Havza Haber Ajansı'nın haberine göre dini, ilahi ve Kur’anî hesaplamalarda İran’ın dünyanın birinci gücü olduğu söylendiğinde, bu iddia hangi ölçütlere ve unsurlara dayanmaktadır?
İlim Havzaları Uluslararası İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Kuhsari, yaptığı incelemeler sonucunda yedi temel başlık belirlediğini ifade ederek şöyle konuştu:
“Bu ölçütleri İran İslam Cumhuriyeti’nin bugünkü durumuyla karşılaştırmak istiyorum. Söz konusu unsurların ülkenin mevcut koşullarında bulunup bulunmadığını ve bunların toplamının, İran’ın dini ve Kur’anî ölçütler açısından dünya sahnesinin birinci gücü olduğu sonucuna ulaştırıp ulaştırmadığını incelemek istiyorum.”
Birinci Ölçüt: İlahi Velâyetin Devamlılığı ve Dini Egemenlik
Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Kuhsari, gücün ilk ölçütünün bir yönetim sisteminin ilahi velâyetin devamı niteliğinde olması ve ilahi egemenliğin gerçekleşmesi olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Dini ve Kur’anî hesaplamaların ölçütlerinden biri, bir ülkenin velâyet ve ilahi egemenlik çizgisinde ne ölçüde yer aldığıdır.”
Dini anlayıştaki velâyet hiyerarşisine değinen Hüccetü'l-İslam Kuhsari, şöyle devam etti:
“Kur’an ayetlerinde ilahi velâyet, ilahi peygamberlerin velâyetinde devam eder. İlahi peygamberlerin velâyeti, Masum İmamların (a.s.) velâyetine bağlanır. Bu yol, Allah’ın salih kullarının velâyetiyle devam eder.”
Havza hocası, dini ve inkılabî literatürdeki Velâyet-i Fakih teorisine değinerek şu açıklamada bulundu:
“Velâyet-i Fakih teorisi, bu yapı çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde ortaya konulmuştur ve ilahi gücün tezahürlerinden ve temel unsurlarından biri sayılmaktadır. Çünkü bu sistemde egemenlik, Ehl-i Beyt’in (a.s.) velâyeti ve ilahi peygamberlerin velâyeti temelinde tanımlanmaktadır.”
Bu ölçütün inanç esasları ve Kur’anî temeller çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Hüccetü'l-İslam Kuhsari, şöyle konuştu:
“Benim kanaatime göre İran İslam Cumhuriyeti, bu açıdan dünya ülkeleri arasında özel bir konumda değerlendirilebilir. Çünkü ülkenin yönetim sistemi, Velâyet-i Fakih teorisi ve ilahi velâyetin devamlılığı temelinde şekillenmiştir.”
Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Hüseyni Kuhsari, konuşmasının devamında İran İslam Cumhuriyeti’ndeki rehberlik sürecini de aynı çerçevede değerlendirdi. İmam Humeyni, şehit İnkılap Rehberi ve mevcut Rehber Ayetullah Seyyid Müçteba Hüseyni Hamaney’e değinerek bu süreci ilahi velâyetin devamlılığı açısından ele aldı.
Hüccetü'l-İslam Kuhsari, bu unsuru Kur’anî hesaplamalara göre İran’ın gücünü değerlendirirken dikkate alınması gereken ilk ölçüt olarak nitelendirdi. Dini açıdan gücün anlaşılabilmesi için diğer ölçütlerin yanı sıra yönetimin temel dayanaklarının ve yapısının da dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
İkinci Ölçüt: Tağutlara Karşı Direniş ve İlahi Yardımdan Yararlanma
İlim Havzaları Uluslararası İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı, ikinci ölçütün tağutlara ve tahakkümcü sistemlere karşı direnmek olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“İlahi hesaplama sisteminde, büyük tağutlara ve başlıca tağutî akımlara karşı duran güç, Kur’anî bakış açısından ilahi yardım meselesinin ve Allah’ın sünnetlerinin desteğinin gündeme geldiği bir konumda bulunur.”
