Havza Haber Ajansı muhabirinin bildirdiğine göre ülke genelindeki ilim havzalarının yöneticisi Ayetullah Ali Rıza Arafi, ilim havzaları yöneticilerinin 13. toplantısında öncelikle yaklaşan kutlu doğumları tebrik etti ve şehitleri andı. Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
“İmam Humeyni'yi ve bu dünyadan göçenleri, özellikle de şehit İmam'ı ve inkılabın büyük ve yüce önderini anıyor, onların yüce ve melekûtî ruhlarına selam gönderiyoruz.”
Son olaylarda İran halkına, İslam İnkılabı Rehberi'ne, silahlı kuvvetlere ve Direniş Ekseni'ne teşekkür eden Ayetullah Arafi şöyle devam etti:
“İran'da ve dünyanın dört bir yanında, dünyanın en büyük şeytani güçleri karşısında yaşananlar, büyük bir gurur ve eşsiz, muazzam bir hadisedir. Bu büyük nimet için Yüce Allah'a şükretmeliyiz.”
İlim Havzaları Müdürü son dönemde yaşanan olaylar ve koşullarda ilim havzalarının oynadığı role de değinerek, Belag-ı Mübin Karargâhı'nın, havza kurumlarının ve son savaş boyunca İslam'ın, inkılabın ve İran'ın yanında farklı alanlarda sahada yer alan şahsiyetlerin faaliyetlerini takdir etti.
Ayetullah Arafi, özellikle ülkenin farklı bölgelerindeki ilim havzası yöneticilerine teşekkür ederek şöyle dedi:
“Ülkenin farklı bölgelerindeki yöneticileri karargâhlar kurarak, bu hassas koşullarda ve tarihî bir dönüm noktasında havzanın bütününü dinin, İslam'ın ve inkılabın hizmetine sundular. Bu çabalar takdire şayandır.”
Ayetullah Arafi, sınır bölgelerinin yanı sıra Tahran ve İsfahan gibi bölgelerin faaliyetlerine ve Kum'daki havzanın kapsamlı çalışmalarına değinerek şöyle konuştu:
“Bazı bölgeler özellikle ön cephede bulunuyor ve daha fazla saldırıya maruz kalıyordu. Ancak gerçekte bu dönemde ülkenin tamamı ön cephedeydi ve her bölge kendi şartlarına uygun olarak mücadele etti ve çaba gösterdi.”
“Tahran'daki arkadaşlarımızın bu muazzam iş yükü altında yürüttüğü faaliyetler ve daha fazla saldırıyla karşı karşıya kalan sınır eyaletlerinin çabaları takdire şayandır. Kum'da da arkadaşlarımız savaş döneminde gece gündüz mücadele, mevkibler, içerik üretimi ve çok sayıda farklı faaliyet alanında aktif oldular. Bütün bu çabalar takdir edilmelidir.”
İlim Havzaları Müdürü son olaylar sırasında Belag-ı Mübin Karargâhı'nın kesintisiz faaliyetlerine de değinerek şöyle dedi:
“Karargâhtaki arkadaşlarımız düzenli olarak toplantılar ve çevrimiçi seminerler düzenliyor, meseleleri takip ediyorlardı. Ben de bu toplantıların bazılarına katıldım ve faaliyetlerin gidişatını yakından takip ettim.”
Ayetullah Arafi ayrıca son aylarda İlim Havzaları Yönetimi tarafından hazırlanan mesajlar, bildiriler, analizler, yazışmalar ve gerçekleştirilen faaliyetlere değinerek şöyle konuştu:
“Bu çalışmaların bir bölümü Havza Medya Merkezi tarafından bir araya getirildi ve yakın zamanda bunun bir nüshası bana ulaştırıldı. Yaklaşık 800 sayfalık bir çalışmaydı. Bu derleme, Havzalar Yönetimi'nin bu dönemde iç ve dış meselelerle ilgili gerçekleştirdiği faaliyetlerin ve çalışmaların yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor.”
Ayetullah Arafi, bildirilerin hazırlanmasında, yazışmalarda ve dış ilişkilerin takip edilmesinde rol alan kişilere de teşekkür ettikten sonra, ilim havzalarının önündeki en önemli önceliklere değindi ve yeni tahsil yılının başlangıcına dikkat çekti.
İstikrarsız Koşullara Rağmen Havzanın Tahsil Yılının Başlaması
Ayetullah Arafi şöyle dedi:
“Her ne kadar şartlar hâlâ istikrarsız olsa ve önümüzdeki bütün seçeneklere ve ihtimallere hazırlıklı olmamız gerekse de mevcut göreceli sakinlik ve havzanın ilmî, manevi ve ahlaki gelişiminin durdurulmaması gerektiği dikkate alınarak, şimdilik tahsil yılının başlangıç tarihinin belirlenmesine karar verildi.”
Ülke genelindeki ilim havzalarının yöneticisi, Kum'daki tahsil yılı başlangıç programına ilişkin olarak şöyle konuştu:
“Cumartesi günü 5 Eylül'de Kum'da eğitim-öğretim yılının başlangıç töreni düzenlenecek. Bölgeler düzeyinde alınan tedbirler doğrultusunda bu program ülke genelinde de uygulanacak. Pazar günü, 6 Eylül'de ise ‘Yevmü'ş-Şurû’ (Başlangıç Günü) olacaktır.”
“Bölgeler, kendi şartlarına uygun olarak ve kendilerine bildirilen yönetmelikler ve takvimler çerçevesinde programlama konusunda yetkilere sahiptir ve tahsil yılına aynı çerçeve doğrultusunda başlayacaklardır.”
İlmî ve Eğitim Alanındaki Geri Kalmışlık Cihatvari Bir Yaklaşımla Telafi Edilmeli
Ayetullah Arafi, savaşların, karışıklıkların ve son aylardaki kriz koşullarının havzanın faaliyetleri üzerindeki etkisine değinerek şöyle dedi:
“Havza bu süre içerisinde, olağan ve alışılmış eğitim, araştırma ve terbiye faaliyetlerini etkileyen bir dizi olay ve özel koşulla karşı karşıya kaldı.”
“Bu nedenle cihatvari bir yaklaşımla, son bir yılı aşkın sürede ilmî gelişim, eğitimde ilerleme, eğitimin derinliği, araştırma ve terbiye alanlarında ortaya çıkan geri kalmışlıkları telafi etmeye çalışmalıyız.”
“Daha ciddi tedbirler, uygun kısa yollar, hocaların bilgilendirilmesi ve sürece dahil edilmesi yoluyla geçmişte yaşananları telafi etmek ve bu olaylar nedeniyle havzalarda ortaya çıkan boşlukları gidermek için planlama yapmalıyız.”
Ayetullah Arafi, havza yöneticilerine hitaben şöyle dedi:
“Talebim, bu konu üzerinde düşünmeniz, toplantılar düzenlemeniz, karşılıklı görüş alışverişinde bulunmanız ve istişare etmenizdir. Böylece yeni tahsil yılına daha yüksek bir motivasyonla, güçlü bir programla ve akademik ilerleme ile geçmişteki eksikliklerin giderilmesine yönelik daha fazla çaba göstererek başlayabiliriz.”
Son Savaşta Oluşan Manevi Birikim Havzanın Eğitim ve Terbiye Sistemine Aktarılmalı
Ayetullah Arafi, yeni tahsil yılının başlangıcındaki ikinci önemli meseleyi, son olaylarda ortaya çıkan ahlaki, eğitsel, toplumsal, manevi ve basiret birikimlerinden yararlanmak olarak nitelendirdi ve şöyle konuştu:
“Birçok ahlaki, eğitsel, toplumsal ve manevi mesele, özel ve kriz koşullarında daha iyi ilerletilebilir. Biz de bu dönemin kazanımlarından gelecekteki eğitim ve terbiye sistemimizde yararlanmalıyız.”
