Perşembe 23 Temmuz 2026 - 19:55
Şehitlerimizin Kanı Üzerinden Pazarlık Yapmayız ve Topraklarımızdan Tam Çekilme Talep Ediyoruz

Havza / Şeyh Ali el-Hatib yaptığı açıklamada "Şehitlerimizin kanı üzerinden yapılacak herhangi bir pazarlığı reddediyoruz. Siyonist düşmanın topraklarımızdan tamamen çekilmesini, halkımızın şehirlerine, köylerine ve evlerine onurlu bir şekilde dönmesini istiyoruz." dedi.

Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre Lübnan Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı şöyle dedi: "Direniş mücahitleri ve sivil vatandaşlarımız dahil olmak üzere şehitlerimizin kanı üzerinden yapılacak herhangi bir pazarlığı reddediyoruz. Siyonist düşmanın topraklarımızdan tamamen çekilmesini, halkımızın şehirlerine, köylerine ve evlerine onurlu bir şekilde dönmesini, yeniden imar sürecinin başlamasını ve Lübnanlı esirlerin İsrail hapishanelerinden serbest bırakılmasını talep ediyoruz."

Şeyh el-Hatib şöyle devam etti: "Düşmanların geçmişi esirlerin katledilmesi, savunmasız sivillere yönelik soykırımlar ve verilen sözlerin çiğnenmesi gibi utanç verici örneklerle doludur. ABD’nin tutumu, soykırım, savunmasız halkın aleyhine yapılan tahribat konusunda en somut örnektir. Onların kriteri 'güç', hedefleri ise 'servetleri yağmalamak ve milletleri zayıflatmaktır.' Hiçbir uluslararası yasa, anlaşma, insan hakkı veya evrensel adalet onları durduramamaktadır. Büyük bir küstahlıkla işledikleri suçlarla övünüyorlar. Onları dizginleyecek hiçbir güç yok. Kanı helal sayıyor, yaşamı yok ediyorlar." 

Şeyh el-Hatib şöyle dedi: "Bu cinayetleri meşrulaştıran ve faillerine yardım ve teşvik edenler, bizimle aynı vatanda yaşamalarına rağmen ve egemenlik iddiasıyla vatanını katil saldırganlara karşı savunması gerekirken, taciz eden katili desteklemeleri üzücüdür. Oysa onur ve şeref savaşında el birliği içinde olmamız gerekirdi."

"Düşmanla bugünkü savaşımız, zulüm ve saldırganlığa karşı adalet savaşıdır ve kuşkusuz galibi biz olacağız." diyen Şeyh el-Hatib şöyle belirtti: "Allah mühlet verir ama unutmaz. Biz şerefe ulaştık, onlar ise işbirlikçiliğin ve ihanetin zilletine düştüler. Bizden ölenler şehitlik mertebesine ulaştı; ölülerimiz cennette, onlarınkiler ise ateştedir. Bizden hayatta kalanlar ise aziz ve onurlu yaşamıştır."

İran İslam Cumhuriyeti'nin, kendisi de açık saldırılara maruz kalmasına rağmen Lübnan ve Gazze'nin en büyük destekçisi olduğunu vurgulayan Şeyh el-Hatib, "Bu yolda en değerli varlıklarımızı birlikte sunduk. Ölümün bize doğru gelmesi veya bizim ölüme doğru gitmemiz farketmez. Biz Amerika'ya gidip onlara saldırmadık; onlar kibir ve gururlarıyla bize doğru geldiler. Firavun'u boğmak üzere Nil'e götüren Allah, boğulsunlar diye Hürmüz Boğazı'nı onlar için bir tuzağa dönüştürecektir. Bundan hiç şüphemiz yoktur." dedi.

Şeyh el-Hatib şunları vurguladı: "Biz, düşmanların hedeflerine ulaşamayacaklarından eminiz. Çünkü biz, öncelikle Allah'a; ardından ise Lübnan, İran İslam Cumhuriyeti, Irak, Yemen ve Gazze’deki halkımızın, ailelerimizin ve direnişimizin kanıtladığı ve kanıtlamaya devam ettiği o sarsılmaz iradeye dayanıyoruz."
 

Şeyh el-Hatib sözlerine şöyle devam etti: "Amerikan-Siyonist düşman, bizi diz çöktürme ve aşağılama konusunda ısrarcı olup taahhütlerinden ve verdiği sözlerden kaçınmaktadır. Bu durum, onların meselelere yaklaşımında kökleşmiş bir karakter özelliğidir.

Lübnan’da düşman, işgal edilmemiş bölgelerden çekilme bahanesiyle ve bu bölgelere Lübnan ordusunu yerleştirerek bizleri kandırmaya çalışıyor. İfadesi ve mantığı açısından bile bu ne büyük bir yalandır. Düşman, işgal edilmemiş bir bölgeden nasıl çekilir? Düşmanla müzakere eden Lübnan hükümeti bu yalana nasıl boyun eğer? Amaç orduyu direniş ve halkla çatışmaya sürüklemek değilse, Lübnan ordusunu böylesi bir oyuna nasıl dahil edebilirler?"

Açıklamasını, mücahitler ve sivil halk farketmeksizin şehitlerin kanı üzerinden pazarlık yapmayacaklarını yineleyerek tamamlayan Şeyh el-Hatib şöyle dedi: "Öncelik siyonist düşmanın geri çekilmesi, halkın şehirlere, köylere ve evlere onurlu geri dönüşü ve İsrail hapishanelerinden Lübnanlı esirlerin özgür bırakılmasıdır.

