Çarşamba 31 Aralık 2025 - 17:06
Şeyh Zekzaki: Afrika’nın Bölünmesine Yönelik Senaryo, Yeni Bir Yüzle Hayata Geçiriliyor

Havza / Hitabımız, para ve makam uğruna kendi halkını öldüren yöneticileredir. Bilin ki işiniz bittiğinde, sizi kullananlar sizi de öldürecekler; tıpkı Saddam ve Kaddafi’ye yaptıkları gibi.

Havza Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre Afrika medyası, Nijerya’daki mevcut olaylar ve gelişmeler ile ABD’nin Afrika’nın iç işlerine, özellikle de Nijerya’ya müdahalesi üzerine, Şeyh Zekzaki’nin 25 Receb 1435 (Hicrî) tarihinde (24 Mayıs 2014) Zaria şehrinde on binlerce Müslüman erkek ve kadının katılımıyla düzenlenen “Şehitler Günü” töreninde yaptığı konuşmayı yeniden yayımladı.

Bu tarihî konuşmanın metni şöyledir:

Bugün ülkemizde yeni bir olguyla karşı karşıyayız. Daha önce konuşmalarımda defalarca uyarmıştım: Yaklaşmakta olan bir mesele var. Yeni bir şey yaşanıyor ve bu, Afrika’nın yeniden işgal edilmesinden başka bir şey değildir.

Küresel güçler, yıllar önce gelecek yüzyılın ‘Afrika Yüzyılı’ olacağını ilan etmişlerdi. Neden? Çünkü kendi hesaplamalarına göre Afrika, dünya servetlerinin yaklaşık üçte ikisine sahiptir. Bu nedenle Afrika’yı bir kez daha ele geçirmeye karar verdiler; ancak yeni bir yöntemle. Kendilerinin ‘Afrika’nın ikinci kez paylaşılmasına yönelik saldırı’ adını verdikleri bir yöntemle!

Afrika’nın ilk paylaşımı aşamasında, Avrupa güçleri —İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Portekiz ve Belçika— Berlin Konferansı’nda bir araya gelmiş ve Afrika kıtasını aralarında paylaşmışlardı. Bugün ise aynı senaryo, fakat yeni bir yüzle tekrar sahneye konulmaktadır.

Amerika Birleşik Devletleri açıkça Afrika’yı yeniden işgal etmek için ‘terörizm aracını’ kullanacağını ilan etti. Bugün tanık olduğumuz şey tam olarak bu planın hayata geçirilmesidir.

Bu süreci Libya’da başlattılar. Arap halklarının uyanışı ve Mısır halkının kıyamı Batı’yı korkuya sürükledikten sonra Libya’yı yerle bir ettiler, Kaddafi’yi öldürdüler ve geriye; sadece katliamın, kabile savaşlarının ve kan dökülmesinin hüküm sürdüğü bir ülke bıraktılar. Bu sırada kendileri ise kaynakları yağmalamakla meşgul oldular.

Libya ve Nijerya her ikisi de “Sweet Crude” olarak bilinen kaliteli petrole sahiptir. Libya’nın petrolü artık fiilen onların kontrolündedir ve Nijerya’nın petrolü de yıllardır gasp edilmiştir. Onlar sadece birkaç değersiz piyon —bir kukla cumhurbaşkanı, başkan yardımcısı, vali veya bakan— atıyorlar ki ülkenin kaynaklarını yağmalayabilsinler.

Şimdi, yeni bir yöntemle ülkeleri işgal ediyorlar. Bu yüzden Mali’yi işgal ettiler. Kidal ve Gao’da çatışma haberleri duyuluyor. Birden silahlı kişiler ortaya çıkıyor, rastgele ateş ediyor ve ardından “İslami cihatçılar” oldukları söyleniyor.

Oysa gerçekte Mali’de büyük miktarda altın bulunmuştu; uzun zamandır anlatılan o efsanevi altınlardan; Mali’nin tarihî kralı Mansa Musa’nın servetiyle özdeşleşen altınlardan.

Bu servetin keşfi üzerine Mali işgal senaryosu hazırlandı. Dediler ki Cezayir’den gruplar geldi ve Mali’nin yarısından fazlasını ele geçirdi, “Azavad” adında bir devlet kurdular; ardından Fransa müdahale etti ve terörle savaşıyormuş gibi davrandı, ama asıl amaç altını yağmalamaktı.

Orta Afrika’da da gerçek kimliği belirsiz silahlı gruplar olan “Seleka” adı altında çatışmalar bahanesiyle katliam başlatıldı. Ardından Hristiyan milisler “Anti-Balaka” organize edildi ve Müslümanlar —özellikle Fulani çobanları— katledildi. Asıl hedef yine elmaslardı.

Orta Afrika’da, bir “Müslüman lider” adıyla Michael Odufia tarafından askerî bir darbe yapıldığı söylendi! Hiç “Michael” isimli bir Müslüman duydunuz mu? Bu açık yalanlar sadece askerî varlığı ve Müslümanların katledilmesini meşrulaştırmak için uydurulmuştur.

Aynı model Güney Sudan’da kabileler arası ihtilaflar körüklenerek ve Nijerya’da ise Boko Haram adlı bir proje üzerinden tekrarlandı; öyle ki pek çok Amerikalı analist bile bunun Batılı güvenlik aygıtları tarafından üretilmiş ve kurgulanmış bir yapı olduğunu kabul etmiştir.

Okuldan kızların kaçırılması olayı da devlet eliyle yürütülen bir projeydi. Aileler, çocuklarını kimin kaçırdığını çok iyi bilmektedir. Bunun doğrudan sorumlusu Jonathan hükümetidir. Yapılan protestolar anlamsızdır; eğer fail devletse, devletten hesap sorun. Eğer Boko Haram deniliyorsa, o zaman Boko Haram nerededir? O da zaten devletin askerî üslerinin kontrolü altındadır.

Boko Haram’ın gerçek bir varlığı yoktur; büyük bir yalandır. Eğer amacınız ticaretse, bizimle ticaret yapın; fakat dinimizi aldatma aracı olarak kullanmayın ve bizi kurtarmaya geldiğinizi iddia etmeyin; çünkü siz kurtarmaya değil, yağmalamaya geldiniz.

Bugün sahneye çıkan gerçek terörizm Amerika’dır. Afganistan ve Irak’ta uyguladıkları model aynen uygulanmaktadır. Bin Ladin ve kitle imha silahları bahanesiyle ülkeleri yerle bir ettiler ve hâlâ onların kaynaklarını çalmaya devam ediyorlar.

Nijerya’da da aynı plan devrededir; Zamfara, Birnin Gwari, Zaria, Sokoto ve Borno’daki altın, uranyum ve kıymetli metaller için...

Hitabımız, para ve makam uğruna kendi halkını öldüren yöneticileredir. Bilin ki işiniz bittiğinde, sizi kullananlar sizi de öldürecektir; tıpkı Saddam ve Kaddafi’ye yaptıkları gibi.

Bu kriz doğrudan bizi hedef almaktadır. Ona karşı direnmek dinî bir görevdir. Bu yolda öldürülen herkes şehittir. Bizim silahımız vardır: İman, bilinç ve direniş silahı.

Allah’tan, bizi gelecek Şehitler Günü’ne kadar sağlık ve esenlik içinde ulaştırmasını, bize yardım etmesini ve düşmanlarımıza karşı zafer vermesini diliyoruz.

Allah, Muhammed’e ve onun tertemiz Ehl-i Beyt’ine salât eylesin. Hepinize Allah’ın selâmı, rahmeti ve bereketi olsun.

Kaynak: Şeyh İbrahim Zekzaki’nin Eserlerini Yayınlama Merkezi (Allah onu muhafaza etsin)

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha