Havza Haber Ajansı'nın aktardığına göre Kum İslami Tebliğ Ofisi Başkanı Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Ahmed Vaizi, Astan-ı Kudsi Rezevi Kum Kültür Merkezi'nde düzenlenen, beşeri ve sosyal bilimler mensuplarının katıldığı "İmam Hamaney'in (r.a.) Şehadeti ve Sosyal Dünyadaki Yansımaları" konulu istişare toplantısında ve "Kanın Bi'seti" kitabının tanıtım töreninde, şehit Rehber'in şehadetinin sosyal ve kültürel sonuçlarına değinerek şu ifadeleri kullandı: "Şehit Rehber'in şehadetinden sonra İran milleti, eşi benzeri görülmemiş bir birlik, milli beraberlik ve sahada mucizevi bir varlık gösterdi. Bu varlık, geçici duygulara değil, inanca, kalbi mutmainliğe ve derin bir kültürel sermayeye dayanıyordu."
İslami Tebliğ Ofisi Başkanı sözlerine şöyle devam etti: "Halkın o hassas şartlardaki davranışı, İran toplumunun sosyal olgunluğunu ortaya koymuştur. Öyle ki, farklı ülkelerdeki birçok krizde gözlemlenenin aksine; temel ihtiyaç maddelerinin temini konusunda hiçbir duygusal tepki, gıda, yakıt veya diğer zaruri ihtiyaçlar için uzun kuyruklar oluşmadı ve toplum; huzur, istikrar ve güven içinde yoluna devam etti."
İran Halkının Tepkisi, Küresel Bir Takdire Dönüştü
Kum İslami Tebliğ Ofisi Başkanı, İran halkının sergilediği sorumlu ve vakur tutumun hem yerli hem de yabancı gözlemciler tarafından büyük bir takdirle karşılandığını belirterek şunları ifade etti: "Bu hadiseyi tanımlayabilecek en isabetli kavramlar 'uyanış' ve 'ba's' (yeniden diriliş) kavramlarıdır. Nitekim merhum Rehber'in bizzat kendisi de bu tabiri kullanmış olup, bu kavram toplumsal hareketin ruhunu en iyi şekilde açıklamaktadır."
Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Vaizi şuna dikkat çekti: "Her ne kadar bu muazzam toplumsal tezahür, şehit Rehber'in şehadetinin ardından gün yüzüne çıkmış olsa da bu hareketin sadece tarihsel bir olayın sonucu olduğu düşünülmemelidir. Aksine bu tepki, İran toplumunun kültürel ve inançsal derinliklerinde, uzun yıllar boyunca halkın ruhuna ve vicdanına kök salmış değerlerden beslenmektedir."
İran Kimliği: Binlerce Yıllık Temele Dayanan Tarihsel Bir Sermayedir
Konuşmasının devamında, İranlıların "milli-imanî kimliğinin" bu eşsiz dayanışmanın oluşmasındaki en önemli faktör olduğunu vurgulayan Hüccet-ül İslam Vaizi şunları söyledi: "Bu köklü kimlik; büyük bir manevi, sosyal ve kültürel hareketin zeminini hazırlamış ve İran milletinin kimlik sermayesinin hâlâ canlı, dinamik ve etkili olduğunu kanıtlamıştır."
Kum İslami Tebliğ Ofisi Başkanı, İranlıların milli kimliğine dair teorik tartışmalara atıfta bulunarak şunları dile getirdi: "İran'ın milli kimliği üzerine sosyal ve beşerî bilimlerde her zaman geniş çaplı tartışmalar yürütülmüştür. Bunun en önemli nedenlerinden biri, İran'ın binlerce yıllık bir medeniyeti içerisinde yer alan, inişli çıkışlı ve uzun tarihidir. Bu tarih, İranlıların milli kimliğinin tarihsel sürekliliğini ve devamlılığını korumasını sağlamıştır."
Küreselleşme, İranlıların Milli Kimliğini Zayıflatmamıştır
Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Vaizi, modern çağın zorluklarına değinerek sözlerine şöyle devam etti: "Günümüzde küreselleşme olgusu, dijital ekosistemin yayılması ve kültürel dönüşümler; görünüşte birçok toplumda vatan aidiyetinin azalmasına ve milli kimliklerin zayıflamasına yol açmıştır. Ancak İran milletinin tecrübesi gösteriyor ki; İranlıların milli kimliği hâlâ yüksek bir sağlamlığa sahiptir ve tarihi kırılma noktalarında kendisini toplumsal uyum, empati ve dayanışmanın en önemli unsuru olarak ortaya koymaktadır."
Milli kimliğin toplumların dayanıklılığındaki rolünü açıklayan Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Vaizi şunları vurguladı: "Milli kimlik, bir milleti diğerlerinden ayıran en temel unsurdur. Bu kimlik ne kadar sağlam ve derin olursa; toplumsal dayanışma, milli birlik, büyük yapıların istikrarı ve toplumun çeşitli tehdit ile zorluklar karşısındaki direnç kapasitesi de o denli artacaktır."
Milli Kimlik: Milletlerin Ayırt Edici Temeli ve Toplumsal İstikrarın Unsuru
Milli kimliğin toplumlarda oluşumunun önemine işaret eden Hüccet-ül İslam Vaizi şunları ifade etti: "Bir toplumda milli kimlik sağlam ve köklü bir şekilde inşa edildiğinde; bu durum toplumsal bütünleşmenin, sosyal sermayenin artışının, ülkenin temel yapılarının korunmasının ve milletin iç ve dış krizler ile zorluklar karşısındaki direnç gücünün pekiştirilmesinin zeminini hazırlar."
Kum İslami Tebliğ Ofisi Başkanı sözlerini şöyle tamamladı: "Şehit Rehber bir fakih, bir düşünür, bir sosyal reformcu ve bir siyasi lider olarak, onlarca yıl boyunca İranlıların milli kimliğinin, İslami kimlikleriyle derin bir bağ kurarak güçlendirilmesi ve sabitlenmesi için çaba göstermiştir. Bu yaklaşım, kendisinin kültürel, sosyal ve siyasi alanlardaki en önemli düşünsel ve pratik eksenlerinden biri olmuştur."
Şehit Rehber'in Farsça Diline ve İran'ın Kültürel Mirasına Verdiği Özel Önem
Kum İslami Tebliğ Ofisi Başkanı, şehit Rehber'in kültür alanındaki faaliyetlerine değinerek şunları ifade etti: "Kendisi, gerek rehberlik ve siyasi önderlik vasfıyla, gerek cumhurbaşkanlığı gibi üst düzey sorumluluklarıyla, gerekse önde gelen bir dini şahsiyet olarak; ülkenin kültürel kimliğini güçlendirmek adına her zaman özel bir gayret göstermiştir."
Kum İslami Tebliğ Ofisi Başkanı sözlerini şöyle sürdürdü: "Fars diline ve edebiyatına verilen destek, İran'ın dilsel ve edebi mirasına gösterilen hassasiyet ve bu kültürel değerlerin korunup yaşatılmasına yönelik vurgu, bu yaklaşımın en önemli tezahürlerindendir. Şehit Rehber, Farsçayı İranlıların kültürel kimliğinin temel sütunlarından biri olarak görmüş ve bu dilin korunmasının önemini her zaman dile getirmiştir."
Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Vaizi, şehit Rehber'in salt milliyetçi bir bakış açısının ötesinde, İslam toplumunun dini ve kültürel ortak değerlerine vurgu yaptığını belirterek şunları dedi: "Kendisi, Müslümanlar arasında —özellikle Şii ve Sünni dünyası arasında— birliğin pekiştirilmesi ve ülkenin farklı etnik grupları ile toplulukları arasında barış içinde bir arada yaşamın güçlendirilmesi için daima çalışmıştır."
Hüccet-ül İslam Vaizi ayrıca şu değerlendirmede bulundu: "Bu vahdetçi bakış açısı; sosyal sermayenin güçlenmesinde, kültürel uçurumların azaltılmasında ve milli uyumun artırılmasında hayati bir rol oynamış; böylece ortak 'İran-İslam kimliğinin' tahkim edilmesini sağlamıştır."
