Havza Haber Ajansı’nın haberine göre Tahran Eyaleti Kadın İlim Havzaları müdürlerinin, İslam İnkılâbı’nın Aziz Rehberi Ayetullah el-Uzma Seyyid Müçteba Hamaney’e gönderdikleri biat ve bağlılıklarını yenileme mektubunun ardından, kendileri bir cevap mektubu kaleme alarak okul müdürlerinin taziye ve yakınlık ifadeleri dolayısıyla teşekkür etmiş ve bu destek ile vefalarından ötürü takdirlerini ifade etmiştir.
Müslümanların Veliyy-i Emri’nin cevap metni şöyledir:
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla
Tahran Eyaleti Kadın İlim Havzaları’nın muhterem müdürleri,
Selamun aleykum
İran İslam İnkılâbı’nın yüce rehberinin şehadeti münasebetiyle ilettiğiniz taziye ve başsağlığı mesajındaki samimi duygularınız için teşekkür eder; ayrıca şahsıma göstermiş olduğunuz ilgi ve teveccühten dolayı da şükranlarımı sunarım.
Yüce Allah’tan, muhterem hanımefendileri aziz İslam dinine hizmet yolunda başarılı ve daima ilahî teyide mazhar kılmasını niyaz ediyorum.
Seyyid Müçteba Hüseynî Hamaney
17 Haziran 2026
2 Muharrem 1447 Hicrî Kamerî

Tahran Eyaleti Kadın İlim Havzaları Müdürlerinin İslam İnkılabı Rehberi’ne Biat Metni
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla
İmam Rıza’dan şöyle (a.s.) rivayet edilmiştir:
“Lâ ilâhe illallah benim kalemdir. Kim kaleme girerse azabımdan güvende olur; ancak bunun şartları vardır ve ben de o şartlardan biriyim.”
Saygıdeğer İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah el-Uzma Hamaney (ömrü uzun ve bereketli olsun),
Selamun aleykum
Keramet haftası, velâyetle ahdi yenileme ve tarih boyunca hak cephesinde direniş sancağını taşıyan hanımların parlak duruşunu hatırlama günleridir. Bu mübarek dönem, Ehl-i Beyt (a.s.) mektebinde yetişmiş âlime ve mücahide bir hanımefendi olan Hazreti Fatıma Masume’nin (s.a.) kutlu doğumuyla başlar. O, velâyet yolunda Medine’den Merv’e kadar konak konak ilerlemiş ve hakikati açıklama cihadı uğrunda ilahî makama ulaşmıştır. Bu başlangıç, tarih boyunca hakkı ve velâyeti koruyan direnişçi kadınların destanını anlatmaktadır; öyle kadınlar ki, tarihin her döneminde onların parlak örnekleri görülmüş ve daima anılmayı hak etmişlerdir.
Firavun’un kızının kuaförü olan o mümin kadını hatırlıyoruz; Allah’ın adını diline getirdiğinde Firavun’un gazabına boyun eğmedi. Evlatları birer birer ateşe atıldığı hâlde imanından vazgeçmedi; sonunda kendisi de küçük çocuğuyla birlikte şehadet şerbetini içti.
Firavun’un sarayında yaşayan mümine hanım Asiye’yi hatırlıyoruz. Gücün ve refahın zirvesindeyken iman yolunu seçti; baskı ve işkencelere direndi, şehadete ulaştı ve adı, müminler için örnek olarak Kur’ân-ı Kerîm’de ebedîleştirildi.
İslam’ın ilk yıllarında en ağır işkencelere sabreden Yâsir’in eşi Sümeyye’yi hatırlıyoruz. O, İslam’ın ilk şehidi olma şerefine erişti.
Yine Hazreti Hatice-i Kübra’yı (s.a.) hatırlıyoruz. O, bütün servetini, gücünü ve itibarını Rahmet Peygamberi’ne (s.a.a.) adadı; risaletin en çetin yıllarında İslam hareketinin en sağlam dayanaklarından biri oldu.