“Fedakârlık, sabır, tahammül, zühd, kanaat, Allah yolunda mücadele, canını ortaya koyma, ilahi ideallere gönülden bağlanma ve toplumsal meselelere dikkat etme hakkında konuşmak istediğimizde, normal şartlarda bunlar yalnızca söz ve söylem düzeyinde kalabilir. Ancak insan gerçek örneklerle karşı karşıya geldiğinde durum farklıdır.”
“Bu dönemde oluşan savaş ruhu, savaş atmosferi ve imanî kazanımlar, havza için yeni bir sermayedir. Havza geçen yıl bu düzeyde ve nitelikte bir birikime sahip değildi; ancak bugün böyle bir birikime sahibiz.”
“Bu birikimi cihat ruhunu, manevi ve ahlaki atmosferi, fedakârlık ve özveriyi güçlendirmek için kullanmalı ve bunu sistematik bir şekilde havzanın eğitim ve terbiye sistemine dahil etmeliyiz.”
“Havzanın eğitim ve terbiye yönetmeliği normal şartlarda hazırlanır ve planlama buna göre yapılır. Ancak bugün elimizde, terbiye sistemini derinleştirmek için yararlanabileceğimiz gerçek ve somut birikimler bulunmaktadır.”
Bu konuda Ayetullah Şebzindedar'ın vurgularına değinen Ayetullah Arafi şöyle dedi:
“Düşünce ve ahlak sistemimiz, şehit İmam'ın, milletin mücadelesinin ve İran'ın büyük şehitleri ile Direniş şehitlerinin aynasında yansıtıldığında, çok farklı bir etki oluşturacaktır. Bizim ve sizin görevimiz, daha yüce bir eğitim ve terbiye için bu hazinelerden yararlanmak ve bunlara derinlik kazandırmaktır.”
Havzanın Toplumsal ve İnkılabî Alandaki Varlığı Sürdürülmeli
İlim Havzaları Müdürü yeni eğitim-öğretim yılının başlangıcındaki üçüncü önceliğin havzanın toplumsal ve inkılabî alandaki varlığını sürdürmek olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Havza yöneticileri, inkılabî heyecanı, sahadaki varlığı, mevkibleri ve toplu etkinlikleri sürdürmek için gerekli planlamaları yapma konusunda yetkilidir ve serbesttir.”
“Havzanın eğitim, tebliğ, toplumsal, siyasi, akademik ve araştırma alanlarındaki yönetmeliklerini, kararlarını ve genelgelerini uygulamanın yanı sıra meydan ve sokak da ihmal edilmemelidir.”
Ayetullah Arafi, ülkenin dört bir yanında sahada bulunan talebelere, fazıllara, tebliğcilere ve din adamlarına teşekkür ederek şöyle konuştu:
“Son altı-yedi ay içerisinde iyi bir yol kat edildi. Gerçekten dinin ve İslam'ın yanında duran bütün talebelerin, fazılların, tebliğcilerin ve din adamlarının elleri öpülmelidir.”
“Ancak sokaktaki varlığın biçimi, toplu etkinliklerin şekli ve programlar; Koordinasyon Konseyi'nin bildirimleri ve İslam İnkılabı Rehberi tarafından açıklanan kararlar doğrultusunda belirlenmektedir. Havza da varlığını ve rolünü buna göre düzenlemelidir.”
Ayetullah Arafi, yeni eğitim-öğretim yılının başlangıcında havzanın üç temel önceliğini şöyle özetledi:
“Geçmişteki eksikliklerin telafisi ve ilmî ve akademik düzeyin tüm gücüyle ve cihatvari bir biçimde yükseltilmesi; son savaşta ve geçmiş olaylarda oluşan birikimlere dayanarak eğitim, terbiye ve nefis tezkiyesi sisteminin geliştirilmesi; ayrıca havzanın sahadaki varlığının ve din adamları ve havzaların halkı ve inkılap hareketini yönlendirmedeki etkinliğinin sürdürülmesi.”