Kur’anî düşünce sisteminde ilahi velâyet ve şeytani velâyet olmak üzere iki akım bulunduğuna değinen Hüccetü'l-İslam Kuhsari, şu ifadeleri kullandı:
“Kur’an’da ilahi velâyetten, ilahi peygamberlerin velâyetinden, Masum İmamların (a.s.) velâyetinden ve Allah’ın salih kullarının velâyetinden söz edildiği gibi, diğer tarafta da şeytani velâyet, tağutun velâyeti ve hakka karşı çıkan akımlar bulunmaktadır.”
Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Hüseyni Kuhsari, bu ölçütü İran İslam Cumhuriyeti’nin mevcut durumuyla ilişkilendirerek şöyle dedi:
“Dünyanın durumunu incelediğimizde İran İslam Cumhuriyeti yönetimine karşı geniş çaplı düşmanlıkların ve husumetlerin bulunduğunu görüyoruz.”
Siyonist rejime, uluslararası Siyonizme, Amerika’ya ve Batı medeniyetinin bazı kesimlerinin İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik daha derin düşmanlığına değinen Hüccetü'l-İslam Kuhsari, söz konusu Kur’anî analiz açısından bu karşıtlığın, İran İslam Cumhuriyeti’nin konumunu değerlendirirken dikkate alınması gereken ölçütlerden biri olduğunu ifade etti.
Havza hocası, kendi analizinin dayanağını vurgulayarak şöyle devam etti:
“Bu hesaplama sisteminin bakış açısına göre bir akımın haklılığı ne kadar fazlaysa ve tağutlar ile tahakkümcü güçler ona ne kadar çok düşmanlık ediyorsa, o akımın ilahi yardımdan ve ilahi orduların desteğinden yararlanması meselesi de aynı çerçevede gündeme gelir.”
İlim Havzaları Uluslararası İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı, tahakkümcü akımlara karşı direnmenin ve bunun ilahi yardımla ilişkisinin, Kur’an açısından gücün değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken unsurlardan biri olduğunu ve diğer ölçütlerle birlikte incelenmesi gerektiğini vurguladı.
Üçüncü Ölçüt: İmam-Ümmet İlişkisi ve Halkın Eşlik Etme Düzeyi
Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Kuhsari, ilahi gücün üçüncü ölçütünün imam ile ümmet arasındaki ilişki ve halkın Allah’ın velisine, ilahi peygambere ve Allah’ın salih kullarına ne ölçüde eşlik ettiği olduğunu belirtti ve şöyle konuştu:
“Kur’an açısından gücün önemli ölçütlerinden biri, insanların Allah’ın velisine, Allah’ın peygamberine ve O’nun salih kullarına ne ölçüde eşlik ettiğidir.”
Bu meseleyi açıklamak için Hz. Musa (a.s.) ile İsrailoğulları’nın kıssasına değinen havza hocası şöyle dedi:
“Kur’an’da İsrailoğulları, Hz. Musa’ya (a.s.) eşlik etmedikleri için kınanırlar. Kendi peygamberlerinin davetine karşılık şöyle demişlerdir:
‘Sen ve Rabbin gidin, ikiniz savaşın. Biz ise burada oturacağız.’”
İlim Havzaları Uluslararası İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı, bu Kur’anî örnekten hareketle halkın ilahi önderliğe eşlik etmesini gücün önemli ölçütlerinden biri olarak değerlendirdi ve şu ifadeleri kullandı:
“Bugün halk kitlelerinin sahada bulunması ve sürece eşlik etmesi olarak ifade edebileceğimiz olgu, bu çerçevede önem kazanmaktadır.”
Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Kuhsari, bu ölçütü İran’ın mevcut durumuyla ilişkilendirerek şöyle konuştu:
“Bu açıdan bakmak istiyorsak İran halkının Allah’ın velisine yönelik eşlik etme düzeyini, birlikteliğini, bütünlüğünü ve velâyete bağlılığını dikkate almamız gerekir.”
Şiilerin İmam Zaman’ın (a.f.) gaybetine olan inancına ve Velâyet-i Fakih makamının imamın naibi olarak konumuna değinen Hüccetü'l-İslam Kuhsari, şu ifadeleri kullandı:
“Bu anlayışta halk, pek çok mensubunun doğrudan görüşmediği, hatta bizzat görmediği bir imamla ilişkili olan bir liderliğe tabi olmaktadır. Ancak bu bağlılık ve inançsal bağ, velâyet ve niyabet inancı çerçevesinde şekillenmektedir.”
Havza hocası, diğer ülkelerdeki halkın eşlik etme durumuna da değinerek şöyle dedi:
“Irak, Lübnan, Pakistan ve Yemen’de de hareketler ve halkın eşlik ettiği süreçler gözlemlenmektedir. Ancak bu hareketler, İran İslam Cumhuriyeti’nde şekillenmiş olan velâyet akımı ve modelle bağlantılı bir çerçevede yer almaktadır.”
Hüccetü'l-İslam Kuhsari, Irak halkının şehit İnkılap Rehberi’nin cenaze törenine geniş çaplı katılımına değinerek yaklaşık 11 milyon kişilik bir rakamdan söz etti. Bu katılımı, inançsal ve toplumsal bağların incelenmesinde dikkate aldığı örneklerden biri olarak değerlendirdi.
Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Hüseyni Kuhsari şöyle devam etti:
“Lübnan’da da bir hareket ve halkın eşlik etmesi söz konusudur. Irak, Pakistan ve Yemen’de de insanlar sahada yer almaktadır. Bununla birlikte bu gelişmeler, imam ile ümmet arasındaki ilişki ve velâyetle kurulan bağ çerçevesinde analiz edilmektedir.”
Bu ölçüt diğer unsurlarla birlikte değerlendirildiğinde toplumsal bütünlüğün, velâyete bağlılığın ve halk ile rehberlik arasındaki süreklilik arz eden bağın, İran İslam Cumhuriyeti’nin gücünü değerlendirirken dikkate alınması gereken ölçütler arasında yer aldığını vurguladı.
Dördüncü Ölçüt: Fikri ve Bilgisel Temeller, Söylemsel Güç
Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Kuhsari, gücün dördüncü ölçütünün bir ülkenin fikri, bilgisel ve söylemsel temelleri olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Gücün incelenmesindeki önemli başlıklardan biri, bir ülkenin hangi fikri, bilgisel, felsefi ve söylemsel dayanaklara sahip olduğudur.”
İran İslam Cumhuriyeti’nin Ehl-i Beyt’in (a.s.) öğretileri ve ilahi velilerin talimleriyle olan bağlantısına değinen Hüccetü'l-İslam Kuhsari, şu ifadeleri kullandı:
“Bu bağlantı sayesinde bilgi, söylem, felsefe, irfan, akılcılık ve hikmet alanlarında belirli bir düzeye sahibiz. Bu ölçüt açısından söz konusu birikim dikkate alınabilir.”
Havza hocası, bu açıdan fikri ve bilgisel dayanaklardan yararlanarak söylemsel kapasitelerin değerlendirilebileceğini ve bunların bir güç unsuru olarak kabul edilebileceğini söyledi.
İlim Havzaları Uluslararası İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı, bu bilgilerin yalnızca İranlılara özgü olmadığını vurgulayarak şöyle konuştu:
“Bu kapasite, Ehl-i Beyt’in (a.s.), Masum İmamların (a.s.) ve Hz. Muhammed’in (s.a.a.) öğretileriyle bağlantılı olduğu için İran sınırlarıyla sınırlı değildir. Ülke sınırlarının ötesinde, daha geniş bir alanda da dikkate alınabilir.”
Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Kuhsari, söylemsel gücün unsurlarını açıklarken saf İslam, kapsamlı İslam, medeniyet inşa eden İslam, Aşura mektebi, inkılabi İslam ve direniş söylemini sıraladı. Bu bütünün, İran İslam Cumhuriyeti’nin fikri ve bilgisel dayanaklarını oluşturduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu temeller, inanç boyutunun yanı sıra kuram geliştirme ve bir söylem oluşturma açısından da önem taşımaktadır. Ülkeler arasındaki karşılaştırmalarda bu hususlar dikkate alınmalıdır.”
Dünyanın ekonomik ve siyasi güçlerinden biri olan Çin’e değinen Hüccetü'l-İslam Kuhsari, şöyle konuştu:
“Çin ekonomik ve siyasi güce sahiptir. Ancak söylemsel güç, bilgi birikimi ve kuram geliştirme açısından aynı özelliklerin Çin için de mutlaka geçerli olduğunu söyleyemeyiz.”
Batı medeniyetine de değinen Hüccetü'l-İslam Kuhsari, Batı medeniyetinin bir dönem kendisini güçlü bir medeniyet birikiminin sahibi olarak sunduğunu, ancak bugün fikri ve bilgisel alanlarda krizlerle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Bu açıdan İran İslam Cumhuriyeti’nin, İslami temelleri ve söylemi sayesinde dikkate değer bir konumda bulunduğunu söyledi.
Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Kuhsari, bu unsuru gücün önemli ölçütlerinden biri olarak nitelendirdi ve Kur’anî hesaplamalarda gücün yalnızca ekonomik, siyasi veya askeri ölçütlerle değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Ülkelerin konumları değerlendirilirken bilgisel temellerin ve söylemsel kapasitenin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.
Beşinci Ölçüt: Dayanışma, Müsavat, Fedakârlık ve Özveri
İlim Havzaları Uluslararası İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı, gücün beşinci ölçütünün toplumdaki dayanışma, müsavat, fedakârlık ve özveri düzeyi olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“İlahi gücün tezahürlerinden biri, toplumda dayanışma duygusunun ve fedakârlığa hazır olma iradesinin yaygınlaşmasıdır.”
Can Feda kampanyasına değinen Hüccetü'l-İslam Kuhsari, şu ifadeleri kullandı:
“Bugün çok sayıda insanın fedakârlıkta bulunmaya ve kendini feda etmeye hazır olduğunu ilan ettiği bir olguyla karşı karşıyayız.”
Farklı alanlarda şehit olan kişilere değinen Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Kuhsari, şöyle devam etti:
“Toplumun çeşitli kesimlerinde hizmet şehitlerimiz, sağlık şehitlerimiz, güvenlik şehitlerimiz ve eğitim-öğretim alanında şehitlerimiz bulunmaktadır. Bu örnekler, fedakârlık ve özverinin toplumun farklı grupları ve kesimleri arasında ortaya çıkabileceğini göstermektedir.”
Hüccetü'l-İslam Kuhsari, asıl meselenin sorumluluk duygusunun ve fedakârlığa hazır olma iradesinin belirli bir kesimle sınırlı kalmaması olduğunu belirterek, özveri ruhunun ülke çapında yaygınlaşması gerektiğini ifade etti.
Havza hocası, “Siz Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder.” ayetine değinerek şu değerlendirmede bulundu:
“Kur’an mantığında ilahi yardım, Allah’ın dinine yardım etmekle ve insanların hak yolunda sahaya çıkmasıyla bağlantılıdır. Bu nedenle fedakârlık ve özveri de Kur’anî açıdan gücün değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken ölçütlerden biridir.”
İlim Havzaları Uluslararası İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı, fedakârlığa hazır olma düzeyini, diğer ölçütlerle birlikte İran İslam Cumhuriyeti’nin konumunun analizinde değerlendirilebilecek unsurlardan biri olarak nitelendirdi.
Altıncı Ölçüt: Halkın Sabrı, Direnci ve Zorluklara Karşı Dayanıklılığı
Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Kuhsari, gücün altıncı ölçütünün bir halkın sabrı, direnci ve zorluklara karşı dayanıklılığı olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Kur’an açısından bir halk dirençli olduğunda, bu dayanıklılık ilahi yardıma kavuşmanın zeminini hazırlayabilir.”
Hedefler ve değerler doğrultusunda kararlılıkla ilerlemenin önemini vurgulayan Hüccetü'l-İslam Kuhsari, şu ifadeleri kullandı:
“Sabrın ve dayanıklılığın, gücün dini hesaplamalarında dikkate alınması gereken ölçütlerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü bir halkın konumu yalnızca belirli bir andaki durumuyla değerlendirilmez; zorluklar karşısında ne ölçüde direnç gösterdiği de önemlidir.”
Havza hocası, bir halkın diğer unsurların yanı sıra direnç ve dayanıklılık sahibi olmasının, Kur’anî hesaplama sisteminde o halkın gücünün analiz edilmesinde rol oynayabileceğini belirtti.
İlim Havzaları Uluslararası İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı; sabır ve direnci, velâyete bağlılık, söylemsel güç ve fedakârlıkla birlikte ele alınması gereken temel başlıklar arasında saydı. Bu unsurların birbirinden bağımsız değil, bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Yedinci Ölçüt: Her Alanda Birlik ve Bütünlük
Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Kuhsari, gücün yedinci ölçütünün kapsamlı birlik ve bütünlük olduğunu belirterek Kur’an-ı Kerim’in şu ayetine değindi:
“Birbirinizle çekişmeyin; sonra gevşersiniz ve gücünüz elden gider.”
Hüccetü'l-İslam Kuhsari, Kur’an’ın anlaşmazlık ve çekişmenin yenilgiye ve gücün kaybedilmesine yol açabileceği konusunda açıkça uyardığını ifade etti ve şöyle devam etti:
“Bir toplum ayrılığa düşer ve birliğini terk ederse gücü ve izzeti azalır. Bu nedenle birlik, Kur’anî hesaplamalarda gücün önemli ölçütlerinden biridir.”
Bu ölçütü İran’ın mevcut durumuyla ilişkilendiren havza hocası, bugün halk, yetkililer ve rehberlik arasındaki birlik ve bütünlüğün dikkate değer bir durumda olduğunu belirtti. Bu meselenin diğer unsurlarla birlikte incelenmesi gerektiğini söyledi.
Farklı gruplar ve akımlar arasındaki ilişkilere, yetkililerin kendi aralarındaki ilişkilere, halk ile yetkililer arasındaki ilişkilere ve halk ile yetkililerin liderlikle olan bağlarına değinen Kuhsari, şu ifadeleri kullandı:
“Bu ölçüdeki bağlılık ve bütünlük, birlik ölçütü açısından değerlendirilebilir.”
Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Kuhsari, bununla birlikte bütün anlaşmazlıkları ve istisnaları inkâr etmenin amaçlanmadığını belirterek genel tablonun ve ortaya çıkan toplam sonucun dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
İlim Havzaları Uluslararası İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı şöyle devam etti:
“Toplumun durumuna birlik ölçütü açısından baktığımızda halk, yetkililer ve liderlik arasındaki birlik düzeyi hakkında değerlendirme yapabilir ve bunu gücün önemli unsurlarından biri olarak kabul edebiliriz.”
Askeri, Silahlanma Ve Bilimsel Kapasite: Gücün Tamamlayıcı Unsurları
Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Hüseyni Kuhsari, konuşmasının devamında silahlı kuvvetlerin rolüne ve askeri, silahlanma ile bilimsel kapasitelere de değinerek bunları gücün diğer boyutları arasında saydı ve şöyle konuştu:
“Güç sahibi olmak için askeri güç, silahlanma kapasitesi ve bilimsel yetkinlikler gibi çeşitli alanlardaki kabiliyetler önemlidir. Bir ülkenin konumu değerlendirilirken bu unsurlar da dikkate alınmalıdır.”
Bu havza hocası, bütün ölçütlerin birlikte incelenmesinin gerekliliğini vurgulayarak şöyle devam etti:
“İlahi, dini ve Kur’anî hesaplama sisteminden söz ettiğimizde, gücün oluşmasında ve ilahi yardıma erişilmesinde rol oynayabilecek unsurların tamamını göz önünde bulundurmalıyız.”
İlim Havzaları Uluslararası İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı, gücün yalnızca tek bir ölçütle değerlendirilemeyeceğini belirtti. Askeri ve bilimsel kapasitenin; ilahi velâyet, halkın eşliği, bilgisel temeller, fedakârlık, direnç ve birlik gibi ölçütlerle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.
Kur’anî Ölçütlerin Bütünü: İran’ın Birinci Güç Olmasının Analizindeki Temel
Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Kuhsari, değerlendirmelerini özetlerken şöyle konuştu:
“Bu ölçütleri bir araya getirdiğimizde İran İslam Cumhuriyeti bazı alanlarda birinci sırada bulunabilir, bazı alanlarda ise farklı ve ayrıcalıklı bir konuma sahip olabilir. Ancak önemli olan, bütün bu unsurların birlikte ortaya koyduğu genel sonuçtur.”
Fikri ve bilgisel sistemi, siyasi yapıyı, bütünlüğü ve birliği, saf İslam ve medeniyet inşa eden İslam söyleminin dayanaklarını, fedakârlığı, özveriyi, sabrı ve zorluklara karşı dayanıklılığı bir arada değerlendiren Kuhsari, şu ifadeleri kullandı:
“Bütün bu unsurları bir araya getirdiğimizde, İran İslam Cumhuriyeti’nin dini ve Kur’anî hesaplamalara göre uluslararası alanda birinci güç olduğu sonucuna ulaşabiliriz.”
Bu havza hocası, farklı güç değerlendirme sistemleri arasındaki ayrıma da değinerek şöyle konuştu:
“Bazı güç değerlendirme sistemleri bu ölçütleri kendi kriterlerine dâhil etmeyebilir ve ülkeleri başka unsurlara dayanarak sıralayabilir. Ancak dini ve Kur’anî ölçütler temel alındığında ülkelerin konumları da aynı ölçütlere göre değerlendirilmelidir.”
Hüccetü'l-İslam Kuhsari, bu bağlamda İnkılap Rehberi’nin İran’ın konumuna ilişkin ifadesine değinerek şöyle devam etti:
“Bazı hesaplama sistemlerinde İran dördüncü sıradaki güç olarak değerlendirilebilir. Ancak dini ve Kur’anî ölçütleri bir arada ele alır ve İran İslam Cumhuriyeti’nin durumunu bu ölçütlerle karşılaştırırsak farklı bir sonuca ulaşırız.”
Hüccetü'l-İslam ve'l-Müslimin Kuhsari, İnkılap Rehberi’nin şehadetinden sonra İran’ın içinde bulunduğu koşullara değinerek şöyle konuştu:
“Bu alanların bazılarında İran’ın konumu söz konusu olayın ardından daha da belirginleşmiştir. Bu husus da ülkenin mevcut durumunun incelenmesinde dikkate alınmalıdır.”
İlim Havzaları Uluslararası İşlerden Sorumlu Başkan Yardımcısı, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Bu ölçütleri bir araya getirir ve Kur’anî ve dini temeller doğrultusunda değerlendirme yaparsak İran İslam Cumhuriyeti, bu hesaplama sistemine göre uluslararası alanda birinci güç konumunda yer alır.”
yorumunuz