Tahran’da Havza Haber Ajansı’na konuşan siyaset uzmanı Fuad İzedi, Devrim Muhafızları Ordusu’nun Ürdün’deki Amerikan ordusu üssüne yapılan saldırıyla ilgili son açıklamasına atıfta bulunarak şunları vurguladı: Bu operasyon, ABD’nin suçlarına bir karşılık olarak gerçekleştirilmiştir ve bu eylem ‘önleyici bir saldırı’ olarak nitelendirilmemelidir."
Bazı medya organlarında operasyonun önleyici nitelikte olduğu yönündeki iddialara değinen İzedi şöyle konuştu:
"Devrim Muhafızları'nın resmî açıklamasında bu operasyonun açıkça ABD'nin işlediği suçlara karşılık gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Açıklamada bunun önleyici bir operasyon olduğuna dair hiçbir ifade yer almamaktadır. Dolayısıyla bunun aksini ileri süren yorumlar, resmî makamlar tarafından doğrulanmamaktadır."
İzedi, birkaç gün önce ABD ile İsrail'in Kerbelâ yakınlarında Hz. İmam Hüseyin ziyaretçilerine hizmet veren bazı Erbain çadırlarını (mukebleri) hedef aldığını belirterek şunları söyledi:
"Bu operasyonun doğrudan o saldırılara cevap olup olmadığı henüz resmî olarak açıklanmamıştır. Ancak açık olan gerçek şudur ki, İran İslam Cumhuriyeti bugüne kadar daima saldırılara karşılık vermiş, hiçbir zaman saldırıyı başlatan taraf olmamıştır."
"İran Hiçbir Zaman Savaşı Başlatan Taraf Olmadı"
İzedi sözlerini şöyle sürdürdü:
"12 günlük savaşın üzerinden bir yıldan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen İran yeni bir askerî operasyon başlatmamıştır. İran İslam Cumhuriyeti'nin gerçekleştirdiği her operasyon karşı tarafın saldırı ve suçlarına cevap niteliğindedir. Devrim Muhafızları'nın son açıklamasında da bu husus özellikle vurgulanmıştır."
Bununla birlikte kişisel görüşünü de paylaşan İzedi şöyle dedi:
"Bana göre İran İslam Cumhuriyeti bir dönemde cevap verme yöntemini değiştirmeye karar verirse, bunun askerî açıdan da değerlendirilmesi mümkündür. Çünkü sürpriz unsuru caydırıcılığın önemli bileşenlerinden biridir. Böyle bir yöntem izlense bile bu yine saldırgan bir tutum olarak değerlendirilemez. Zira ABD son aylarda İran'a defalarca saldırmıştır."
ABD Son Aylarda Defalarca İran'a Saldırdı
Siyaset uzmanı İzedi, ABD'nin son aylardaki saldırılarına değinerek şunları söyledi:
"ABD defalarca İran'a saldırdı. Dolayısıyla İran İslam Cumhuriyeti bu saldırılar zincirine karşılık verirse, bu ne savaşı başlatmak ne de önleyici bir saldırı olarak değerlendirilebilir."
"Sivil Kayıplar ve Altyapıya Yönelik Saldırılar Savaş Suçudur"
ABD'nin saldırılarında ülkeye büyük zarar verildiğini belirten İzedi şöyle konuştu:
"12 günlük savaşta bin 200'den fazla kişi hayatını kaybetti. Şubat ayında yaşanan saldırılarda ise 3 bin 500'den fazla sivil şehit oldu. İki hafta önce gerçekleştirilen saldırıda da 55'ten fazla sivil yaşamını yitirdi. Hastaneler, köprüler, okullar ve kamu hizmeti veren merkezler gibi ülkenin hayati altyapıları hedef alındı. Bunlar uluslararası hukuka göre açık savaş suçu niteliğindedir."
İzedi ayrıca şunları ekledi:
"Bütün bu saldırılara rağmen İran İslam Cumhuriyeti bugüne kadar ABD topraklarında hiçbir hedefi vurmadı ve sivilleri hedef almaktan daima kaçındı."
"ABD, İran'a Yönelik Saldırıları Normalleştirmek İstiyor"
Siyaset uzmanı, ABD'nin temel hedeflerinden birinin İran'a yönelik saldırıları olağan bir durum hâline getirmek olduğunu belirterek şöyle dedi:
"Bugün İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları nasıl sıradanlaşmışsa ve birkaç gün saldırı olmadığında bu durum haber konusu oluyorsa, aynı tabloyu İran konusunda da oluşturmak istiyorlar."
"Caydırıcılık Korunmazsa Düşman Tekrar Saldırır"
İzedi caydırıcılık kavramına değinerek şu değerlendirmede bulundu:
"Bir ülke askerî caydırıcılığını kaybederse, düşman verilen her cevabın ardından yeniden saldıracaktır. Caydırıcılığın korunduğu, ancak verilen cevabın yeni saldırıları engellemesiyle anlaşılır. Eğer her karşılığın ardından yeni bir saldırı gerçekleşiyorsa, bu düşmanın hâlâ ciddi bir bedel ödeyeceğine inanmadığını gösterir."
"Washington Uzun Vadeli Bir Baskı Stratejisi İzliyor"
ABD'nin İran politikası hakkında da konuşan İzedi şu ifadeleri kullandı:
"Görünüşe göre Washington, İran İslam Cumhuriyeti üzerinde baskı kurmaya yönelik dört yıllık bir plan hazırlamıştır. ABD ve İsrailli yetkililerin yeniden birlikte görünmeleri ve ortak fotoğraflar yayımlamaları da bu stratejinin güncellenerek sürdürüldüğünü göstermektedir."
İzedi sözlerine şöyle devam etti:
"Irak ve Afganistan'ın işgalinden sonra ABD çok ağır bedeller ödedi. Bu nedenle artık İran'ı doğrudan işgal etmeyi hedeflemiyor. Bunun yerine aşamalı saldırılar stratejisini benimsiyor. Buna göre birkaç hafta veya birkaç ay saldırılar düzenliyor, ardından ekonomik ve siyasi baskıları azaltmak amacıyla operasyonları geçici olarak durduruyor, bir süre sonra da yeniden saldırılara başlıyor."
"Askerî Baskının Yanında İç İstikrarsızlık da Hedefleniyor"
İzedi, askerî saldırılarla eş zamanlı olarak ABD'nin iç karışıklıklar çıkarmaya ve psikolojik savaş yürütmeye çalıştığını belirterek şunları söyledi:
"ABD, ülkede istikrarsızlık oluşturmak amacıyla iç olayları ve psikolojik savaşı teşvik etmeye çalışıyor. Böylece İran'ın petrol ihracatını azaltmak, bölgesel güç dengesini değiştirmek ve hatta ülkenin sınırlarını değiştirmek gibi hedeflerine ulaşmayı amaçlıyor."
"Mesele Sadece Nükleer Program Değil"
Siyaset uzmanı konuşmasının sonunda şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bazıları ABD'nin tek hedefinin İran'ın nükleer programı olduğunu düşünüyor. Oysa asıl amaç, İran İslam Cumhuriyeti'nin caydırıcılık kapasitesini zayıflatmak ve ülkenin gücünü uzun vadeli bir yıpratma stratejisiyle aşındırmaktır. Bu nedenle İran'ın savunma ve caydırıcılık kapasitesini bazı alanlarda güncellemesi ve düşmanın yeni stratejisine uygun etkili ve orantılı karşılıklar verebilmesi büyük önem taşımaktadır."
yorumunuz