Havza Haber Ajansı’nın haberine göre her işte ölçülü ve dengeli olmak gerekli ve önemlidir. İnsan, ölçülülük sınırını aştığında israfa düşer. İsraf, bireysel ve toplumsal bir hata olup insanların bireysel ve sosyal hayatında çok sayıda olumsuz sonuca yol açmaktadır.
Günümüzde çeşitli toplumlarda kaynakların ve tüketimin doğru ve verimli kullanılması kültürü oldukça yaygınlaştırılmakta ve farklı alanlarda israfla mücadele edilmektedir. İslam dininde de israf, dini kaynaklarda ve İslami öğretilerde şiddetle kınanmıştır.
Kur’an-ı Kerim’de ve hadislerde israfın çeşitli yönleri ele alınmış; bu davranışın haram olduğu ve birtakım sonuçlar doğurduğu belirtilerek birey ve İslam toplumunda ölçülülük ve dengeli tüketim anlayışının oluşturulması amaçlanmıştır.
Bu konu hakkında Kum İlim Havzası hocalarından Hüccetü’l-İslam Seyyid Ali Musevî ile bir söyleşi gerçekleştirdik.
İsraf Nedir ve Ne Anlama Gelir?
“İsraf” kelimesi س ر ف (s-r-f) kökünden gelir ve insanın yaptığı herhangi bir işte sınırı aşması, ölçüyü geçmesi anlamına gelir. (Müfredât, c. 2, s. 211)
İsraf, olumlu alanlarda, örneğin infak ve bağış yapma konusunda da kullanılabilir. Nitekim Furkan Suresi’nin 67. ayetinde şöyle buyurulur:
"Onlar harcadıkları zaman ne israf ederler ne de cimrilik ederler.”
Ancak terim olarak israf, esas itibarıyla bir şeyin gereğinden fazla ve ölçüsüz şekilde kullanılması, tüketilmesi veya herhangi bir konuda sınırın aşılması anlamında kullanılır.
İsraf ile Tebzir Arasındaki Fark
Tebzir, bir şeyi dağıtmak ve saçıp savurmak anlamına gelir. Özellikle malını gereksiz yere harcayan kişi hakkında kullanılır. (Müfredât, c. 1, s. 251)
Günlük dilde tebzir, kabaca “saçıp savurma, gereksiz yere harcama” anlamına gelir ve anlam bakımından israfa oldukça yakındır.
Bununla birlikte israf; yemek, giyim, servet ve benzeri her alandaki aşırılığı kapsarken, tebzir daha özel olarak malın ve servetin gereksiz yere harcanması ve ziyan edilmesi anlamında kullanılır.
Ancak rivayetlerde zaman zaman israf ve tebzir aynı anlamda da kullanılmıştır.
İmam Ali (a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Malı hakkı olmayan yerde vermek tebzir ve israftır. Bu davranış, sahibini dünyada yükseltir, fakat ahirette alçaltır.” (Nehcü’l-Belâğa, 126. hutbe)
İsrafın Hükmü
İsraf, terim anlamıyla haramdır. Çünkü israf sonucunda hem Allah’ın hakkının hem de insanların haklarının zayi edilmesi söz konusu olabilir.
Allah hakkı açısından, Allah’ın insana verdiği nimetlerin gereksiz yere tüketilip yok edilmesi söz konusudur.
Kul hakkı açısından ise, başka bir insanın ihtiyaç duyduğu bir nimet veya imkân, israf eden kişinin elinde bulunduğu hâlde gereksiz yere tüketilip yok edilebilmektedir.
Kur’an-ı Kerim’de İsraf Konusu
Kur’an-ı Kerim’de “israf” kelimesi ve türevleri 23 kez geçmektedir. Bu kullanımlar hem genel anlamda hem de terim anlamında israfı ifade etmektedir.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"İsraf edenlerin emrine uymayın." (Şuarâ Suresi, 151. ayet)
Yine şöyle buyurur:
"Yiyin, için fakat israf etmeyin. Şüphesiz Allah israf edenleri sevmez." (A‘râf Suresi, 31. ayet)
Bir başka ayette ise şöyle buyurulmaktadır:
"Şüphesiz Allah, aşırı giden ve yalancı olan kimseyi hidayete erdirmez.” (Mü’min/Gâfir Suresi, 28. ayet)
Ehl-i Beyt (a.s.) Rivayetlerinde İsraf
Rivayetlerde de israf ve tebzir konusunda çok sayıda hadis bulunmaktadır.
