Havza Haber Ajansı'nın haberine göre, Ramazan ayında "Hayat Değiştiren Ayetler" ile birlikte olun. Bu ayetler Kur'an-ı Kerim'den, hayatın rehberi ve saadeti olan kısa ve uygulamalı tefsirlerle birlikte bir dizi ayetlerdir. Bu ayetlerle, Ramazan ayının günlerini Allah'ın kelamıyla daha da aydınlatalım.
Hüccet-ül İslam vel-Müslimin Hadi Hüseyinhani şöyle anlatıyor:
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
Haşr Suresi'nin 9. ayetinde, Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Daha önceden o yurda yerleşmiş ve imana sarılmış olanlar, kendilerine hicret edenleri severler ve onlara verilenden dolayı içlerinde bir ihtiyaç duymazlar. Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile onları kendi nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir."
Bu mübarek ayet, muhacirlerin hicretinden önce Medine'ye yerleşmiş ve iman etmiş olan Ensar'a işaret etmektedir. Yüce Allah, bu grubu tarif ederken şu yüce özellikleri saymaktadır: Onlar, kendilerine hicret edenleri (yani muhacirleri) severler ve kalplerinde muhacirlere verilene karşı hiçbir kıskançlık, ihtiyaç veya beklenti hissetmezler. Hatta bunun ötesinde, muhacirleri kendilerine tercih ederler ve onların ihtiyaçlarını karşılarlar, kendileri en büyük fakirlik ve sıkıntı içinde olsalar ve o imkanlara şiddetle ihtiyaç duysalar bile.
Yüce Allah, ayetin sonunda şunu vurgulamaktadır: "Kim nefsinin cimriliğinden ve hırsından korunursa, işte onlar gerçek kurtuluşa erenlerdir."
Ayetteki anlamdan da anlaşılacağı gibi, bu ayet-i kerime doğrudan Medineli Ensar'a işaret etmektedir. Mekkeli muhacirlerin hicretinden önce Medine'de ikamet eden ve muhacirleri bağırlarına basan insanlar. Onlar, tüm cömertlikleriyle imkanlarını ve mallarını muhacirlerin kullanımına sundular ve bu, kendilerinin de çoğu durumda aynı imkanlara şiddetle ihtiyaç duyduğu bir durumdu. Ancak onlar, tam bir fedakarlıkla muhacirleri kendilerine tercih ettiler ve onların menfaatlerini kendi menfaatlerinin önüne koydular.
Bu fedakarlık ve özveri ruhuna, çağımızda da özellikle son yıllarda, mazlum Filistin, Lübnan, Suriye ve bölgedeki diğer ülkelerin halklarının karşı karşıya olduğu zor durumda İslami direniş hareketinde tanık olduk. Bu zor şartlarda, birçok kişi kendi ihtiyaç duyduğu imkanları ve kaynakları, fedakarlık ruhuyla muhtaçlara ve zarar görenlere sundu.
Yüce Allah, bu ayette bize, fedakarlığın ve özverinin hem maddi hem de manevi alanlarda değerli ve takdire şayan olduğunu öğretmektedir. Maddi boyutta, belirtildiği gibi Ensar, mallarını ve mülklerini cömertçe muhacirlere bağışladılar. Manevi boyutta ise, Hz. Fatıma'nın (s.a) dualarında her zaman önce başkalarına dua etmesine ve "Önce komşu, sonra ev" demesine değinilebilir. Bu, onun hem maddi hem de manevi konularda fedakarlık yaptığını ve her zaman başkalarını kendisine tercih ettiğini göstermektedir.
Allah, insanın kurtuluş ve felahına yol açan şeyin başkalarını kendine tercih etme ruhu olduğunu vurgulamaktadır. Başka bir deyişle, insan serveti ve zenginliği kendisine ait bilmediği ve elde ettiğinin sadece kendi kişisel çaba ve emeğinin sonucu olduğunu düşünmediği, aksine bunun Allah'ın kendisine bahşettiği bir mal olduğunu ve bir kısmını kendisi için harcaması, bir kısmını da başkalarına bağışlaması gerektiğini bildiği zaman, malı infak etmek onun için zor ve sıkıntılı olmayacaktır.
Bu bakış açısı, insanı hırs ve açgözlülük esaretinden kurtarır ve sonuç olarak felah ve kurtuluşa ulaşır. Gerçek kurtuluş, kendisini ve malını Allah'a ait bilen ve bu ilahi yolda yürüyen kişiye aittir.

Havza / Kur'an-ı Kerim, Haşr Suresi'nin 9. ayetinde, Medineli Ensar'ın hikayesinde, şiddetli ihtiyaçlarına rağmen muhacirleri kendilerine tercih edenlerin iktisat anlayışındaki fedakarlığı tasvir etmektedir. Bu Kur'ani model, Filistin, Lübnan ve Suriye halkları arasındaki çağdaş direnişte de devam etmektedir ve Allah, mallarını sadece kendilerine ait değil, bir kısmını muhtaçlara ait ve ilahi bir emanet olarak görenlerin gerçek kurtuluşa ulaşacağını vurgulamaktadır.
yorumunuz