Ardından, halkımızı ve topraklarımızı korumaya ve ulusal egemenliği sağlamaya muktedir bir orduya sahip olabilmemiz için, ulusal savunma stratejisi üzerine görüşmeler başlayabilir."

Şeyh el-Hatib şöyle devam etti: "Halkımızın daha fazla acı, kan dökülmesi ve yıkım yaşamasını istemiyoruz. Hükümet bu sorumluluğu üstlenmelidir. Eğer bu görevi en başından yerine getirmiş olsaydı, işler buraya gelmezdi ve tüm bu maliyetlerden kurtulurduk. Bu konuyu geçen gün, ayrılmak üzere yanımıza gelen Fransa Büyükelçisi'ne söyledik ve kendisinin bu tutumu anladığını gördük. Bu durum, Fransa ve Avrupa ülkelerini bu tutumu pratik olarak desteklemeye mecbur bırakmaktadır."

Şii Yüksek İslam Konseyi Başkan Yardımcısı şöyle dedi: "Siyonist düşmanın Güney Bölgesi'nde sistematik olarak yıkım, tahribat ve arazi düzleştirme operasyonlarını dikkatle izliyoruz. Vatandaşlar artık köylerinin coğrafyasını tanıyamıyor. Burada, bu vahşete karşı Lübnan ve uluslararası düzeyde olan bu resmi ve siyasi sessizliği, büyük bir üzüntü ve öfkeyle belirtiyoruz. Öyle ki Lübnanlı müzakereci, Amerikalılar ve Siyonistlerle yaptığı görüşmelerde bu konuyu gündeme getirmeye cesaret edemiyor.

Lübnanlı müzakereci, işgalci güçler Güneyde şehir ve köylerin soykırımcı yıkımına devam ederken, kendisi ve ülkesi hakkında ne kadar da aşağılayıcı bir tablo çiziyor? Bu nedenle, Lübnan hükümetinden bu konuyu önceliklerinin başına koymasını ve halkın kalan mallarını korumak için Arap ve uluslararası platformlarda sesini yükseltmesini istiyoruz. Her ne kadar bu konuda çok geciktiklerini bilsek ve bazı siyasi akımlarla birlikte bu açık suça razı olduklarını görsek de."

Şeyh el-Hatib konuşmasının başka bir bölümünde şöyle belirtti: "Geçen hafta İran İslam Cumhuriyeti'nin şehit Rehberi, Şehit İmam Seyyid Ali Hamaney'in cenaze törenine katıldık ve İran'dan bazı siyasi ve dini yetkililerle görüşmeler yaptık. Hepsinden bu savaşta yalnız olmadığımızı ve İslam Cumhuriyeti'nin ülkemizin savaşını durdurma ve topraklarımızı İsrail işgalinden kurtarma konusundaki kararlı taahhüdü hakkında sözler duyduk. Öyle ki İran, ABD ile varılacak herhangi bir nihai anlaşmayı, İsrail düşmanının Lübnan topraklarından tamamen çekilmesine bağlamıştır."

Şeyh el-Hatib şöyle ekledi: "Yetkililer, kendileri için bir koz ve güç noktası olan bu taahhüde hiç önem vermiyorlar. Düşmanla müzakere etme konusunda ısrar ederken İran ile, özellikle de diplomatik düzeyde çeşitli seviyelerde ilişkileri kesmeye çalışıyormuş gibi, İslam Cumhuriyeti'ne karşı uygunsuz yaklaşımlarını sürdürmeleri üzücüdür.

Bu nedenle, Lübnan hükümetinden bir kez daha tutumlarını gözden geçirmesini ve Allah'tan sonra asıl umut olması gereken İran İslam Cumhuriyeti ile ilişkilerini düzeltmesini istiyoruz."

Şeyh el-Hatib mevcut durumu analiz ederek şöyle dedi: "Bu aşamadaki gerçek kriz, ABD ve Siyonist rejimdeki düşmanların çalkantılı bir seçim dönemine girmiş olmalarıdır. Dürüst olmak gerekirse, Amerikalılar ve İsraillilerin, peşinde olduğumuz hedeflere ulaşma yönünde gecikmesinden ve her şeyi gelecek sonbahardaki seçimlere ertelemesinden korkuyoruz. Bu nedenle, elimizi tetikte tutmak zorundayız. Sadece askeri alanda değil, siyasi, güvenlik ve toplumsal düzeylerde de.

Bu nedenle Lübnan yetkililerinden yanlış bahislere kapılmamalarını, tutumlarını gözden geçirmelerini ve pişmanlığın fayda etmeyeceği zaman gelmeden, en azından itibarlarını korumalarını istiyoruz."

Şeyh el-Hatib sözlerini tamamlarken şöyle dedi: "Yalancı vaatlere kanmayan, yanıltıcı propagandalar ve korkutmalardan etkilenmeyen mücadeleci, cesur, fedakar ve sabırlı halkı selamlıyorum. Her türlü zanların ötesine geçen ve Allah'ın istediği gibi olan, işlerini Allah'a ve Resulü'ne havale eden bilinç ve şuurlarına selam olsun.

'Onlara güvenlik veya korkuyla ilgili bir iş geldiğinde, onu yayarlar; ve eğer onu Peygamber'e ve içlerinden emir sahiplerine götürselerdi, istinbat gücüne sahip olanlar bilirdi; ve eğer Allah'ın fazlı ve rahmeti üzerinize olmasaydı, az bir kısım hariç hepiniz şeytana uycardınız.'"

Şehitlerimizin Kanı Üzerinden Pazarlık Yapmayız ve Topraklarımızdan Tam Çekilme Talep Ediyoruz

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha