-i Sünnet rivayetlerinde zikredilmiştir. (San'ânî, el-Musannef, h. 20770; el-Beyân, s. 42, h. 21; El-Hâvî li'l-Fetâvî, s. 69; İkdu'd-Dürer, s. 73; Ferâidu's-Simtayn, c. 2, s. 310, h. 561)
Kapsamlı ve Genel Güvenlik
Zuhur asrındaki toplumun önemli özelliklerinden biri de tüm dünyada yayılan kapsamlı ve genel bir güvenliktir. (Makdisî Şâfiî, İkdu'd-Dürer, s. 207)
İmam Muhammed Bakır (a.s.) bu konuda şöyle buyurmaktadır:
"Allah'a yemin olsun ki! [Mehdi'nin yarenleri] Allah'a bir olarak ibadet edilinceye ve O'na hiçbir şey şirk koşulmayıncaya kadar o denli savaşacaklar ki, yaşlı ve zayıf bir kadın dünyanın bir ucundan diğer ucuna gidecek ve kimse ona ilişmeyecektir." (Taberânî, el-Mu'cemu'l-Kebîr, c. 8, s. 179)
İnsanlarda Gönül Zenginliği
Zuhur asrındaki insanların özelliklerinden biri de ihtiyaçsızlık (zenginlik) hissidir. Peygamber Ekrem (s.a.a.) şöyle buyurmuştur:
«أُبَشِّرُکُمْ بِالْمَهْدِی ... وَ یمْللاً اللَّهُ قُلُوبَ أُمَّةِ مُحَمَّدٍ غِنًی...»؛
"Sizi Mehdi ile müjdeliyorum... [Onun zuhurunda] Allah, Muhammed (s.a.a.) ümmetinin kalplerini zenginlikle (ihtiyaçsızlıkla) dolduracaktır."
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 3, s. 37; Makdisî Şâfiî, İkdu'd-Dürer fî Ahbâri'l-Muntazar, 8. Bap, s. 219)
(Ayrıca bkz. el-Beyân, s. 61, h. 38; El-Hâvî li'l-Fetâvî, s. 76)
İslam'ın Diğer Dinlere Galip Gelmesi
Şia ve Ehl-i Sünnet arasındaki diğer ortak konulardan biri de zuhur asrında İslam'ın diğer tüm dinlere galip gelmesidir. (İkdu'd-Dürer, s. 95)
Hz. Mehdi'nin (a.f.) Hükümetinin Evrensel Olması
Hadislerin birçoğu, Hz. Mehdi'nin (a.f.) hükümetinin kapsayıcılığını ve evrenselliğini vurgulamıştır. Peygamber Ekrem (s.a.a.) şöyle buyurdu:
«... یبایع له الناس بین الرکن و المقام، یردالله به الدین و یفتح له فتوحاً، فلایبقی علی وجه الارض الا من یقول: لااله الا الله.»؛
"...İnsanlar Rükn ile Makam arasında ona [Mehdi'ye (a.f)] biat ederler; Allah onun vasıtasıyla dini geri getirir ve ona zaferler nasip eder, öyle ki yeryüzünde "Lâ ilâhe illallah" diyenden başka kimse kalmaz."
(Makdisî Şâfiî, İkdu'd-Dürer, İkinci Bap, sondan bir önceki hadis)
İmam Sadık (a.s.) şöyle buyurdu:
«إِذَا قَامَ الْقَائِمُ لا تَبْقَی أَرْضٌ إِلا نُودِی فِیهَا شَهَادَةُ أَنْ لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ وَ أَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُ اللَّهِ»؛
"Kaim kıyam ettiğinde, içinde şehadeteyn nidası ("Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve enne Muhammeden Resulullah") yükselmeyen hiçbir toprak (yer) kalmayacaktır."
(Ayyâşî, Tefsîru'l-Ayyâşî, c. 1, s. 207, h. 81)
Şunu da belirtmek gerekir ki Hz. Mehdi'nin (a.f.) fiziksel özellikleriyle ilgili olarak da Şii ve Sünni kaynaklarında birçok ortak hadis bulunmaktadır.
Devam edecek...
Hûdamurad Selimiyan'ın yazdığı "Dersnâme-i Mehdeviyet" (Mehdeviyet Ders Kitabı) adlı eserden küçük değişikliklerle alınmıştır.
yorumunuz