Belag-ı Mübin Karargâhı'nın Faaliyetleri Durdurulmamalı
Ülke genelindeki ilim havzaları yöneticisi, konuşmasının ikinci bölümünde Belag-ı Mübin Karargâhı'nın faaliyetlerinin sürdürülmesi gerektiğini vurgulayarak şöyle dedi:
“Belag-ı Mübin Karargâhı'nın çalışmaları ve bu merkezde yürütülen ve yürütülecek programlar durdurulmamalıdır.”
“Belag-ı Mübin Karargâhı'nın faaliyetleri mevcut şartlara ve gelecekte ortaya çıkabilecek koşullara uygun biçimde sürdürülmelidir. Arkadaşlarımız bu faaliyetlere önem vermeli ve farklı koşullara hazırlıklı olmalıdır.”
Ayetullah Arafi, farklı senaryolar için planlama yapılmasının gerekliliğini vurgulayarak şöyle konuştu:
“Özel Konsey, Başkan Yardımcıları Konseyi ve karargâh toplantılarında sürekli olarak şu husus vurgulanmıştır: Havzanın görev alanı çerçevesinde, en zor ihtimaller ve koşullardan olağan ve normal durumlara kadar farklı senaryolar belirlenmeli ve her biri için bir planımız olmalıdır.”
“Şartlar yeniden şiddetli bir savaşa ve daha hassas ve ciddi çatışmalara doğru ilerleyebilir. Havza, en zor koşullardan daha sakin şartlara kadar bütün ihtimalleri göz önünde bulundurmalı ve hepsine hazırlıklı olmalıdır.”
“Karargâh, Tebliğ Başkan Yardımcılığı, Toplumsal İşler Bürosu, havzanın farklı birimleri ve eyaletler; daha zor koşullar ortaya çıkması halinde herkesin İslam'ı, inkılabı, İran'ı ve ilahi değerleri korumak için sahada görev almaya hazır olmasını sağlamalıdır. Diğer koşullarda da görevlerini şartların gereklerine uygun biçimde yerine getirmelidirler.”
Düşman Ülkenin Ekonomik ve Toplumsal Sermayesini Hedef Alıyor
Ayetullah Arafi, bazı tehditlere değinerek şöyle konuştu:
“Düşmanın mevcut koşullarda üzerinde yoğunlaştığı önemli meselelerden biri, ülke içindeki ekonomiyi ve toplumsal sermayeyi, ayrıca ülkenin sahip olduğu uluslararası toplumsal sermayeyi hedef almaktır.”
“Ekonomik çöküş, ülke içindeki toplumsal sermayeye zarar verilmesi ve ülkenin elde ettiği uluslararası sermayeye zarar verilmesi, karşısında uyanık olmamız gereken başlıklardan bazılarıdır.”
İlim Havzaları Müdürü böyle bir durumda sorumluların ve farklı kurumların yükünün daha da ağırlaşacağını belirterek şöyle dedi:
“Ülke böyle bir döngünün içine girerse sorunlar artacaktır. Havza da koşullara uygun olarak kendi rolünü yerine getirmelidir.”
“Bir yandan sorumlu kurumlar daha ciddi direnç ekonomisi modellerine yönelmeli, diğer yandan kültürel, toplumsal ve tebliğ kurumlarının şartları açıklama ve toplumu sahada tutma konusunda ağır bir sorumluluğu bulunmaktadır.”
“Toplumdan kastımız belirli bir kesim değildir. Bütün toplum bilgilendirilmeli ve ikna edilmeli ve bu tarihî mücadelenin ortasında tutulmalıdır.”
“Bu, bugün yaşanan tarihî ve eşsiz bir mücadeledir ve durmayacaktır. Bu nedenle havza ve onun bütün birimleri bu bağlılıklarını sürdürmeli, karargâhları korumalı ve önümüzdeki değişken koşullarda üzerlerine düşen rolü yerine getirmek için ellerinden gelen her şeyi yapmalıdır.”