İmam Cafer Sâdık (a.s.) şöyle buyurmuştur:
"İsrafın en düşük derecesi; kaptan artan suyu dökmek, iş elbisesi ile dışarıda giyilen elbiseyi aynı şekilde kullanmak ve hurmayı yedikten sonra çekirdeğini atmaktır.” (Vesâilü’ş-Şîa, 28. bab, 3. hadis, s. 374)
İmam (a.s.) bu hadiste israfın sınırını örnekler üzerinden açıklamıştır. Buradan hareketle aynı ölçünün diğer alanlara da uygulanabileceği belirtilmektedir.
İmam Ali (a.s.), israf eden kişinin üç belirtisi olduğunu şöyle ifade eder:
“İsraf eden kişinin üç alameti vardır: Kendisine ait olmayan şeyi yer, kendisine uygun olmayan şeyi giyer ve kendisine uygun olmayan şeyi satın alır.” (Bihârü’l-Envâr, c. 72, s. 304)
Burada “kendisine ait olmayan” veya “kendisi için olmayan” ifadesinden maksat, kişinin makamına, durumuna ve ihtiyacına uygun olmayan, sınırını aşan şeyler olduğu belirtilmektedir.
Başka bir rivayette de İmam Ali (a.s.), ölçülü ve dengeli davranmanın serveti artırdığını, israfın ise serveti yok ettiğini ifade etmektedir. (Bihârü’l-Envâr, c. 68, s. 347)
İsrafın Çeşitleri
İsraf, genel anlamıyla ölçülülük sınırından çıkmak olduğundan çok çeşitli alanlarda ortaya çıkabilir. Bunlardan bazıları şunlardır:
1. İnanç alanında israf
Kur’an-ı Kerim’de günah işlemek de israf olarak nitelendirilmektedir. Çünkü insan, böylece ölçülülük sınırının dışına çıkmaktadır.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“İşte Rabbinin ayetlerine inanmayan ve aşırı giden kimseyi böyle cezalandırırız. Ahiret azabı ise daha şiddetli ve daha kalıcıdır.” (Tâhâ Suresi, 127. ayet)
2. Ahlaki ve davranışsal israf
İnsan ahlaki sınırların dışına çıktığında da israf söz konusu olur. Cinsel sapmalar, kötü davranışlar ve her türlü ahlaki yanlışlık bu kapsamda değerlendirilebilir.
Kur’an-ı Kerim’de Lût kavminin yaptığı çirkin davranış nedeniyle “israf edenler” olarak nitelendirildiği ifade edilmektedir. Çünkü onlar şer‘î ve aklî sınırların dışına çıkmışlardır.
“Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz sınırı aşan bir toplumsunuz.” (A‘râf Suresi, 81/82. ayet)
3. Ekonomik israf
Günlük hayatta meydana gelen pek çok israf bu kategoriye girer. Bunlardan bazıları şunlardır:
- Kullanılabilir durumda olan şeyleri yok etmek veya çöpe atmak,
- İhtiyaç duyulmayan şeyleri temin etmek,
- Gereğinden fazla tüketmek.
İmam Cafer Sâdık (a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Erkek için bir yatak, ailesi için bir yatak ve misafiri için bir yatak gereklidir. Bundan fazlası şeytana aittir.” (Bihârü’l-Envâr, c. 76, s. 321)
Ayrıca vücuda zarar verecek miktarda veya şekilde herhangi bir şeyi tüketmek de israf kapsamına girebilir. Örneğin, az miktarı dahi vücuda zarar veren şarap tüketimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Bunun yanı sıra yemek, içmek ve giyim gibi alanlarda gereğinden fazla tüketim de israftır.
Kişinin kendi durumuna ve konumuna uygun olmayan, aşırı ve gösterişli şeyleri edinmesi; örneğin ihtiyacının çok üzerinde büyük bir ev, aşırı pahalı veya gereksiz bir araç ve benzeri şeyler edinmesi de israf kapsamında değerlendirilmektedir.
İsrafın Kökleri
İsrafın ortaya çıkmasına yol açan sebepler çeşitli başlıklar altında ele alınabilir.
İnançla ilgili sebepler
Kur’an ve Ehl-i Beyt (a.s.) rivayetlerinde israfa yol açan bazı inançsal sebeplerden söz edilmiştir.
