Pazar 28 Haziran 2026 - 00:54
İmam Mehdi'nin (a.s.) Zuhurunda ve Hükümetinde Kadınların Rolü ve Yeri - Son Bölüm

Havza / Tarih, canları ilahi iman ve marifet nuruyla cilalanmış kadınların varlığının aynasıdır; onlar ki bu bağın bereketiyle rec'at edenler (geri dönenler) ve son ilahi vasinin yardımcıları arasında yer alırlar.

Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre "İdeal Topluma Doğru" adıyla yayınlandığımız Mehdeviyet konuları yazı dizisi, İmam Zaman'a (a.s.) dair öğreti ve marifetlerin yayılması amacıyla siz değerli okuyculara sunulmaktadır.

Önceki iki sayımızda, ilahi hedeflerin gerçekleşmesi ve insanlığın kurtarıcısının zuhuruna zemin hazırlanması doğrultusunda kadınların genel görevlerine ve en önemli özel görevine kısaca göz atmıştık. Bu sayımızda ise İmam Zaman'ın (a.s.) zuhurunda ve hükümetinde kadınların rolü ve yeriyle ilgili iki soruya cevap vereceğiz.

Hz. Mehdi'nin (a.s.) 313 Özel Yârenleri Arasında Kadınlar da Var mıdır?

Cabir'in İmam Bakır'dan (a.s.) naklettiği detaylı bir hadiste şöyle geçmektedir:

 «وَ اَللَّهِ ثَلاَثُمِائَةٍ وَ بِضْعَةَ عَشَرَ رَجُلاً فِیهِمْ خَمْسُونَ اِمْرَأَةً یَجْتَمِعُونَ بِمَکَّةَ عَلَی غَیْرِ مِیعَادٍ.»

"Allah'a andolsun ki, üç yüz küsur adam gelecek ve içlerinde elli kadın bulunacaktır; önceden sözleşmeksizin Mekke'de toplanacaklardır." (Tefsir-i Ayyaşî, c. 1, s. 65)

Bu rivayette dikkat çeken nokta, "fîhim" (onların içinde/aralarında) ibaresi için iki farklı tefsirin bulunmasıdır:

 313 kişiden 50'sinin kadın olması.

 O 50 kadının, 313 erkeğin yanında/beraberinde olması.

Bu rivayetle ilgili bir diğer husus ise rivayetin Tefsir-i Ayyaşî kitabında geçmesi ve Ayyaşî tarafından nakledilen rivayetlerin "mürsel" olmasının bu kitabın değerini düşürmesidir. (Bir hadisin mürsel olması, senedinin, yani hadisi nakleden ravilerin zikredilmemesi anlamına gelir.)

Aynı rivayet, senet zikredilerek Gaybet-i Numanî kitabında da yer almıştır, ancak "فِیهِمْ خَمْسُونَ اِمْرَأَةً" (içlerinde elli kadın bulunacaktır) ibaresi yoktur:

 «فَیَجْمَعُ اللَّهُ عَلَیْهِ أَصْحَابَهُ ثَلَاثَمِائَةٍ وَ ثَلَاثَةَ عَشَرَ رَجُلًا وَ یَجْمَعُهُمُ اللَّهُ لَهُ عَلَی غَیْرِ مِیعَادٍ.»

"Allah onun için üç yüz on üç erkekten oluşan ashabını toplayacak ve onları önceden sözleşmeksizin bir araya getirecektir." (Gaybet-i Numanî, s. 282)

Şeyh Müfid'in El-İhtisas kitabında da bu rivayet "içlerinde elli kadın bulunacaktır" ibaresi olmaksızın geçmektedir:

«فَیَجْمَعُ اللَّهُ لَهُ أَصْحَابَهُ ثَلَاثَ مِائَةٍ وَ ثَلَاثَةَ عَشَرَ رَجُلًا فَیَجْمَعُهُمُ اللَّهُ لَهُ عَلَی غَیْرِ مِیعَادٍ.»

"Allah onun için üç yüz on üç erkekten oluşan ashabını toplayacak ve onları önceden sözleşmeksizin onun için bir araya getirecektir." (El-İhtisas, s. 255)

Dikkate değer bir diğer husus ise, mevcut karinelere bakıldığında rivayetlerdeki "recul" kelimesinden "kadın" değil, "erkek" anlaşılmasıdır.

