Havza Haber Ajansı’nın haberine göre, İmam Hüseyin’in (a.s.) adı ve hatırasının bereketi ile Şiilerin ve onu sevenlerin Hüseynî Erbain’i yaşatma konusundaki gayretleri sayesinde bu manevi, görkemli ve eşsiz merasim son yıllarda takvimde yer alan sıradan bir dinî ritüelin ötesine geçerek medeniyet kurucu bir olgu olarak kendini göstermiştir.
Araştırmacılar ve uzmanlara göre, “Hüseynî Erbain” ile “Yeni İslam Medeniyeti” arasındaki ilişkiyi anlayabilmek için konuya yalnızca görünen yönüyle değil; onun derin toplumsal, siyasi ve düşünsel katmanlarıyla bakmak gerekir. Zira bu açıdan Erbain, küresel ölçekte medeniyet eksenli bir yaşamın pratiğidir.
Şehit Ümmet Rehberi Adına Erbain Yürüyüşü
İlim havzası hocası ve kültür aktivisti Hüccetü’l-islam Seyyid Mahmud Musevî Hasab, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şöyle dedi: “Belki de Erbain’in en büyük kazanımı, İslam’ın ‘ümmet’ anlayışını yeniden canlandırmış olmasıdır. Emperyalist güçler yıllarca bu kavramı etnik kimlik, coğrafi sınırlar ve geçici çıkarlar içine hapsetmeye çalıştı. Ancak bu muazzam olgu karşısında bunu başaramadılar.”
Bu yılın özellikle İran halkı ve Direniş Cephesi’ni seven herkes için farklı bir anlam taşıdığına dikkat çeken Hüccetü’l-islam Musevî Hasab, şunları söyledi: “Gerçek şu ki, şehit imamımız ve rehberimizin görkemli uğurlanışı ile destansı cenaze töreninin hatırası hâlâ halkın zihninde ve gönlünde tazeliğini koruyor. Bu büyük katılım, Aşura ümmetini Kerbelâ’nın ebedî hakikatini çağımızda yeniden anlatmaya sevk etti.”
İlim havzası hocası ve kültür aktivisti sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu nedenle inanıyoruz ki bu yılki Erbain yürüyüşü, Aşura’da başlayan mukaddes yolun devamıdır. Bu yol, çağımızda yüce şehit rehberimizin ve İslam ümmetinin diğer şehitlerinin kanıyla sürmektedir. Bu yıl Erbain yürüyüşünü şehit imamımız ve rehberimiz adına her zamankinden daha güçlü ve daha görkemli şekilde gerçekleştirecek; dünyaya Hüseynî ve Zeynebî mektebinin mirasçıları olduğumuzu, çağımızın Yezidlerine karşı asla uzlaşmayacağımızı ve teslim olmayacağımızı göstereceğiz.”
Ehl-i Beyt Dostlarının En Büyük Toplumsal Sermayesi
İlim havzası hocası, Hüseynî Erbain’de ortaya çıkan Şiilerin ve Ehl-i Beyt dostlarının en büyük toplumsal sermayesinin direniş ruhu olduğunu belirterek, bunun İslam ümmetinin birlik ve beraberliğini güçlendirdiğini, aynı zamanda din ve mektep düşmanlarının Erbain’in ve yürüyüşe katılan milyonların ihtişamını gördükçe büyük korkuya kapıldıklarını ifade etti.
Konuşmasının sonunda ise şu değerlendirmede bulundu: “Erbain’de; halk teşkilatları, sivil kurumlar, farklı etnik topluluklar, dinî heyetler, gönüllü gruplar ve milyonlarca insan, kendi kimliklerinden vazgeçmeden omuz omuza vererek dünyanın en büyük insan buluşmasını gerçekleştiriyor. Allah’ın lütfu ve Hz. Seyyidü’ş-Şühedâ’nın (a.s.) inayetiyle Erbain törenleri her geçen gün daha küresel bir boyut kazanmakta ve insanlık için daha büyük bir uyanışın zeminini hazırlamaktadır.
