Havza Haber Ajansı’nın haberine göre Hüccetü’l-İslam Rıza Yusufzade, “Çocuk sahibi olduktan sonra eşin kıskançlığının nasıl yönetileceği” konusu hakkında bir soru-cevap açıklamasında bulunmuştur. Bu açıklamayı siz değerli okuyucularımızın istifadesine sunuyoruz.
Soru:
Kızım beni çok seviyor ve bu durum eşimin kıskanmasına neden oldu. Aramızda bir sorun oluşmaması için bu durumu nasıl yönetmeliyim?
Cevap:
Çocuk sahibi olduktan sonra karşılaşılan zorluklardan biri rollerin yeniden düzenlenmesidir. Yani hayatımıza bir çocuk girdiğinde, çocuktan önce yalnızca ben ve eşim vardık. Aile ortamındaki ilgi, sevgi ve etkileşimlerimiz birbirimize yönelikti. Ancak şimdi hayatımıza başka bir kişi daha girmiştir ve bu durumun yeniden dengelenmesi oldukça önemlidir.
Birinci nokta: Bu değerli kardeşimizin, çocuğuna gösterdiği ilginin ölçülü olup olmadığını gözden geçirmesi gerekir. Yani eve geldiğinde dikkatinin normalden fazla bir şekilde çocuğuna yönelip yönelmediğine bakmalıdır. Bu durum, annenin ve bazen de babanın itiraz etmesine zemin hazırlayabilir. Eğer anne böyle bir durum yaşıyorsa, öncelikle bu noktaya bakmak gerekir: Bu denge korunuyor mu, korunmuyor mu?
İkinci nokta: Yakın ilişkilerde “kıskançlık” şeklinde bir etiket kullandığımızda, bu kıskançlığı yaşayan tarafın —ki bana göre yakın ilişkilerde bunu her zaman bu kadar belirgin bir şekilde “kıskançlık” olarak değerlendirmek doğru değildir— aslında söylemek istediği şey “Bana da biraz ilgi göster.” çağrısı olabilir. Ancak kendisi durumu böyle ifade ettiği için bu şekilde ele alıyorum.
Aslında “kıskançlık” dediğimizde üstü kapalı bir şekilde veya doğrudan kullandığı sözlerle eşine şunu söylediğini ifade etmiş oluruz: “Bana gösterdiğin ilgi azaldı.”
Dolayısıyla bunu pratik olarak ele alacak olursam, bu değerli kardeşimize şunu söylemek isterim: Eşinize yönelik ilginizi biraz daha görünür, daha fazla ve daha çeşitli hâle getirin. Böylece eşiniz, “Çocuğum hayatımıza girdikten sonra ben bu hayatın kenarında kaldım, artık görülmüyorum ve bana ilgi gösterilmiyor.” şeklinde bir duyguya kapılmaz.
Ayrıca çocuklarımızın kişilik gelişimi açısından da eşimizle öyle bir ilişki kurmalıyız ki çocuklarımız annelerini hayatın merkezinde görsünler. Yani çocuk, babasının annesine bakışından şunu hissedebilsin: “Annem, babamın hayatının merkezinde.”
Daha sonra anne de babayla öyle bir etkileşim kurmalıdır ki çocuklar babalarının aile hayatlarının merkezinde, odak noktasında ve gerçekten ailenin direği olduğunu hissetsinler.
Bu tür bir etkileşim, çocuğumuz açısından da oldukça faydalıdır.
yorumunuz