İmam Zaman'ın (a.s.) Özel Ashabının Bedir Ashabına Benzetilmesi

«یَجْمَعُ اَللَّهُ عَزَّ وَ جَلَّ لَهُ مِنْ أَقَاصِی اَلْبِلاَدِ عَلَی عَدَدِ أَهْلِ بَدْرٍ ثَلاَثَمِائَةٍ وَ ثَلاَثَةَ عَشَرَ رَجُلاً.»

"Aziz ve Celil olan Allah, uzak şehirlerden Bedir ehlinin sayısı kadar üç yüz on üç erkeği onun etrafında toplar." (Kemalü'd-Din ve Tamamü'n-Nime, s. 264)

İmam Zaman'ın (a.s.) Özel Ashabının Hz. Talut'un (a.s.) Ashabına Benzetilmesi

«اَلْقَلِیلُ اَلَّذِینَ لَمْ یَشْرَبُوا وَ لَمْ یَغْتَرِفُوا ثَلَثَمِائَةٍ وَ ثَلَثَةَ عَشَرَ رَجُلاً.»

"Hepsi o sudan içti ve sadece üç yüz on üç erkek o sudan içmedi (ve avuçlamadı)." (Tefsir-i Nuru's-Sakaleyn, c. 1, s. 248)

Açıktır ki, Bedir savaşındaki ve Hz. Talut'un (a.s.) Calut'a karşı savaşındaki o 313 kişinin tamamı erkekti.

Dolayısıyla, hadis bilimi açısından kadınların o 313 kişi arasında veya onların yanında yer aldığını kanıtlamak zordur; zira bu konuya işaret eden sadece bir hadis vardır ve o da mürseldir. Ayrıca 313 kişinin sadece erkeklere özgü olduğunu belirten güvenilir rivayetler de mevcuttur.

Ancak, önceki iki sayıda belirtilen konulara ve aşağıda gelecek olan hususlara dikkat edildiğinde, o 313 kişi arasında kadınların olmaması (delillere dayanarak), asla kadının yerinin ve makamının küçümsendiği anlamına gelmez ve gelmeyecektir; çünkü sayısız halkalar halinde İmam Zaman'a (a.s.) katılacak ve sayıları hesap edilemeyecek kadar çok yardımcılar olacaktır. Bu nedenle kadınlar, zuhur ve Mehdevî hükümetinde –daha önce de ifade edildiği gibi– özel bir role ve yere sahip olacaklardır.

Rec'at Edenler (Geri Dönenler) Arasında Kadınlar da Var mıdır?

Bu araştırmada, kadınların rec'at ettiği (dünyaya geri döndüğü) aşamayı, rec'at eden kadınların kesin sayısını veya isimlerini detaylıca inceleme niyetinde değiliz. Asıl önemli olan, kadınların rac'at etmesi gerçeğidir; yani tarih boyunca iman ve marifetin en yüksek mertebelerinde olan kadınların var olduğu ve son ilahi vasiyle birlikte dönme ve ona eşlik etme şerefine nail olacakları gerçeğidir.

İmam Sadık (a.s.) bir rivayette şöyle buyurmaktadır:

«یُکَرُّ مَعَ اَلْقَائِمِ (عَلَیْهِ‌اَلسَّلاَمُ) ثَلاَثَ عَشْرَةَ اِمْرَأَةً. قُلْتُ: وَ مَا یَصْنَعُ بِهِنَّ؟ قَالَ: یُدَاوِینَ اَلْجَرْحَی، وَ یَقُمْنَ عَلَی اَلْمَرْضَی، کَمَا کَانَ مَعَ رَسُولِ اَللَّهِ (صَلَّی اَللَّهُ عَلَیْهِ وَ آلِهِ). قُلْتُ: فَسَمِّهِنَّ لِی. فَقَالَ: اَلْقِنْوَاءُ بِنْتُ رُشَیْدٍ، وَ أُمُّ أَیْمَنَ، وَ حَبَابَةُ اَلْوَالِبِیَّةُ، وَ سُمَیَّةُ أُمُّ عَمَّارِ بْنِ یَاسِرٍ، وَ زُبَیْدَةُ، وَ أُمُّ خَالِدٍ اَلْأَحْمَسِیَّةُ، وَ أُمُّ سَعِیدٍ اَلْحَنَفِیَّةُ، وَ صُبَانَةُ اَلْمَاشِطَةُ، وَ أُمُّ خَالِدٍ اَلْجُهَنِیَّةُ.»

"Kaim (a.s.) ile birlikte on üç kadın rec'at edecektir. (Ravi diyor ki) Arz ettim: Onlara ne gibi bir görev verilecek? Buyurdu ki: Yaralıları tedavi edecek ve hastalara bakacaklar; tıpkı Resulullah'ın (s.a.a.) beraberinde oldukları zamanki gibi. Arz ettim: Bana onların isimlerini sayar mısınız? Buyurdu ki: Ruşeyd kızı Kınvâ, Ümmü Eymen, Hubâbe Vâlibiyye, Ammar b. Yasir'in annesi Sümeyye, Zübeyde, Ümmü Halid Ahmesiyye, Ümmü Said Hanefiyye, kuaför (tarakçı) Sûbâne ve Ümmü Halid Cüheniyye." (Delailü'l-İmame, c. 1, s. 484)

Başka kitaplarda da rec'at edecek olan bazı diğer kadınların isimleri ve sayıları zikredilmiştir. (Belirtildiği gibi, bu kadınların adları, sayıları ve rec'at zamanları şu anki konumuz değildir.)

Önemli olan ve kadınları dindarlık, marifet kazanma ve Allah'ın dininde sebat yolunda destekleyebilecek husus, rivayetlerde zikredilen bu kadınların özelliklerine dikkat etmektir ki burada sadece bir kısmına değiniyoruz.

Özgür ruhluluk, direniş ve batıl cephesine karşı duruş, rec'at eden kadınların varlığında bulunabilecek en önemli ortak özelliktir.

İslam'ın Yüce Peygamberi (s.a.a.), Firavun'un kızının kuaförü olan "Sûbâne" hakkında şöyle buyurmuştur:

«لَمَّا أُسْرِیَ بِی مَرَّتْ بِی رَائِحَةٌ طَیِّبَةٌ فَقُلْتُ لِجَبْرَئِیلَ مَا هَذِهِ اَلرَّائِحَةُ قَالَ هَذِهِ مَاشِطَةُ آلِ فِرْعَوْنَ وَ أَوْلاَدُهَا کَانَتْ تَمْشُطُهَا فَوَقَعَتِ اَلْمُشْطَةُ مِنْ یَدِهَا فَقَالَتْ بِسْمِ اَللَّهِ فَقَالَتْ بِنْتُ فِرْعَوْنَ أَبِی فَقَالَتْ لاَ بَلْ رَبِّی وَ رَبُّکِ وَ رَبُّ أَبِیکِ فَقَالَتْ لَأُخْبِرَنَّ بِذَلِکِ أَبِی فَقَالَتْ نَعَمْ فَأَخْبَرَتْهُ فَدَعَا بِهَا وَ بِوُلْدِهَا وَ قَالَ مَنْ رَبُّکِ فَقَالَتْ إِنَّ رَبِّی وَ رَبُّکَ اَللَّهُ فَأَمَرَ بِتَنُّورٍ مِنْ نُحَاسٍ فَأُحْمِیَ فَدَعَا بِهَا وَ بِوُلْدِهَا فَقَالَتْ إِنَّ لِی إِلَیْکَ حَاجَةً قَالَ وَ مَا هِیَ قَالَتْ تَجْمَعُ عِظَامِی وَ عِظَامَ وُلْدِی فَتَدْفَنُهَا قَالَ ذَاکِ لَکِ لِمَا لَکِ عَلَیْنَا مِنْ حَقٍّ فَأَمَرَ بِأَوْلاَدِهَا فَأُلْقُوا وَاحِداً وَاحِداً فِی اَلتَّنُّورِ حَتَّی کَانَ آخِرُ وُلْدِهَا وَ کَانَ صَبِیّاً مُرْضَعاً فَقَالَ اِصْبِرِی یَا أُمَّاهْ إِنَّکِ عَلَی اَلْحَقِّ فَأُلْقِیَتْ فِی اَلتَّنُّورِ مَعَ وُلْدِهَا.»

