Havza Haber Ajansının çeviri servisine göre, Necef-i Eşref Cuma İmamı Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimîn Seyyid Sadruddin Kubançi, Necef-i Eşref’teki Fatımiyye Hüseyniyesi'nde verdiği cuma hutbesinde iç siyaset, bölgesel gelişmeler ve uluslararası meseleler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Bakanlar Kurulunun Tamamlanması ve Gerekçesiz Bakanlıklar ile Yardımcı Makamların Oluşturulması
Hüccetü’l-İslam Sadruddin Kubançi hutbesinin başında, dün bakanlar hakkında yapılan oylamanın ardından bakanlar kurulunun tamamlandığını açıkladı ve şu değerlendirmede bulundu: “Dijital Ekonomi Bakanlığı, Turizm Bakanlığı ve Devlet Bakanlığı olmak üzere üç yeni bakanlığın kurulmasının yanı sıra Bakanlar Kurulu Başkanına bağlı dört yardımcı makamın oluşturulduğu görülmektedir.”
Hüccetü’l-İslam Kubançi, Irak’ın mali kriz yaşadığına dikkat çekerek dinî merciiyetin daha önce birçok kez “kamu malının israf edilmemesi” gerektiğini vurguladığını hatırlattı.
Bu bakanlıkların ve başbakana bağlı yardımcı makamların oluşturulmasının devletin yükünü artırdığını belirten Hüccetü’l-İslam Kubançi, bunların kurulması için gerçekçi hiçbir gerekçe bulunmadığını ifade etti.
Hükümet, Suudi Arabistan’ı Savunmadan Önce Yemenlilere Yönelik Bombardımanları Kınamalı
Bölgesel gelişmelere değinen Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimîn Seyyid Sadruddin Kubançi, Irak hükümetinin Husilerin (Yemen Ensarullah Hareketi) Suudi Arabistan’daki havalimanlarına yönelik saldırısını kınadığını hatırlattı.
Hüccetü’l-İslam Kubançi, şu ifadeleri kullandı: “Müslümanların Müslümanlarla savaşmasını asla kabul etmiyor ve bundan razı olmuyoruz. Ancak bundan önce Husilere yönelik bombardımanları ve Suudi Arabistan’ın, İsrail, Pakistan ve Türkiye’nin de katılımıyla, ABD liderliğinde Husileri ezmek amacıyla oluşturulması için çağrıda bulunduğu koalisyonu kınamak gerekir.”
Necef Cuma İmamı sözlerini şöyle sürdürdü: “Zulme ilk başlayan daha zalimdir. Husilere yönelik saldırılar karşısında sessiz kalınırken Riyad ve Dammam havalimanlarına yönelik saldırıların aceleyle kınanması şaşırtıcıdır.”
Gazze, Lübnan ve Suriye’ye Yönelik Bombardımanlar Kınanmalı; Arap Dünyası ise Sessiz
Necef-i Eşref Cuma İmamı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Öncelikle Gazze’ye ve orada yaşayan halka yönelik bombardımanları, Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıları ve Suriye’ye yönelik bombardımanları kınamamız gerekir.”
Hüccetü’l-İslam Kubançi ayrıca Netanyahu’nun dün, Suriye ve Lübnan’da yakın zamanda işgal ettiği topraklardan çekilmeyeceğini açıkladığını belirtti.
Bütün bunların Arap dünyasının sessizliği ve hiçbir kınamada bulunulmaması eşliğinde gerçekleştiğini ifade etti.
Azerbaycan’da Başörtüsü Yasağı, İslami Değerlere Yönelik Bir Saldırıdır
Necef-i Eşref Cuma İmamı Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimîn Seyyid Sadruddin Kubançi, uluslararası meseleler kapsamında Azerbaycan’da öğrenciler ve öğretmenlere başörtüsü yasağı getirilmesini kınadı.
Hüccetü’l-İslam Kubançi, Azerbaycan nüfusunun yüzde 95’inin Müslüman olmasına rağmen hükümetin böyle bir karar aldığını ve uygulamaya koyduğunu belirterek bunun yüz binlerce öğrencinin ve öğretmenin okuldan uzaklaştırılmasına yol açtığını söyledi.
Ardından şu soruları yöneltti: “Kadın hakları nerede? Kişisel özgürlük nerede? Övündükleri demokrasi nerede? Demokrasi, dine karşı kullanılan sahte bir slogana dönüştü. Uluslararası insan hakları kuruluşları nerede?”
Necef-i Eşref Cuma İmamı, Irak hükümetinden bu durumu kınamasını ve Azerbaycan halkıyla, Azerbaycanlı ailelerle, kadın ve erkeklerle dayanışma içinde olduğunu ilan etmesini istedi.
Hüccetü’l-İslam Kubançi, söz konusu meselenin yerel ya da etnik bir mesele olmadığını vurgulayarak şöyle konuştu: “Bu, İslami değerlerimize yönelik bir saldırıdır. Müslümanların meselelerine önem vermeyen kimse onlardan değildir.”
Dinî Hutbe: Ekonomik ve Toplumsal Güvenliğin Sağlanmasında Takvanın Rolü
Necef-i Eşref Cuma hatibi, dinî hutbesinde Allah’a karşı takvalı olmayı tavsiye ettikten sonra konuşmasının başlığının “Ekonomik ve Toplumsal Güvenliğin Sağlanmasında Takvanın Rolü” olduğunu belirtti.
Bu kapsamda şu ayet-i kerimeleri delil olarak gösterdi: “Eğer o ülkelerin halkı iman etseler ve takvalı olsalardı elbette üzerlerine gökten ve yerden nice bereketler açardık.” (Arâf suresi, 96. ayet)
“Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, hem üstlerindeki, hem de ayaklarının altındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi.” (Mâide suresi, 66. ayet)
Hırsızlık ve Yoksulluk Hakkında Küresel Veriler
Hüccetü’l-İslam Kubançi, resmî kuruluşlardan aktardığı verilere göre İngiltere’de her gün 55 bin hırsızlık olayının yaşandığını ve çalınan malların yıllık değerinin 2,2 milyar İngiliz sterlinine ulaştığını belirtti. Denetim ve önleme çalışmalarının maliyetinin ise 1,8 milyar sterlin olduğunu, böylece toplam maliyetin yılda 4 milyar sterline ulaştığını ifade etti.
Dünyada 1,2 milyar yoksul bulunduğuna dikkat çeken Hüccetü’l-İslam Kubançi, şu soruyu yöneltti: “Dünyadaki sanayi ve tarım alanlarında yaşanan ilerlemeye rağmen bu durum nasıl açıklanabilir?”
Soruyu kendisi yanıtlayan Hüccetü’l-İslam Kubançi, dünyada ekonomik kendi kendine yeterliliğin ve toplumsal güvenliğin sağlanmasının tek yolunun takvanın sınırlarına bağlı kalmak olduğunu söyledi.
İmam Sadık’tan (a.s.) Hırsızlık Yapıp Sadaka Veren Adam Hakkında Şaşırtıcı Bir Kıssa
Hüccetü’l-İslam ve’l-Müslimîn Seyyid Sadruddin Kubançi, İmam Sadık’ın (a.s.) başından geçtiği aktarılan ve birçok tarihî kaynakta yer verilen bir kıssayı anlattı.
Rivayete göre İmam Sadık (a.s.) şöyle buyurmuştur: “Bir gün yürürken bir fırının önünden geçen bir adamın fırıncıdan iki ekmek çaldığını gördüm. Ardından bir nar satıcısının yanından geçti ve ondan da iki nar çaldı. Daha sonra bu iki narı ve iki ekmeği bir yoksula verdi.
İmam Sadık (a.s.) ona, ‘Bunu neden yaptın?’ diye sordu.
Adam şöyle cevap verdi: ‘Günah bir karşılıkla, iyilik ise on karşılıkla değerlendirilir. Ben iki ekmeği ve iki narı sadaka verdiğimde kırk sevap kazandım. İki ekmeği ve iki narı çaldığımda ise dört günah işledim. Kırktan dördü çıkarırsak geriye otuz altı sevap kalır.’
Bunun üzerine İmam Sadık (a.s.) ona şöyle buyurdu:
‘Anan yasını tutsun! Sen Allah’ın kitabını bilmeyen birisin. Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder.’”
Takva, Ferahlığa ve Rızka Vesile Olur
Hüccetü’l-İslam Kubançi, konuşmasının sonunda takvanın iki sonucu olduğunu belirtti: “Birincisi çıkış yolu ve kurtuluş, ikincisi ise rızıktır.”
Bu görüşünü Yüce Allah’ın şu buyruğuna dayandırdı:
“Kim Allah’a karşı takvalı olursa Allah ona bir çıkış yolu açar ve onu ummadığı yerden rızıklandırır.” (Talâk suresi, 2-3. ayetler)

yorumunuz