Şehit Rehber'in Gözünde İran Kimliğinin En Önemli Dayanağı: Halkın İmanı
Kum İslami Tebliğ Ofisi Başkanı, şehit Rehber'in İran toplumunun kimlik inşası sürecindeki en kritik rollerinden birinin, halkın imani ve inançsal boyutlarına gösterdiği özel hassasiyet olduğunu vurgulayarak şunları ifade etti: "Kendisi, dini inançlar ile milli kimlik arasındaki bağı güçlendirerek; İran toplumu için zorluklara ve çeşitli dönüşümlere karşı direnç gösterebilen, bütünleşik, sağlam ve köklü bir kimliğin oluşmasına zemin hazırlamayı amaçlamıştır."
"Yapabiliriz" Ruhu ve Gençlere Duyulan Güven
Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Vaizi, şehit Rehber'in bilimsel ve kültürel konumuna değinerek şunları dile getirdi: "Kendisi, İslam İnkılabı'nın zaferinden onlarca yıl önce dahi, dini düşüncenin yeniden canlandırılmasında öncü isimlerden biriydi. İslam'ın hayat verici, dönüştürücü ve harekete geçirici boyutlarını her zaman ön planda tutmuştur. İşte bu yaklaşım, kendisinin genç nesil, akademisyenler ve bilim çevreleriyle derin ve etkileyici bir bağ kurmasını sağlamıştır."
Şehit Rehber ile İlk Tanışma
Hüccet-ül İslam Vaizi, şehit Rehber ile ilk tanışmasına dair bir anısını paylaşarak şunları ekledi: "Kendisi ile ilk görüşme tecrübem, üniversiteler topluluğunun seçkin konuşmacılarının katılımıyla düzenlenen bir toplantıda, Tahran Üniversitesi'nde gerçekleşti. O oturumda kendisi; bilimsel kudreti, sarsılmaz deliller ve etkileyici hitabetiyle adeta parladı. İşte o an, hem ben hem de salondaki pek çok kişi, onun bilimsel ve entelektüel şahsiyetine hayran kaldık."
Kum İslami Tebliğ Ofisi Başkanı, şehit Rehber'in yönetim anlayışının en önemli kazanımlarından birinin "milli bağımsızlık ve özgüven ruhunu güçlendirmek" olduğunu belirterek şunları söyledi: "Bağımsızlık ruhunu aşılamak, derin bir 'yapabiliriz' inancı kazandırmak ve halkın, özellikle de gençlerin potansiyeline güvenmek; kendisinin en önemli yönetimsel ve kültürel mirasıdır. Kendisi her zaman, iç güce ve ülkenin beşeri sermayesine dayanarak sorunların aşılabileceğine ve ilerleme yolunun yürünebileceğine inanmıştır."
İslami Birlik ve Toplumsal Bütünleşmeye Vurgu
Kum İlim Havzası hocası, şehit Rehber'in birlik yanlısı bakış açısına değinerek şunları belirtti: "Kendisi İslam toplumunda birliğin ve bütünleşmenin ciddi savunucularından biriydi. Şii ve Sünni arasındaki her türlü gerginliğe, ayrılığa ve çatlaklara; ayrıca etnik ve mezhepsel ihtilaflara her zaman karşı çıkmıştır. Yaklaşımı, milli dayanışmayı güçlendirmek ve İslam ümmetinin birliğini korumak üzerine kuruluydu."
İman ve Tevekküle Dayanarak Düşmana Karşı Durmak
Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Vaizi sözlerini şöyle sürdürdü: "Onun bir diğer belirgin özelliği ise, düşmanın baskı ve tehditleri karşısında direnç ve dayanıklılık ruhu oluşturmasıydı. İran halkına, yaptırımlardan, tehditlerden ve düşmanlıklarından korkmamaları gerektiği inancını aşılamıştı."
İslami Tebliğ Ofisi Başkanı şunları ekledi: "Şehit Rehber; Yüce Allah'a tevekkül etmeyi, ilahi yardım vaadine güvenmeyi, düşmanı yakından tanımayı ve düşman komplolarına karşı akılcı bir şekilde mücadele etmeyi her zaman vurgulardı. Bu yaklaşım, onun cesur, mümin ve metanetli kişiliğinden kaynaklanıyordu."