Hazreti Fatıma Zehra’yı (s.a.) anıyoruz; insanlık tarihinin bu yüce zirvesini… O, hem evinde imamet neslini yetiştirdi hem de toplumda velâyeti savunma sancağını yükseltti ve bu uğurda şehadet mertebesine ulaştı.
Hazreti Zeyneb-i Kübrâ’yı (s.a.) anıyoruz; hakikati açıklama mücadelesinin büyük mücahidesini… Eğer onun kıyamı olmasaydı, Kerbelâ Kerbelâ’da kalırdı. O, bütün musibetlere sabretti ve Aşurâ’dan sonra yürüttüğü tebyin cihadıyla, kanın kılıca karşı kazandığı zaferin mesajını tarihe ulaştırdı.
Ayrıca Ümmü Ferve’yi, Medine’nin fazilet sahibi hanımefendisini anıyoruz. O, yalnızca İmam Sâdık’ın (a.s.) bilgili annesi olmakla kalmamış, aynı zamanda Medineli kadınların ilahî maarifi öğrenmede başvurdukları bir merci olmuş; İslam toplumunda eğitim ve hidayet halkalarından birini oluşturmuştur.
İslam ve Şiîlik tarihi, kadınların her zaman hakkı savunmanın en ön safında yer aldıklarına şahittir. Onlar iman uğruna canlarından, evlatlarından ve mallarından vazgeçmiş; hak sancağını hiçbir zaman yere düşürmemişlerdir.
Çağımızda da bu ilahî gelenek devam etmiştir. İslami İran’ın mümin kadınları, İmam Humeynî’nin (r.a.) çağrısına lebbeyk demiş; İslamî hareket ve inkılâp yıllarında inkılap neslini yetiştirmek ve İslamî öğretileri yaymak için sahaya çıkmışlardır. Onlar, ‘İslami İran genişliğinde bir Hira Mağarası’nda’ kendi ilahî görevlerini yerine getirmişlerdir. Kimileri şehadet şerbetini içerken, kimileri de Mukaddes Savunma döneminde otuz altı binden fazla genç ve öğrenci evladını feda ederek unutulmaz destanlar yazmıştır. Merziye Debbağ, Mehdiye Seyyarî ve Nene Ali gibi kadınlar, hem cihat meydanlarında bulunmuş hem de sabır ve direnişleriyle mukavemet cephelerinin en büyük destekçilerinden olmuşlardır.
İslam İnkılabı’nın kadınları son kırk yılda erkeklerle omuz omuza çeşitli alanlarda mücadele vermiş; bilim, sanayi, kültür, sanat, tebliğ, diplomasi, eğitim, terbiye, spor, güvenlik ve yönetim sahalarında etkili ve iftihar verici bir varlık ortaya koymuşlardır.
Bugün de İslam İnkılâbı’nın İkinci Adımı’nın başlangıcında, batıl cephesi bütün gücüyle hak cephesinin karşısında saf tutmuşken, İslami İran’ın kadınları bir kez daha aziz rehberlerinin çağrısına lebbeyk diyerek meydandadır. Onlar, mücadele meydanındaki erkekleri yalnız bırakmamış; evlerini yönetip evlatlarını yetiştirmenin yanı sıra toplumsal hayatta ve sokaklarda da aktif, umut veren bir rol üstlenmişlerdir.
Bu çerçevede, aşağıda arz edilecek bazı hususlara dikkat çekmek zaruridir:
1. Anlatı Savaşı ve İlerleme Anlatısını İnşa Etmenin Gerekliliği
Bugün yalnızca askerî cephelerde değil aynı zamanda anlatılar alanında da ciddi bir mücadele yürütülmektedir. Toplumları peşinden sürükleyen, zaferleri ve yenilgileri şekillendiren şey anlatılardır. İlerlemeyi anlatan ve umut aşılayan söylemler, bugün toplumumuzun en temel ihtiyaçlarından biridir. Özellikle savaş ortamında bu alana girmek her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır.
Kadınlar hem anlatıcılığın öncüleri konumundadır hem de İslam İnkılâbı kadınlarının henüz anlatılmamış sayısız hikâyesi bulunmaktadır. Bu nedenle, bu önemli görevi planlamak ve güçlendirmek amacıyla bir “İlerleme Anlatısı Karargâhı”nın oluşturulması gerekli görünmektedir.
2. Kamu Diplomasisi ve Kadın Diplomasisinin Özel Rolü
Günümüzde diplomasi artık yalnızca devletler arasındaki resmî ilişkilerle sınırlı değildir. Halkların kamuoyuyla iletişimi giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Kamu diplomasisi; kadınlar, gençler, bilim, medya, sanat, spor, eğitim, dinler ve mezhepler, Kur’an, öğretim, terbiye, turizm ve dijital ortam gibi birçok alanda şekillenmektedir.
Bu çerçevede kadın diplomasisi, kadınların dünya genelinde adalet arayışı ve barış yanlısı karakterleri sayesinde özel bir etki potansiyeline sahiptir. Kamu diplomasisini, özellikle kadın ekseninde organize edecek; aktif, dinamik ve etkili bir yapının ülkenin en üst düzeyinde oluşturulması, İslami İran’ın dünya kamuoyu nezdindeki konumunun güçlendirilmesinde önemli bir rol oynayabilir.
3. Yönetim Yapısı ve Kadınların Potansiyelinden Yararlanılması
İnançlı ve uzman kadınların sahip olduğu büyük kapasiteye rağmen, yönetimin bazı kademelerinde onların rolü gerçek potansiyellerinin gerisinde kalmıştır. Ülkenin yönetim yapılarının yeniden gözden geçirilmesi ve İslamî esaslar doğrultusunda kadınların kabiliyetlerinden planlı şekilde yararlanılması, İslam İnkılâbı’nın hedeflerinin gerçekleştirilmesi açısından önemli bir adım olabilir.
Bu noktada ülke genelindeki yüzlerce ilim havzasında eğitim gören binlerce öğrencisiyle kadın ilim havzaları, ülkenin kültürel ve toplumsal meselelerinin çözümünde eşsiz bir potansiyele sahiptir. Bu kapasiteden karar alma süreçlerinde ve yönetişim alanında bugüne kıyasla daha fazla yararlanılabilir.
4. Gençler -Özellikle Genç Kızlar- Dönüşümün Lokomotifidir
Gençler, özellikle de genç kızlar İslam İnkılâbı’nın en büyük sermayelerindendir. Onların manevî ve toplumsal alanlardaki geniş katılımı, bu neslin sahip olduğu büyük potansiyeli göstermektedir. Nitekim geçen yıl düzenlenen itikâf programlarında ülkedeki her altı genç kızdan birinin itikâfa katılmış olması bunun açık bir göstergesidir.
Ayrıca Mukaddes Savunma döneminde şehit olan otuz altı bin genç, onların İslam İnkılâbı tarihindeki belirleyici rollerinin en açık delillerinden biridir.
Bu neslin, özellikle genç kızların eğitimine ve güçlendirilmesine özel önem verilmesi, ülkenin kültürel ve toplumsal geleceğini güvence altına alacaktır. Görünen o ki bu büyük potansiyel doğru şekilde tanındığında, İslam İnkılâbı’nın yapısında onlar için yeni ve etkili adımlar atılmalı; bu insan sermayesinden ülkenin ilerlemesi ve inkılâp söyleminin yüceltilmesi yolunda en iyi şekilde yararlanılmalıdır. Nitekim şehit rehberimiz de bu hakikate herkesten daha fazla inanıyordu.
5. Savaş ve Kriz Dönemlerinde Kadınların Rolü
Savaş ve kriz dönemlerinde kadınlar, ailenin huzurunu ve direncini korumada temel bir role sahiptir. Anneler ve eşler, aile içinde duygusal dengeyi sağlayarak ve umut ruhunu güçlendirerek toplumun dayanıklılığını artırabilirler. Ayrıca savaşın yol açtığı ekonomik baskılar ve altyapı sorunları karşısında aileyi bilinçli şekilde yönetmeleri, birçok krizin kontrol altına alınmasına katkı sağlayabilir. Bu nedenle aile kurumunun stratejik önemine gereken değerin verilmesi ve kriz dönemlerinde aile yapısını güçlendirmek amacıyla bir “Aile Karargâhı” oluşturulması gerekli görünmektedir.
6. Sokaklarda Kurulan İnkılâp Mektebi
Bugünün hızla değişen şartlarında, “İslam İnkılâbı Mektebi” artık sokaklarda ve toplumun tam içinde kurulmuştur; eğitime ve terbiyeye dair önemli fırsatlar bizzat sahada oluşmaktadır. Buna karşılık, yalnızca öğretime odaklanan mevcut eğitim sistemi, terbiye boyutunu ihmal ederek fiilen işlevsiz hâle gelmiş ya da en fazla ders içeriklerinin çevrim içi aktarımıyla sınırlı asgarî bir faaliyet yürütmektedir.
Kadın ilim havzası talebeleri, fedakâr öğretmenlerin, özverili talebelerin ve sorumluluk sahibi hanımların gayretiyle, İslam İnkılâbı evlatlarının yetişmesi ve gelişmesi doğrultusunda, özellikle inkılâbın kız evlatlarının ilmî ve ahlakî gelişimini hedefleyen “İslam İnkılâbı Millî Gelişim Projesi”ni hayata geçirmeye hazır olduklarını ilan etmektedirler.
7. Tebyin Cihadı ve Kadınlara Özgü Bağımsız Tebliğ Yapısının Gerekliliği
Kadınlar; toplumda konuşmalar yapmak, medya faaliyetleri yürütmek, sosyal medyada aktif olmak, anlatıcılık, sanat ve habercilik gibi çeşitli alanlarda tebyin cihadında etkili roller üstlenmektedirler. Buna rağmen onların resmî tebliğ kurumlarındaki varlığı ya yeterince görülmemiş ya da tali ve kenarda kalan bir konumda değerlendirilmiştir.
Kadınların tebyin cihadındaki yüksek potansiyeline gereken önemin verilmesi ve bağımsız bir tebyin ve tebliğ teşkilatının oluşturulmasına dayalı yapısal bir düzenlemeye gidilmesi, bu büyük kapasiteden çok daha etkin şekilde yararlanılmasını sağlayacaktır.
Son olarak İslam İnkılâbı’nın kadın talebeleri, ülkenin diğer mümin ve öncü kadınlarıyla birlikte, İslam İnkılâbı’nın aziz rehberine bir kez daha biatlarını yenilediklerini ilan etmekte; Yüce Allah’tan Zât-ı Âlînizin sağlık ve uzun ömürle muvaffak kılınmasını niyaz etmektedirler.
Bizler ilan ediyoruz ki, İslam İnkılâbı’nın ilerlemesi ve mesajının bütün dünyaya ulaştırılması yolunda canımızı ve ailemizi feda etmeye hazırız; bu milletin düşmanları karşısında sabır ve metanetle duracak, “Ölümden asla korkmam” nidâsını haykıracağız.
Ayrıca arz ediyoruz ki, aziz rehberimiz; İslam İnkılâbı’nın kadınlarına ve kızlarına, özellikle de mücahid kadın ilim havzası talebelerine özel bir teveccüh buyursun ve bütün inkılâp kadınları için hayır duasında bulunsun.
Allah’ım! Bizi dinini yenileyen ve şeriatini ihya eden kullarından eyle.
Saygılarımızla,
Tahran Eyaleti Kadın İlim Havzaları Müdürleri
yorumunuz