Cehalet
İnsanın herhangi bir alanda hata yapmasına yol açan en önemli etkenlerden biri cehalet ve bilgisizliktir. Kişi helal mal kazanmanın ve onu doğru şekilde kullanmanın ölçülerini bilmezse israfa düşebilir.
Örneğin, kişi bir serveti miras yoluyla elde ettiğinde ve bu malı kazanmak için herhangi bir emek harcamadığında, ona daha az değer verebilir ve bu durum israfa yol açabilir.
Şehvet düşkünlüğü
A‘râf Suresi’nin 81. ayetinde şehvet düşkünlüğü, Lût kavminin israfa yönelmesinin sebeplerinden biri olarak gösterilmektedir:
"Siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz sınırı aşan bir topluluksunuz.”
Allah’ı anmaktan gaflet
Allah’ı anmaktan uzaklaşmak ve nefsin arzularının peşinden gitmek de insanın ölçüsüz davranmasına yol açabilir.
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulur:
“Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, nefsinin arzularına uyan ve işi aşırılık olan kimseye itaat etme.” (Kehf Suresi, 28. ayet)
Psikolojik sebepler
Kibir
Kibir ve kendini başkalarından üstün görme duygusuna sahip kişiler, üstünlüklerini çeşitli yollarla başkalarına göstermeye çalışabilirler. Bu durumda kişi ölçüyü aşabilir ve israf ortaya çıkabilir.
Gösteriş
Kişinin kendisini başkalarına kanıtlama, varlığını ortaya koyma veya geçmişte yaşadığı başarısızlık ve aşağılık duygularını örtme amacıyla aşırı tüketime yönelmesi de israfa yol açabilir.
Takıntı ve vesvese
Takıntı ve aşırı titizlik de israfa yol açan etkenlerden biridir. Kişi bu durum nedeniyle gereğinden fazla harcama yapabilir veya misafirliklerde ihtiyaçtan çok daha fazla hazırlık yaparak artan yiyecek ve diğer imkânların ziyan olmasına neden olabilir.
Sosyal ve kültürel sebepler
Aile eğitimi
İnsan aile ortamında ölçülü yaşamayı öğrenmez ve bunun yerine israfı görerek büyürse, kendisi de ilerleyen hayatında israfa yönelebilir. Böylece israf onun için sıradan ve normal bir davranış hâline gelir.
Taklit
Toplum düzeyinde sosyal modeller, yöneticiler veya toplumun önde gelenleri tüketim çılgınlığına kapıldığında, insanlar da ister istemez onları taklit ederek israfa yönelebilir.
Nitekim Kur’an-ı Kerim şöyle buyurur:
“İsraf edenlerin emrine uymayın.” (Şuarâ Suresi, 151. ayet)
Kültürel Yoksulluk ve Toplumdaki Bilinç Eksikliği
Bir toplumda doğru tüketim modeli konusunda yeterli ve doğru eğitim verilmediğinde, toplum tüketim kültürüne ve aşırılığa doğru sürüklenebilir.
Bu durum, kültürel bilinç eksikliğinin bir sonucu olarak toplumun kaynaklarının ve değerlerinin tahrip olmasına yol açabilir.
İsrafın Sonuçları
İsraf ve kaynakların kötü kullanılması sonucunda insan hem maddi hem de manevi açıdan çok sayıda zarara uğrar.
Maddi sonuçlar
Yoksulluk ve maddi sıkıntı
Aşırı istekler ve ölçüsüz tüketim sonucunda insan zamanla maddi sıkıntıya ve yoksulluğa düşebilir.
Hayatta ekonomik bir planlama yapmadan aşırı isteklerin ve tüketimin peşinden gitmek, beraberinde yoksulluk ve başka ekonomik sorunlar getirebilir.
İsraf Hayatın Bereketini Azaltır
İsraf, başkalarının haklarının zayi olmasına neden olur. Aynı zamanda bir toplumun milli kaynaklarının yok edilmesine ve toplum açısından telafisi zor zararların ortaya çıkmasına yol açabilir.
Bunun yanında israf; gösteriş, başkalarıyla yarışma, kıskançlık ve toplumsal rekabet gibi birçok olumsuz sosyal olgunun ortaya çıkmasına da neden olabilir.
Manevi sonuçlar
Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de israf edenleri sevmediğini açıkça bildirmektedir:
“O, asmalı ve asmasız bahçeleri, hurmaları, ürünleri farklı ekinleri, zeytinleri ve narları; birbirine benzeyen ve benzemeyen çeşitli ürünleri yaratandır. Bunların meyvelerinden ürün verdikleri zaman yiyin ve hasat günü hakkını verin; fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (En‘âm Suresi, 141. ayet)
İsraf, İnsanı İlahi Hidayetten Mahrum Bırakabilir
Kur’an-ı Kerim’de israf ile hidayetten uzaklaşma arasında da bağlantı kurulmaktadır.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Firavun ailesinden imanını gizleyen mümin bir adam şöyle dedi: ‘Rabbim Allah’tır’ dediği için bir adamı öldürecek misiniz? Oysa o, Rabbinizden size apaçık deliller getirmiştir. Eğer yalancıysa yalanının günahı kendisine aittir; fakat doğru söylüyorsa size vaat ettiklerinin bir kısmı başınıza gelecektir. Şüphesiz Allah, aşırı giden ve yalancı olan kimseyi hidayete erdirmez.” (Gâfir/Mü’min Suresi, 28. ayet)
İsraf Eden Kişinin Duasının Kabul Edilmemesi
Rivayetlerde, malını kötüye kullanarak israf eden kişinin duasının kabul edilmemesine de değinilmektedir:
“Onlardan birinin malı olduğu hâlde onu bozup ziyan etmesi durumunda duası kabul edilmez.” (Usûl-i Kâfî, c. 4, s. 56)
Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurulmaktadır:
“Şüphesiz israf edenler cehennem halkıdır.” (Gâfir/Mü’min Suresi, 43. ayet)
Kur’an-ı Kerim’de israf edenler için ağır azaptan da söz edilmektedir:
“Rabbinin katında israf edenler için işaretlenmiş taşlar vardır.”
(Duhân Suresi, 34. ayet)
Ayrıca Tâhâ Suresi’nin 127. ayetinde şöyle buyurulmaktadır:
“İşte Rabbinin ayetlerine inanmayan ve aşırı giden kimseyi böyle cezalandırırız. Ahiret azabı ise daha şiddetli ve daha kalıcıdır.”
İsrafı Önlemenin Yolları
İsrafı önlemenin yolları genel olarak içsel ve dışsal etkenler olmak üzere iki ana gruba ayrılabilir.
İçsel etkenler
Allah’a ve ahirete imanı güçlendirmek
Ahlaki ve ekonomik zararlarla mücadele etmek ve İslami değerleri hayatın bir parçası hâline getirmek için Allah’a ve ahirete imanı güçlendirmek önemli bir yöntemdir.
İnsanın ruhu ve düşüncesi ilahi öğretilere ve İslami değerlere bağlandığında, kişi israf gibi yanlış ve zararlı davranışların peşinden gitmekten uzaklaşır.
Kur’an ayetlerine ve rivayetlere başvurmak
İnsan, Kur’an-ı Kerim ayetlerine ve Ehl-i Beyt’in (a.s.) rivayetlerine başvurarak israfın farklı boyutlarını, günahını ve sonuçlarını öğrendiğinde kendisini israf günahından koruyabilir.
Dini değerleri güçlendirmek
Zühd, kanaat ve şükür gibi değerlerin güçlendirilmesi de israfla mücadelede önemli içsel faktörlerden biridir.
Dışsal etkenler
Bilinç düzeyini yükseltmek
İsrafın önemli sebeplerinden biri cehalet ve bilgisizlik olduğundan, toplumda bilinç düzeyinin yükseltilmesi ve israfın ağır sonuçlarının insanlara anlatılması, bu sorunun azaltılmasına yardımcı olabilir.
İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak
Toplumda dini değerlerin korunması ve israf gibi günahların azaltılması için iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak önemli yöntemlerden biridir.
Doğru tüketim modelinin sunulması ve bilinçlendirme faaliyetleri
Toplumun doğru tüketim konusunda eğitilmesi, kaynakların ve değerlerin korunmasına yönelik genel eğitimlerin verilmesi, gerektiğinde israf konusunda yasal ve pratik tedbirlerin uygulanması ve medya aracılığıyla bilinçlendirme faaliyetleri yürütülmesi oldukça etkili olabilir.
yorumunuz