Sahada Sergilenen Bir Cesaret
Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Vaizi, şehit Rehber'in cesaretine dair örneklere değinerek şunları belirtti: "O meşhur cuma namazı hutbesini hatırlayınız. Konuşmasını yaptığı sırada kürsüsünün yakınında bir patlama meydana gelmişti. Bu olaya rağmen kendisi sadece kısa bir an duraksadı ve ardından sesinde en küçük bir endişe veya titreme olmaksızın, hutbesine aynı kararlılık ve sakinlikle devam etti. Bu sahne onun cesaretinin, sükûnetinin ve tevekkülünün berrak bir tezahürüydü."
Hüccet-ül İslam Vaizi, şehit Rehber'e operasyonel görevlerinde eşlik eden pilotlardan birinin anısını aktararak sözlerini şöyle noktaladı: "Bu pilotun anlattığına göre; şehit Rehber bazı görevlerde cephenin en ön hatlarına kadar giderdi. Savaş alanına yakınlıktan dolayı yüzü gözü toz toprak içinde kalırdı. Bu doğrudan ve sahada oluşu; onun cesur ruhunun, sorumluluk duygusunun ve hem askerlerle hem de halkla olan beraberliğinin en somut göstergesiydi."
Şehit Rehber'in Politikaları Nizâm'ın İstikrarı ve Milli Kimliğin Güvencesiydi
Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Vaizi, şehit Rehber'in ülke yönetimi noktasındaki rolünün farklı boyutlarını açıklarken şunları ifade etti: "Şehit Rehber, İslami Nizâm'ın yönetiminde belirleyici ve kalıcı bir rol oynamıştır. En önemli görevlerinden biri, İslami Nizâm'ın pekiştirilmesi ve sağlamlaştırılması için politikalar belirlemekti. Bu rolün etkileri, ülkenin kritik dönemeçlerinde net bir şekilde kendini göstermiştir."
Hüccet-ül İslam Vaizi sözlerini şöyle sürdürdü: "Şehit Rehber, devletin üst düzey yetkililerini ve yöneticilerini her zaman ülke yönetiminde empatiye, iş birliğine ve koordinasyona teşvik eder; kolektif çalışmanın gerekliliğini ve anlaşmazlıklardan kaçınmayı defaatle vurgulardı. Bu stratejik yaklaşım, ülkenin yönetim yapılarının gerekli uyum ve istikrara kavuşmasını sağlamış; İslami Nizâm'ın büyük olaylar ve krizler karşısında istikrarını ve sürekliliğini koruma gücüne sahip olmasını mümkün kılmıştır."
Kum İslami Tebliğ Ofisi Başkanı şunları ekledi: "İşte bu ruhun ve büyük çapta politikaların bereketi, kendisinin ve beraberindeki askeri yetkililerin şehadet sürecinde apaçık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Öyle ki, İslami Nizâm bu ağır kayba rağmen kendi iç kapasitesine dayanarak ayakta kalmıştır. Halk da sergilediği katılım ve destekle ülkenin sürekliliğinde belirleyici bir rol oynamıştır. Bu durum, şehit Rehber'in toplumsal bütünleşmeyi ve milli otoriteyi yerleştirme konusundaki etkisinin derinliğini göstermektedir."
Milli Kimlik, Siyasi Otoriteye Bağlıdır
Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Vaizi, milli kimlik ile siyasi güç arasındaki bağa dikkat çekerek şu tespitte bulundu: "Kanaatimce milli kimlik, siyasi güç ve onun sağlamlığı ile doğrudan bir ilişki içerisindedir. Bir toplumun siyasi gücü ne kadar uyumlu, istikrarlı olursa; milli kimliğin oluşması, güçlenmesi ve sürdürülebilir olması için zemin de o kadar hazır olacaktır."
Hüccet-ül İslam Vaizi son olarak şunları dedi: "Şehit Rehber, bu bağın bilinciyle her zaman ülkenin siyasi güç temellerini kuvvetlendirme doğrultusunda adımlar atmış; akılcı politikalarla sosyal sermayenin ve milli bütünlüğün yükselmesi için gerekli zemini hazırlamıştır."
yorumunuz