Ümmetin Tarihin Kritik Dönemlerinden Birinde Yeniden Dirilişi
Kadınlar Medresesi araştırmacısı Nergis Şükürzade de Hüseynî Erbain’in, günümüzün hassas şartlarında ümmet inşa etme gücünün somut bir göstergesi olduğunu belirterek, içinde bulunduğumuz dönemin gerçekten de tarihin en kritik dönemeçlerinden biri olarak nitelendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Şükürzade ayrıca şunları söyledi: “Modern dünya, aşırı bireyciliği yaygınlaştırarak insanlar arasındaki bağların zayıflamasına zemin hazırlamıştır. Buna karşılık eşsiz Erbain olgusu ise Hz. Seyyidü’ş-Şühedâ’ya (a.s.) duyulan sevgi ekseninde coğrafi, dilsel ve etnik sınırları aşan bir ortam oluşturmuş; maddi dünyanın hesaplarının ötesinde, iman topluluğunun fertlerinin Allah’a yakınlaşma yolunda hidayet bulup manevi olarak gelişmelerine imkân sağlamıştır.”
Şükürzade, Yeni İslam Medeniyeti’nin en belirgin özelliklerinden birinin kapitalizmin kâr odaklı mantığı üzerine kurulamaması olduğunu vurgulayarak şöyle dedi: “Erbain’in ortaya koyduğu model, aslında alternatif bir ekonomik modeldir. Bu modelde ihtiyaçların karşılanmasında en temel unsur; karşılık beklemeden yapılan cömertlik, fedakârlık ve samimi hizmettir.”
Medeniyetçi Yaklaşımın Somut Tezahürü: Erbain Ekonomisi
Şükürzade sözlerini şöyle sürdürdü: “Başka bir ifadeyle, yürüyüş boyunca servet ve malların en geniş şekilde dağıtıldığına şahit oluyoruz. Ancak bu dağıtım arz-talep yasasına göre değil, îsâr (fedakârlık ve başkasını kendine tercih etme) anlayışına göre gerçekleşmektedir. Asıl önemli nokta ise infak temelli bu ekonomik modelin daha küçük ve sürdürülebilir ölçekte İslam ümmetinin genel politikalarına uygulanması hâlinde, medeniyet perspektifinde sosyal adaletin yeniden tanımlanmasına katkı sağlayabilecek olmasıdır.”
Şükürzade ayrıca Erbain’de halk merkezli yönetim anlayışının somut biçimde görüldüğünü belirterek şunları ifade etti: “Batılı kalkınma modellerinde devletin rolü oldukça merkezîdir. Oysa Erbain, merkezî olmayan ve halkın doğrudan katılımına dayanan yönetim kapasitesi üzerinde daha fazla düşünmemiz ve planlamalarımızı bu doğrultuda yapmamız gerektiğini göstermiştir.”
Yazar ve medrese araştırmacısı sözlerine şöyle devam etti: “Gerçek şu ki, insan onuru ve izzetini koruyan yoğun hizmet anlayışı ile özellikle güvenliğin sağlanması, Yeni İslam Medeniyeti’nin inşası yolunda toplum oluşturmanın önemli bir boyutunu ortaya koymaktadır. Burada insanlar yalnızca seyirci değildir; bizzat medeniyet inşasının öncüsü hâline gelmektedir. Sunulan bütün bu hizmetler de tevhid ahlakı ve iman temelinde gerçekleştirilmektedir. Erbain olgusunun doğru analizinde bu husus son derece önemlidir.”
Direniş Cephesi’ne İnananların Güç Gösterisi
Şükürzade sözlerini şöyle tamamladı: “Erbain’in görkemli merasimi aynı zamanda küresel hegemonya düzenine ve dünya müstekbirlerine karşı Direniş Cephesi’nin bir güç gösterisidir. Çünkü Kerbelâ yolunda gönülleri buluşturan bu halk yürüyüşü, günümüz dünyasına şu siyasi mesajı vermektedir: İslam ümmeti yalnızca hayatta kalmış değildir; aynı zamanda en büyük uluslararası buluşmalarda uzlaşma söylemi yerine direniş söylemini hâkim kılabilecek ortak bir iradeye sahiptir. İşte Yeni İslam Medeniyeti’nde gerçekleştirmeyi hedeflediğimiz hakikat de budur.”
Şükürzade son olarak şu değerlendirmede bulundu: “Erbain’in inkâr edilemez hakikatini kavramak ve ona bağlı kalmak, bu büyük olgunun nihai çıktısının Yeni İslam Medeniyeti’nin ölçülerine uygun insan yetiştirmek olduğunu kabul etmek demektir. Bu sebeple Hüseynî Erbain’in her şeyden önce güçlü bir medeniyet ufkuna sahip olduğuna inanıyoruz. Araştırmacılar ve analistler de Erbain’in farklı boyut ve yönlerini işte bu medeniyet perspektifiyle incelemelidir.”
yorumunuz