"Mi'raca çıkarıldığımda, burnuma çok güzel bir koku geldi. Cebrail'e, 'Bu ne kokusudur?' diye sordum. Dedi ki: 'Bu, Firavun ailesinin kuaförünün ve onun çocuklarının kokusudur. O, Firavun'un kızının saçını tararken tarak elinden düştü ve «Bismillah» dedi. Firavun'un kızı sordu: «(Kastettiğin) babam mıdır?» Kadın, «Hayır, aksine benim Rabbim, senin Rabbin ve babanın Rabbidir» dedi. Kız, «Bunu kesinlikle babama söyleyeceğim» dedi. Kadın, «(Ne istersen) söyle» diye cevap verdi. Kız konuyu babasına anlattı. Firavun o kadını ve çocuklarını çağırttı ve sordu: «Rabbin kimdir?» Kadın, «Benim ve senin Rabbin Allah'tır» dedi. Firavun bakırdan bir fırın yapılmasını ve kızdırılmasını emretti. Sonra kadını ve çocuklarını istedi. Kadın (fırınla yüzleştiğinde), «Senden bir isteğim var» dedi. Firavun, «Nedir?» diye sordu. Kadın, «Benim kemiklerimi ve çocuklarımın kemiklerini toplayıp defnetmendir» dedi. Firavun, «Geçmişte bize yaptığın hizmetlerden dolayı üzerimizdeki hakkın hatırına bunu senin için yapacağım» dedi. Ardından Firavun emretti ve çocuklarını teker teker fırına attılar, ta ki sıra son çocuğuna, emzikli bir bebeğe gelene kadar. Çocuk (dile gelip), «Ey anneciğim! Sabret, sen hak üzeresin» dedi. Sonra o kadın da çocuğuyla birlikte fırına atıldı.'" (Biharü'l-Envar, c. 13, s. 163)

Ammar'ın annesi "Sümeyye" hakkında da şöyle nakledilmektedir:

«وَ کَانَتْ مِمَّنْ تُعَذَّبُ فِی اَللَّهِ لِتَرْجِعَ عَنْ دِینِهَا فَلَمْ تَفْعَلْ فَمَرَّ بِهَا أَبُو جَهْلٍ فَطَعَنَهَا فِی قَلْبِهَا فَمَاتَتْ.»

"Ve o (Sümeyye), dininden dönmesi için Allah yolunda işkence görenlerdendi, ancak bunu yapmadı (dininden dönmedi). Ebu Cehil onun yanından geçerken (mızrağını) kalbine sapladı ve o şehit oldu." (Biharü'l-Envar, c. 18, s. 241)

Daha birçok örnek...

Not:

Çevresel şartlar ve faktörler, bazı insanların, özellikle de toplumdaki kadınların iman ve marifet zayıflıklarını gerekçelendirmek için öne sürdükleri mazeretlerden biridir. Hâlbuki İslam'ın tarih yazan kadınlarının hayatları üzerinde düşünüldüğünde, ilahi hedefler doğrultusunda ve Yaratıcı'ya bağlanma yolunda hiç kimsenin ve hiçbir şeyin insanın önünde engel olamayacağı görülmektedir.

Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de Asiye'den (a.s.) bahsederken onun adını zikretmez, bilakis tüm mümin erkek ve kadınların dikkatini çekmek için ondan "امْرَأَتَ فِرْعَوْنَ" (Firavun'un Karısı) unvanıyla bahseder. Zira o, zamanın zaliminin sarayında, Allah'tan başka hiçbir yari ve yardımcısı olmadığı bir halde herkes için bir rol model olmuştur.

Son söz olarak, rec'at sadece geçmiştekilere özgü değildir; aksine gelecek nesilleri de kapsar. İşte bu yüzden Ahd Duası'nı okumamız tavsiye edilmiştir:

«اللَّهُمَّ إِنْ حَالَ بَینِی وَ بَینَهُ الْمَوْتُ الَّذِی جَعَلْتَهُ عَلَی عِبَادِک حَتْما مَقْضِیا، فَأَخْرِجْنِی مِنْ قَبْرِی مُؤْتَزِرا کفَنِی شَاهِرا سَیفِی مُجَرِّدا قَنَاتِی مُلَبِّیا دَعْوَةَ الدَّاعِی فِی الْحَاضِرِ وَ الْبَادِی.»

"Allah'ım, eğer benimle onun (İmam Zaman'ın (a.s.)) arasına, kulların için kesin ve kaçınılmaz kıldığın ölüm girerse; beni kefenimi kuşanmış, kılıcımı kınından sıyırmış, mızrağımı hazırlamış, şehirde ve çölde o davetçinin çağrısına icabet eden bir kimse olarak kabrimden çıkar." (Ahd Duası)

Elbette, bu özel amaca ulaşmak için, rivayetlerde rec'at edenler için sayılan vasıflarla bezenmeliyiz ve bu yolda kadın ile erkek arasında hiçbir fark yoktur.

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha