Havza Haber Ajansı’nın haberine göre, hilal gözlem komitesinin üyesi ve bu alandaki uzmanlardan biri olan Murtaza Saidi Necefi, kaleme aldığı bir yazıda şunları belirtti:
Suudi Arabistan, Pazar günü Ramazan Bayramı olacağını duyurdu. Oysa İran’da halk yarın, Ramazan’ın 29. gününü oruçlu geçirecek. (Dikkat edin, 29. gün, 30. gün değil!)
Peki, neden böyle bir durum yaşandı? Şevval ayının başlangıcını ve Ramazan Bayramı’nı duyururken Suudi Arabistan mı hata yaptı, yoksa biz mi?
Geçmişe dönersek, Ramazan ayının başlangıcında da aynı durumun yaşandığını görürüz. Suudi Arabistan, 1 Ramazan’ı 1 Mart olarak, İran ve Irak ise 2 Mart olarak ilan etmişti.
Acaba hilal, Suudi Arabistan ufkunda doğarken İran ve Irak’tan farklı mı görünüyor?
Bu soruya şu şekilde cevap verebiliriz: Suudi Arabistan’ın bizden bir gün önde olmasının sebebi, coğrafi farklılıklar değil. Bunun nedeni, iki ülkenin hicri takvim hesaplama yöntemlerindeki farklılıktan kaynaklanıyor.
Suudi Arabistan, uzun süredir yeni bir kriter temelinde hicri ayların başlangıcını ilan ediyor. Bu kritere göre, Mekke’de güneş battığında hilalin de güneşten sonra batması yeterli kabul ediliyor. Hilalin gözle görülüp görülmemesi ise bu hesaplamada dikkate alınmıyor.
Bu nedenle, yılın birçok ayında (örneğin, zaman zaman hac mevsiminde ve Zilhicce ayının başlangıcında) Suudi Arabistan’ın hicri takvimde bizden bir gün önde olduğunu görüyoruz.
Ancak İran’da esas alınan ölçüt ister çıplak gözle ister teleskop ve dürbünle, hilalin görülmesidir. Irak’ta da Şii merciliği hilalin doğumunu değil, bizzat görülmesini temel alır.
Dolayısıyla, eğer Suudi Arabistan da bizim kriterlerimizi uygulasaydı, hicri ayları bir gün önce ilan edemezdi.
Tabii ki Suudi Arabistan’ın bu yöntemi ne kadar doğru olduğu konusunda, Sünni dünyasında bile farklı görüşler var. Bu yöntemin dini bir temelden çok, hicri ayların başlangıcını önceden kesin bir şekilde belirleyip sabitlemeyi amaçladığı söylenebilir. Çünkü Suudi Arabistan’ın resmî takvimi hicri takvim olduğu için, ayların önceden belirlenmesi devletin idari işlerinde aksaklık yaşamamasını sağlıyor.
Oysa İran’da şemsi takvimi (güneş takvimi) kullanıldığı için, biz bu sorunu yaşamıyoruz.
Son olarak şu soru akıllara gelebilir: Suudi Arabistan’da her yıl hilalin görüldüğüne dair raporlar yayımlanırken, neden Suudi ve Arap astronomlar bile hilalin birçok durumda (bu gece olduğu gibi) aslında görülemez olduğunu kabul ediyor?
Bu sorunun cevabı yalnızca garip ve çok sayıda gözlem hatasında değil, aynı zamanda Suudi Arabistan’ın son yıllardaki dönüşüm sürecinde aranmalıdır.
Bir yandan modernleşmeye ve ilerlemeye doğru adım atarken, diğer yandan İslam dünyasının merkezi olma iddiasını sürdürmek istiyor. En azından görünürde dini hükümlere bağlılığını göstermek istiyor.
Bu nedenle Suudi Arabistan’da yayımlanan hilal gözlem raporları, bilimsel ve astronomik açıdan kesinlikle güvenilir kabul edilemez.
yorumunuz