Şehit Rehber: Teorisyen ve Büyük Teorilerin Hayata Geçirilmesinin Mimarı
İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Arafi, inkılabın şehit rehberinin şahsiyetini de ele alarak şöyle dedi:
“Son aylarda savaş ve yaşanan olaylar nedeniyle şehit rehberin şahsiyetini analiz etmeye daha az fırsat bulduk. Ancak bu şahsiyetin farklı boyutları ciddi biçimde incelenmeli ve açıklanmalıdır.”
Ayetullah Arafi, şehit rehberin en önemli özelliklerinden birinin ‘teorisyenlik’ ve ‘büyük ve kapsamlı teorilerin uygulanmasının mimarlığını’ bir araya getirmesi olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Bu iki özelliğin büyük şahsiyetlerde bir arada bulunması hiç de kolay değildir.”
Ayetullah Arafi teorisyenlikten ne kastettiğini şöyle açıkladı:
“Teorisyenlikten maksat; İslam'ın temel değerleri ve esaslarına dayanan, günümüzü ve bugünün dünyasını dikkate alan, mevcut gerçekliklere, toplumun yönetimine ve İslami medeniyete doğru ilerlemeye yönelik teorilerdir.”
“Büyük şahsiyetler arasında çok sayıda derin ve temel ilkeye sahip kişimiz olmuştur. Ancak bu ilkelerin medeniyet inşasına, toplum inşasına ve toplumsal değişim ve dönüşüm oluşturmaya yönelik teorilere dönüştürülmesi daha az görülmüştür.”
İmam Humeyni'nin bu düşünce sisteminin temellerini atmadaki rolüne değinen Ayetullah Arafi şöyle dedi:
“İmam Humeyni bu büyük hareketin temelini attı. Ancak şehit rehber, İmam'ın düşünceleri, İslam'ın öğretileri ve İslam İnkılabı söylemi ışığında, medeniyete yönelik ve gerçek dünyaya dönük çok büyük bir teori külliyatı ortaya koydu.”
Şehit Rehber ile geçmişteki tanışıklığı ve iş birliğine değinen Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
“Yaklaşık yirmi yıl önce özel bir toplantıda kendisine, ‘Biz sizi merci ve Rehber olarak kabul ediyoruz. Ancak sizin şahsiyetinizde ve düşüncenizde bunun yanı sıra büyük bir teorisyen ve düşünce mimarı da görüyoruz.’ demiştim. Bugün de aynı kanaati vurguluyorum.”
“Onun farklı alanlarda ortaya koyduğu onlarca teori başlığı incelenebilir. Birçok şahsiyette bulunmayan bu özellik; eyleme dönük teoriler ortaya koymak, İslami medeniyetin şekillendirilmesine ve geleceğe yönelik büyük dönüşümlere ilişkin teoriler geliştirmektir.”
Şehit Rehber: İnkılap Teorilerinin Somut ve Sahadaki Uygulamasının Mimarı
Ayetullah Arafi, şehit rehberin ikinci önemli özelliğinin teorileri uygulama ve onları somut gerçekliklere dönüştürme yeteneği olduğunu belirterek şöyle dedi:
“O yalnızca bir teorisyen değildi; aynı zamanda kendi teorilerinin uygulanmasının da mimarıydı. Sahada, İslam İnkılabı'nın ve İslami medeniyetin büyük teorilerini hayata geçirmek için önemli bir rol üstlendi.”
“Teorileri bütün iç ve dış engellere ve çatışmalara rağmen somut ve dış gerçekliklere dönüştürmek çok büyük bir iştir. Bir şahsiyetin onlarca yıl boyunca bütün bu engellerle mücadele ederek kendi teorilerini hayata geçirebilmesi olağanüstü ve şaşırtıcı bir hadisedir.”
“Bu mesele onun şahsiyetinin analizinde küçümsenmemelidir. Havzanın genç nesli bu modeli görürse, kesinlikle bambaşka bir ruh kazanacaktır.”
Şehit Rehber: Farklı Alanlarda Güç ve İktidar Üreten Bir Şahsiyet
Ayetullah Arafi, şehit rehberin üçüncü özelliğinin “güç ve iktidar üretmek” olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Eylemliliğin bir düzeyi, insanın öğüt ve nasihatte bulunması veya bir yerde yönetici olarak iyi işler yapmasıdır. Ancak başka bir eylemlilik düzeyi daha vardır. İnsan, İslami düşünceye, ilahi ruha ve İslami medeniyetin geleceğine yönelik bir bakışa dayanarak güç üretir.”
“Siyaset biliminde güç üretmek ve daha yüksek bir perspektiften farklı meseleleri etkileyebilecek hâkim bir akım oluşturmak büyük önem taşır. Şehit rehber de böyle bir rol üstlendi.”
Ayetullah Arafi daha sonra şehit rehberin güç ve iktidar oluşturduğu bazı alanlara değinerek şöyle dedi:
“Bunlardan biri ilmî ve teknolojik güçtü. Birçok toplantıda onun bağımsız ve ülkenin iç kapasitesine dayalı bilim ve teknoloji konusundaki ısrarına bizzat şahit oldum. Ülkenin bilimsel gelişme sıralaması gerilediğinde hükümetleri ciddi biçimde uyarıyor, ülkenin bilimsel sıralaması yükseldiğinde ise bundan memnun oluyor ve destekliyordu.”
Ayetullah Arafi, şehit rehberin İran'ın dünyadaki ve bölgedeki bilimsel konumuna verdiği öneme değinerek şöyle konuştu:
“Küresel ve bölgesel bilim ve teknoloji sıralamalarına ve ülkenin bilimsel ilerlemesine özel önem veriyordu.”
Ayetullah Arafi, Cumhurbaşkanlığı Bilim ve Teknoloji Başkanlığı ile Ulusal Aydınlar Vakfı'nın oluşumundaki şehit rehberin rolüne değinerek şöyle dedi:
“Bu kurumların oluşumunda ve mimarisinde önemli bir rolü vardı. Bilim ve teknoloji meselelerini ciddi biçimde takip ediyor, hatta bazı durumlarda çalışmaların yavaş ilerlediğini gördüğünde ayrıntılara dahi müdahil oluyordu.”
“Nükleer enerjiden çeşitli teknolojilere kadar, bilginin ve teknolojinin İran'ın kendi gücüyle ve İranlı bilim insanlarının eliyle geliştirilmesi ve ülkenin dışa bağımlı olmaması gerektiğine inanıyordu.”
“Bazı bölge ülkelerinde ileri teknolojiler bulunabilir. Ancak bunların önemli bir bölümü montaj ve dış bağlantılara dayanmaktadır. Oysa şehit rehberin vurgusu, bilginin ve teknolojinin ülke içinde üretilmesi ve bilim sınırlarına ulaşılması yönündeydi.”
Şehit Rehber'in Vurguladığı Altı Güç Alanı
Ayetullah Arafi, şehit rehberin farklı alanlarda güç üretmesinin boyutlarına değinerek şöyle dedi:
“Savunma ve askerî güç bu alanlardan biridir ve geçmiş konuşmalarda buna değinilmiştir.”
Kültürel gücü ikinci alan olarak nitelendiren Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
“Kültürel güç alanında şehit rehber; dinî halk egemenliği, İslami üniversite, öncü havza, kültürel sağlık, kültürel saldırıyla mücadele, kültürel şok ve onlarca önemli teori ve strateji hakkında düşünceler geliştirmiş ve adımlar atmıştır.”
“Sanat alanında da görüş sahibiydi ve önemli çalışmalar gerçekleştirdi. Her ne kadar kültürel güç alanında diğer bazı alanlar kadar ilerleme sağlayamamış olsak da bundan sonraki süreçte daha fazla çalışmamız gerekiyor.”
Ayetullah Arafi, üçüncü alanın ekonomik güç olduğunu belirterek şöyle dedi:
“Bunun en temel ekseni direniş ekonomisidir. Direniş ekonomisi, sıkıntı çekmek veya zorluklara katlanmak anlamına gelmez. Aksine, bir milleti dünyanın ekonomik güçlerinin ağır saldırıları karşısında korumaya yönelik kapsamlı bir teoridir.”
“Direniş ekonomisi, İslam dünyasında önemli ve yeni bir olgu olmuştur. Bunun bazı bölümleri hayata geçirilmiş, bazı bölümlerinin ise hâlâ üzerinde çalışılması gerekmektedir. Ancak bu yaklaşım, bir milleti ağır ekonomik fırtınalar karşısında koruyabilir.”
İlim Havzaları Müdürü dördüncü alanın siyasi güç, beşinci alanın ise uluslararası güç olduğunu belirterek şöyle dedi:
“Şehit rehber, İslam İnkılabı'ndan doğan siyasi güç mantığını analiz etti, açıkladı ve takip etti.”
Daha sonra uluslararası güç üzerinde daha fazla duran Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
“Bugünün dünyasında gücün görünen yüzünü görenler, gücü vize, seyahat ve görünürdeki ilişkiler gibi göstergelerde arayabilir. Ancak dünyanın derin güç dinamiklerini bilenler başka göstergeler görür.”
İslam İnkılabı Söylemi; Direniş Ekseni'nden Daha Fazlasıdır
Ayetullah Arafi, İslam İnkılabı'nın dünyadaki yansımalarının farklı açılardan incelenebileceğini belirterek şöyle dedi:
“İslam İnkılabı'nın tezahürlerinden biri bugün ‘Direniş Ekseni’ olarak adlandırdığımız şeydir. Ancak İslam İnkılabı'nın dünyadaki daha derin tezahürü, onun düşünsel ve bilgisel yansıması ve stratejik ve fikrî derinliğidir.”
“Son savaşlar da bu boyutları daha da derinleştirdi. Yıllardır bu konuyla ilgilenen biri olarak, şehit rehberin uluslararası meseleleri ne kadar dikkatli ve derin biçimde takip ettiğine şahit oldum.”
Ayetullah Arafi, son dönemde yaptığı bazı seyahatlere, özellikle Malezya ziyaretine değinerek şöyle konuştu:
“Farklı ülkelerden şahsiyetlerin ve âlimlerin katıldığı uluslararası bir konferansta, İran programın mali destekçisi olmamasına ve organizatörlere herhangi bir imkân sağlamamasına rağmen, İran temsilcisinin konumu ve konuşması özel ilgi gördü.”
“Bu programda Malezya Başbakanı birkaç kez İran'ın ve İran temsilcisinin adını zikretti. Farklı şahsiyetlerin İran heyetiyle kurduğu ilişki, İslam İnkılabı söyleminin sahip olduğu konum ve gücü gösteriyordu.”
“Bir ülkenin dünyanın en büyük ekonomik, siyasi ve askerî gücü karşısında direnebilmesi ve uzun süreli bir çatışmada dayanıklılık gösterebilmesi, dünya çevrelerinin çoğunun anlayışına göre inanılması zor bir durumdur. İşte bu, İslam İnkılabı söyleminin derinliğini göstermektedir.”
Ayrıca havza ve el-Mustafa Üniversitesi mezunlarının farklı ülkelerdeki varlığına değinen Ayetullah Arafi şöyle dedi:
“Bu varlık, İslam İnkılabı'nın dünyadaki stratejik bilgi ve düşünce derinliğinin bir parçasıdır. Bu derinlik yalnızca askerî ve güvenlik alanıyla veya Direniş Ekseni ile sınırlı değildir. Aksine, dünyanın şeytani güçleri karşısında bir tür ‘bilgi ve düşünce direnişi’dir.”
İlim Havzaları Müdürü farklı ülkelerdeki bilimsel ve dinî şahsiyetlerle gerçekleştirdiği görüşmelere değinerek şöyle konuştu:
“Bu görüşmelerin bazılarında, düşünsel açıdan farklı kamplarda yer alan şahsiyetlerin dahi İmam Humeyni'nin ve Şehit Sadr'ın eserlerini ve düşüncelerini okuduklarını gördük. Bu da İslam İnkılabı'nın düşünsel söyleminin yaygınlaştığını göstermektedir.”
İslam İnkılabı Söyleminin Dünyadaki Uzantısı
Ayetullah Arafi, son dönemde Irak'a yaptığı seyahatlere de değinerek şöyle dedi:
“Son olayların ardından Irak'ın atmosferi önemli ölçüde değişti ve büyük değişimler gözlemleniyor.”
“Irak'ın aşiretleri, şairleri ve meddahları büyük bir coşku ve heyecanla İmam'dan, şehit rehberden, İslam İnkılabı Rehberi'nden, İran'dan, silahlı kuvvetlerden, İslam İnkılabı'ndan ve iki halkın dayanışmasından söz ediyorlardı. Bu durum, İslam İnkılabı'nın düşünsel ve söylemsel alanının genişliğini göstermektedir.”
“Şehit rehberin çaba gösterdiği alan tam olarak budur. Eğer daha fazla fırsat olursa Afrika, Avrupa, Amerika, Doğu Asya, Güneydoğu Asya, Kafkasya ve dünyanın diğer bölgelerinde oluşturulan kapasitelere değinebiliriz.”
Oluşturulan bu kapasitenin yeterince kullanılmamasından duyduğu üzüntüyü dile getiren Ayetullah Arafi şöyle dedi:
“Çok daha büyük işler yapılabilirdi. Eğer devlet, nizâm ve kurumların tamamı bu sürece dahil olsaydı, dünyada mutlaka çok daha büyük ufuklar önümüzde açılırdı.”
“Benim endişelerimden biri, ülke içinde birçok kişinin halkın, şehit ailelerinin, gazilerin ve İran halkının fedakârlıkları sayesinde dünyada ne kadar büyük bir ihtişam ve güç oluşturulduğunun farkında olmamasıdır.”
“Şehit Rehber büyük bir teorisyen, büyük ve kapsamlı projelerin ve medeniyet planlarının mimarı ve farklı alanlarda güç oluşturan bir şahsiyetti. Bu yol, onun salih halefi, İslami ilimler havzaları, İslam ümmeti ve İran halkı aracılığıyla sürdürülmelidir.”
İlim Havzalarında Cihat Ruhunun Güçlendirilmesi Gerekiyor
İlim Havzaları Müdürü, şehit rehber, öncü havza, kültürel sağlık ve Ruhaniyet Şartnamesi ile ilgili konuların havzanın eğitim programlarının içine dahil edilmesinin gerekliliğini vurgulayarak şöyle dedi:
“Bu konular havzanın çalışmalarının merkezinde yer almalıdır ki cihat ruhu, manevi hareketlilik ve Besicî kültürü İslami ilimler havzalarında daha fazla derinlik kazansın.”
“İlim havzaları bu bakışların ve büyük dönüşümlerin öncüsü olmalıdır. Havza kurumları arasındaki koordinasyon da karargâhlar ve ortak programlar çerçevesinde sürdürülmelidir.”
Ayetullah Arafi ayrıca başkan yardımcılıkları ve merkez yöneticilerinden, ele alınan konuları kısa ve öz biçimde, bölgelerde üzerinde durulması gereken hassas ve stratejik noktalar üzerinde yoğunlaşarak özetlemelerini ve sunmalarını istedi.
Ayetullah Arafi konuşmasının sonunda, havzanın farklı birimleri arasında istişare, koordinasyon ve planlamanın sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
yorumunuz