Havza Haber Ajansı’nın bildirdiğine göre İlim Havzaları Merkezleri Başkanı Ayetullah Ali Rıza Arafi geçtiğimiz akşam İslam İnkılabı'nın Yüce Rehberi Ayetullah Seyyid Müçteba Hamaney tarafından Hazret-i Fatıma Masume’nin (s.a) mübarek türbesinde düzenlenen “Şehit İmam’ın cenazesinin teşyi ve defninin kırkıncı günü” merasiminde konuştu.
Ayetullah Arafi konuşmasının başında Kur’an-ı Kerim’den ayetler okudu ve Hz. Muhammed (s.a.a) ile Ehl-i Beyt’ine salât ve selam gönderdi. Daha sonra İmam Hasan Askerî’nin (a.s) şehadetini, merasime katılan âlimlere, büyük dinî mercilere ve Hazret-i Fatıma Masume’nin (s.a) mübarek makamında bulunan halka başsağlığı dileyerek andı. Ayrıca Allah’ın hücceti ve velisi, Hz. Mehdi’nin (a.f) imametinin başlangıcının yıl dönümünü tebrik etti.
Ayetullah Arafi ayrıca Allah’ın velilerinin, değerli savaş ve savunma şehitlerinin, şehit İmam’ın ve merhum, aziz rehberin hatırasını yâd ederek onların mübarek ruhlarına salât ve selam gönderdi.
Büyük din alimlerinin ve mercilerin, merhum İmam Humeyni’nin ailesinin ve Yüce Rehber'in ailesinin, önde gelen şahsiyetlerin, hocaların, Uzmanlar Meclisi üyelerinin, Âlimler Birliği’nin, İlim Havzaları Yüksek Konseyi’nin ve üniversite ve kültür çevrelerinin bu merasimdeki varlığını takdir eden Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
“Konuşmamın girişinde bugünkü şartlarla ilgili birkaç cümle söyleyecek, ardından şehit İmam’ın şahsiyetinden, onun temiz ve yüce sünnetinden ve hayat tarzından bir iki noktaya değineceğim.”
Şehit İmam’ın Kanının Hesabını Sormak Bireysel Bir İntikam Değildir
İlim Havzaları Müdürü, İran halkının hâlâ şehit İmam’ın ve diğer değerli şehitlerin yasını tuttuğunu belirterek şöyle dedi:
“Biz hâlâ hem aziz İmamımızın yasını tutuyoruz, hem şehit İmam’ın ve değerli şehitlerin kanının hesabını sormak için mücadele ediyoruz hem de o temiz ve aziz şehidin kanının intikamını almak konusunda kararlılıkla ayakta duruyoruz.”
“Büyük şehidimizin ve İran’ın, İslam ümmetinin özgürlük ve bağımsızlığının düşmanlarının intikamının bireysel bir mesele olmadığını özellikle vurgulamak ve hatırlatmak gerekir. Bu, İslam ümmetinin intikamıdır.”
İlim Havzaları Müdürü şöyle devam etti:
“Bu kanın hesabını sormak, Şehitler Efendisi Hz. Hüseyin’in ve dünyanın bütün mazlumlarının kanının hesabını sormaktır. Bu konuda kavramlar birbirine karıştırılmamalıdır. Büyük İran halkının ve Direniş Cephesi’nin şehit İmam’ın ve değerli şehitlerin kanının hesabını sorması, bazı kimselerin karşı çıkabileceği bireysel bir mesele değildir.”
“Bu, bir milletin intikamıdır; dünyanın mustazaflarının intikamıdır. Biz şehit İmam’ın kanının hesabını sorma ve intikam alma konusunda verdiğimiz sözün arkasındayız. Milletimiz de Yüce Rehber'in rehberliğinde bu ahdin arkasında durmaktadır.”
“Altı ay nedir ki?! Altı yıl sürse bile bu millet meydanda olacak; Şehitlerin Efendisi’nin ideallerinin ve şehit İmam’ın kanının hesabını sorma davasının arkasında duracak ve durmaya devam edecektir.”
“Helal olsun böyle bir millete! İslam’ın ve şehitlerin ideallerini savunmak için hâlâ bütün kalbi, ruhu, varlığı, coşkusu ve kahramanlığıyla meydanda duruyor. Allah’ın eli sizinle beraberdir ve Allah’ın lütfuyla bu yolu sürdüreceksiniz.”
Şehit İmam'ın Şahsiyeti
Ayetullah Arafi daha sonra şehit İmam’ın şahsiyetine değinerek şöyle konuştu:
“Şehidimize ilişkin konuşmamızın ilk noktası şudur: Tarihte gördüğümüz ve değerlendirmek istediğimiz şahsiyetler bazen tek boyutlu, iki boyutlu veya üç boyutlu kişiliklerdir. Ancak bazen de çok farklı boyutlara sahip bir şahsiyetle karşı karşıya geliriz.”
Şehit İmam’ın; ilim, bilgi, beceri, yönetim ve liderlik alanlarında farklı boyutlara sahip, aydınlık ve parlak şahsiyetlerden biri olduğunu belirten Ayetullah Arafi şöyle devam etti:
“Başkalarını analiz ettiğimizde, onların büyüklüğünün bazı yönlerini keşfedip ortaya koymak için dikkatli olmamız gerekir. Ancak böylesine büyük bir şahsiyetin karşısında olduğumuzda, bu aziz ve şerefli simada öylesine büyük bir parlaklık ve ışıltı vardır ki, oturup düşünmemiz gerekir: Bu özellikler bütünü, bu faziletler arasından hangisini seçelim ve hangisinin üzerinde duralım?”
“Bizim şehit İmam’ımız da böyle kapsamlı, yüce ve çok boyutlu şahsiyetlerden biriydi. Onun şahsiyetini açıklamak için çok sayıda toplantı ve konuşma düzenlenmesi gerekir.”
“Rehberin şahsiyetindeki kapsamlılık, o yüce şahsiyetin parlaklığı ve sahip olduğu özellikler o kadar üst düzeydedir ki, bu özellikler ve üstünlükler bütünüyle karşılaştığımızda hayrete düşüyoruz.”
“Bölge ve İran tarihinin binlerce yılını inceleyin. Dinî boyutları bir kenara bıraksak bile, merhum İmam’ın ve bizim şehit İmam’ımızın büyüklüğü düzeyinde başka bir şahsiyet bulamayız.”
Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
“Büyük İran milleti, İslam İnkılabı'nda böylesine büyük, eşsiz ve yüce insanlara sahip olma onuruna erişti. Biz bu büyük liderlerin ilmî, imanî, ahlaki hayatlarını ve mücadelelerini İran’ın ve bölgenin geçmişteki bütün liderleriyle karşılaştırmaya hazırız.”
“Bu iki İslam İnkılabı İmamı’nın, aziz ve şehit rehberimizin öylesine büyük, görkemli ve parlak bir şahsiyete sahip olduklarını ortaya koyacağız ki, bunun benzerini başka bir yerde bulmak mümkün değildir.”
Şehit İmam; Düşünce ile Eylemi Birleştiren Rehber
Ayetullah Arafi, şehit rehberin bir başka özelliğine değinerek şöyle dedi:
“Ülkelerin liderlerini iki veya üç gruba ayırabiliriz. Bazı liderler düşünce ve teori alanında güçlüdür, ancak pratik sahada ve yönetimde çok güçlü değildir.”
“Buna karşılık, çok sayıda lider ve yönetici de vardır ki pratikte güçlüdürler; ancak düşünsel ve bilgi temelli esaslar konusunda elleri boş ve zayıftır.”
“Az sayıdaki bazı liderler ise hem düşünce ve teori alanında güçlü ve sağlam hem de pratikte, yönetimde ve liderlik sahasında yetenekli ve mahirdir. Bizim şehit İmam’ımız da bu tür liderlerden biriydi.”
Birinci Özellik: İslami Teorisyen ve Teori Kurucusu
İlim Havzaları Müdürü şöyle konuştu:
“Şehit İmam, hayatı boyunca İslam’ın yanında durmuş, millet uğruna fedakârlık yapmış, düşünce ile eylemi birleştirmiş büyük ve yüce bir liderdi. Bizim söylediğimiz şudur: Şehit İmam üç büyük üstünlüğü aynı anda kendisinde toplamıştı. Birincisi, İslami bir teorisyen ve teori kurucusuydu.”
“Bizim şehit İmam’ımız İslami bir teorisyen ve İslami bir teori kurucusuydu. Onun düşünce ve söyleminde İslami yönetim konusunda çok büyük bir teori ve düşünce dünyası bulunmaktadır.”
“Şehit rehberin konuşmaları teorik bir içeriğe sahipti. Yaklaşık kırk yıl boyunca İslami yönetimin farklı alanlarında onlarca derin yönetim teorisini ortaya koydu, geliştirdi ve ifade etti.”
“Burada bu konuyu ayrıntılı şekilde ele almanın yeri değil. Ancak rehberin toplum, kültür, ekonomi ve siyaset alanlarında çeşitli teori ve düşünceleri vardı.”
“Eğer rehber olmasaydı bile, İslami yönetim ve İslam medeniyetinin inşası yolunda çok sayıda yönetim teorisine sahip bir teorisyen, bir taklit mercii, yetkin bir âlim ve çok sayıda düşüncenin sahibi olarak öne çıkardı. İslam yolunda bilgi sahibi, teorisyen ve teori kurucusu bir İmam’dı.”
İkinci Özellik: Sahadaki Mimar ve Pratik Rehber
Ayetullah Arafi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Büyük İmam, teorisyen olmasının yanında aynı zamanda sahadaki mimar ve pratik bir liderdi. Teoriyi düşünce ve mantık düzeyinden alıp uygulama alanına taşıyordu. Bunların bazı sonuçlarına birazdan değineceğim.”
“Şehit İmam; teorisyen, saha mimarı, hareketlerin lideri ve İslami yönetimin hayata geçirilmesi için pratik ve sahaya dayalı ağların kurucusuydu.”
Üçüncü Özellik: Güç Üretiminin Mimarı
“İmamımızın üçüncü üstünlüğü, teorik üretim ve pratik mimarlığın bununla sınırlı kalmamasıydı. O, İslami teorileri ve saha mimarlığını toplumda, kültürde, bilimde, bilgide ve savunmada güç üretimine dönüştürdü.”
Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
“Bazı liderler güç ve otorite üretir. Ancak şehit İmam’ımız, bu iki büyük özelliğin, yani teorik düşünce ve saha liderliğinin yanında, güç üretiminin mimarıydı. Bugün dünyanın karşısında hayrete düştüğü güçten söz ediyoruz.”
“Bu milletin gücü, o liderliğin ve o büyük İmam’ın mimarlığının ürünüdür. Bize bu imkânı sağlayan oydu. Bize moral veren oydu. İran, Direniş Ekseni ve İslam ümmeti için güç üreten oydu.”
Şehit İmam; İran ve İslam Ümmeti için Güç ve Caydırıcılık Üretiminin Mimarı
Ayetullah Arafi şöyle devam etti:
“Burada şehit rehberin güç üretimi ve liderliği konusunda altı alanı not ettim. Bunlardan bir iki tanesine değineceğim.”
“İmamımız bizim, sizin ve İslam ümmetinin güç üretiminin mimarıydı. Bizim, sizin ve İslam ümmetinin farklı alanlarda güç ve caydırıcılık kazanmasını sağladı.”
Birinci güç alanı: Bilimsel ve teknolojik güç
İlim Havzaları Müdürü önemli güç alanlarından birinin bilimsel ve teknolojik güç olduğunu belirterek şöyle dedi:
“Bu son derece önemli bir meseledir. Aziz gençlerden, üniversite mensuplarından ve değerli halkımızdan bilimsel ve teknolojik güç yolunu şehit İmam’dan öğrenmelerini istiyorum.”
“Değerli kardeşlerim ve bacılarım, İslam ümmeti iki yüz yıldır bilimsel ve teknolojik güç konusunda geri kalmıştır. Yıllarca ve yüzyıllarca bilim ve teknolojide Batı’ya bağımlı olduk. Bütün bilimsel ve teknik işlerimiz Batı’ya bağımlıydı.”
“Bugün de İslam dünyası geniş ölçüde bağımlıdır. Büyük İmamımız, yaklaşık kırk yıllık ilahî liderliği ve velayeti boyunca ciddi ve değişmez bir çizgiye sahipti. Bu çizgi, İran için bilimsel ve teknolojik güç üretmekti.”
Ayetullah Arafi bu yaklaşımın temellerini şöyle açıkladı:
“Birincisi, üniversitelerimiz, havzalarımız ve bilim ve teknoloji camiamız bilgi ve teknolojinin sınırlarında ilerlemelidir.”
“İkincisi, bu bilgi ve teknoloji, İranlı ve Müslüman zihninden doğmalı ve bilimin sınırlarına dayanmalıdır.”
“Üçüncüsü ise onun vurgusu şuydu: Cihat anlayışıyla hareket etmeli, kestirme yollar kullanmalı, bilimin sınırlarını aşmalı ve tarihî geri kalmışlığın üstesinden gelmeliyiz.”
“Bunlar onun üzerinde sürekli ve kesintisiz olarak çalıştığı temel çizgilerdi. Nitelikli insanları korumak, bilimsel ve teknolojik bağımsızlık, beşerî bilimlerde İslami yaklaşım ve bilimsel-teknolojik bağımsızlığa önem vermek, liderliğinin bilimsel ve teknolojik güç üretimindeki temel çizgilerindendi.”
“Onun devlet adamlarını nasıl defalarca uyardığını, Bilim ve Teknoloji Başkanlığı’nı kurup güçlendirdiğini, bilim ve bilgi merkezlerini teşvik ettiğini ve bunları sürekli takip ettiğini birçok kez gördünüz.”
“Defalarca ‘Dünyada bilimsel ve teknolojik sıralamamız nerede?’ diye soruyordu. Bilimsel ilerlemede bölgede ve dünyada geri kalmamamız konusunda büyük hassasiyet gösteriyor ve yetkilileri uyarıyordu.”
İran’ın 200 Yıllık Geri Kalmışlığının Telafi Edilmesi
İlim Havzaları Müdürü şöyle konuştu:
“İran’ın iki yüz yıllık geri kalmışlığı, onun çabaları sayesinde büyük ölçüde telafi edildi. Bunun sonuçlarını nükleer teknoloji, kök hücreler, bilişsel bilimler, ileri ve akıllı teknolojiler, nanoteknoloji, ilaç sanayisi ve gençlerimizin, seçkinlerimizin ve bilim insanlarımızın ortaya koyduğu birçok kapasitede görüyoruz. İran bilimsel açıdan gelişmiş ve bağımsız bir ülke hâline geldi.”
Ayetullah Arafi gençlere şöyle seslendi:
“Unutmayın sevgili gençler, değerli kardeşlerim ve bacılarım; biz bütün alanlarda bağımlı ve geri kalmış durumdaydık. Bu inkılap geldi, İmam geldi ve şehit rehber geldi; ileri teknolojileri yerlileştirdi ve İran’ı bilimsel mücadele alanında bağımsız hâle getirdi.”
“Bazen İranlı olmayan bazı şahsiyetlerle yaptığım görüşmelerde onların bu durum karşısında şaşkınlık yaşadığını görüyordum. Ambargo, kuşatma ve savaş altında bulunan bir ülke nasıl oluyor da çeşitli sanayi alanlarında bu şekilde ilerleyebiliyor ve nükleer teknolojiyi kendi imkânlarıyla, kendi yetenekli insanlarının eliyle geliştirebiliyor?”
Ayetullah Arafi bu durumu çağın şaşırtıcı gelişmelerinden biri olarak nitelendirerek şöyle dedi:
“Bu, çağımızın hayret verici ve şaşırtıcı olaylarından biridir. Görmüşsünüzdür; bazen toplantılarda İran’ın bölgedeki bilimsel sıralamasının biraz olsun gerilediğine ilişkin istatistikler ve rakamlar geldiğinde bile o büyük rehber öfkelenirdi. O, bu milleti, İslam ümmetini ve aziz İran’ı seviyordu. İran’ın bölgede öncü olmasını istiyordu.”
“Büyük adımlar atıldı ve o bundan geri adım atmıyordu. Bu yolun kazanımları da sınırsızdır ve bugün de bu yolun devam ettirilmesi gerekir.”
İkinci güç alanı: Savunma ve askerî güç
Ayetullah Arafi daha sonra ikinci güç alanı olan savunma ve askerî güce değinerek şöyle konuştu:
“Biliyoruz ki, II. Dünya Savaşı sırasında yabancılar ülkemize saldırdığında, birkaç saat içinde bütün savunma sistemimiz çöktü.”
“Ordunun ve birliklerin komutanları görevlerinden ayrıldı, apoletlerini söküp kaçtılar ve lanetli Şah ülkeden kaçtı. Ülkenin düzeni tamamen bozuldu. Oysa biz savaşa girmemiştik. İşte bizim gücümüz buydu: Bütün silahlarımız ve savunma gücümüz tek bir dalgayla çöktü.”
“Tarihimizde bunun defalarca gerçekleştiği görülmüştür. Sonra bir dalga geldi, Şah kaçtı ve herkes geri çekildi. Amerikalılar geldiler, onları kurtardılar ve yeniden milletin başına geçirdiler.”
“Uçaklarımız, deniz gücümüz ve askerî gücümüz tamamen onlara bağımlıydı ve onların emri olmadan hiçbir değerimiz yoktu.”
“Şehit İmam’ınız savunma gücünü son derece gelişmiş bir askerî doktrin üzerine kurdu.”
Savunma, Savaş Yanlılığı Değildir
Anayasa Koruyucular Konseyi Fakihler Konseyi üyesi Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
“Temel ilkelerden biri şuydu: Biz savaş yanlısı değiliz. Ancak savunma söz konusu olduğunda sonuna kadar, canımız pahasına ve geri adım atmadan ilerleyeceğiz.”
“Silahların ve füzelerin bırakılmasına, geri çekilmeye çağıran düşüncelerin karşısında durdu.”
Ayetullah Arafi, silahlanma alanındaki ilerlemeden vazgeçilmesi yönündeki bazı görüşlere değinerek şöyle dedi:
“Yirmi veya otuz yıl önce, silahlanma alanında ilerlemeye girmememiz gerektiği yönünde bir düşünce ve teori ortaya atılmıştı. Düşünün; eğer otuz yıl önce bu teoriye teslim olmuş olsaydık, bugün nerede olurduk? Başımıza zillet toprağı saçılmış olurdu.”
“Rehber savunmasız kalma, aşırı iyimserlik ve silah ve askerî teçhizat üretiminden geri çekilme anlayışına karşı durdu.”
Akıllı Savunma ve Askerî Öngörü
Ayetullah Arafi şehit rehberin savunma yaklaşımına değinerek şöyle konuştu:
“Aynı şekilde akıllı ve gerektiğinde saldırıya dönüşebilen bir savunma anlayışı vardı. Onun söylediği son sözlerden biri şuydu: ‘Eğer savaşa girerseniz, bu savaş artık yalnızca İran’la sınırlı kalmayacak, bölgeyi saracaktır.’”
“Biz saldırgan değiliz; ancak savunma zamanı geldiğinde saldırıya geçeceğiz ve düşmanlarımızın gününü karartacağız.”
“Bu büyük rehberin savunma ve askerî alandaki zekâsı, ileri görüşlülüğü, öngörüleri ve liderliği, İran’ı bölgede eşsiz ve dünyada öncü bir güç hâline getirdi.”
“İran’ı dünyanın en güçlü ordularının karşısında duran tek güç hâline getirdi. Allah’ın lütfuyla, Yüce Rehber'in rehberliği ve Silahlı Kuvvetlerin fedakârlıkları sayesinde İslam ve İran düşmanlarına karşı bu öncülük ve direniş devam edecek ve sürdürülecektir.”
Bağımsız, Bilimsel ve Halk Temelli Savunma Sisteminin Kurulması
Ayetullah Arafi şöyle devam etti:
“Şehit rehberimiz, canımızdan aziz liderimiz, askerî sanayiyi ve askerî teçhizatı bağımsız biçimde geliştirdi. Komuta kadrolarını ve Silahlı Kuvvetleri yetiştirdi; Silahlı Kuvvetlerin imanını ve motivasyonunu yönlendirdi.”
“Savunmayı bilimsel hâle getirdi, savunmayı halk temelli yaptı. Halk seferberliğiyle, halkın katılımına dayalı, imanı esas alan ve bilim ve bilgi merkezli bir savunma sisteminin temelini attı.”
“Bu savunma sistemi büyük acılar ve fedakârlıklarla oluşturuldu. Bunun sonucu, sizin altı ay boyunca sahada bulunmanızdır. Bunun sonucu, Silahlı Kuvvetlerimizin dünyadaki başarısı ve bunun sonucu Trump’ın ve İran'ın/Direniş Ekseni’nin düşmanlarının çaresizliği ve acizliğidir.”
“Bu yol, Allah’ın lütfuyla mukaddes birliktelik, Yüce Rehber'e bağlılık ve Silahlı Kuvvetlerin Başkomutanlığı’nın komutası altında devam edecektir.”
Şehit İmam’ın ve İslam İnkılabı'nın İdealleriyle Yeniden Sözleşme
Ayetullah Arafi şöyle konuştu:
“Bu gece burada, Hazret-i Fatıma Masume’nin (s.a) huzurunda, Yüce Rehber'e hep beraber ahit yeniliyoruz: Şehit rehberin, büyük İmam’ın ve İslam İnkılabı'nın ideallerinin yolunda sonuna kadar, canımız pahasına duracağız.”
Ayetullah Arafi daha sonra Direniş Ekseni’nin konumuna değinerek şöyle dedi:
“Direniş Ekseni, çaresizlik ve başarısızlık ekseni değildir; direniş ve mücadele eksenidir.”
“Onlar saha yönetimine ve pratik liderliğe sahiptiler. İmam, İran ve İslam ümmeti için güç ve caydırıcılık üretiminin mimarıydı.”
“Bu güç; siyaset, uluslararası ilişkiler, kültür, ekonomi, teknoloji, bilim ve savunma alanlarında oluşturulmuştur.”
“Ben bu gücün iki alanına değindim. Ancak devlet adamlarımız, Meclisimiz, yürütme organlarımız ve herkes; İran’ın bağımsızlığı ve büyüklüğü yolunu, kapsamlı kültürel, bilimsel, imanî, cihadî ve savunma gücünü sürdürmelidir.”
Bütün Kurumlarda Bağımsızlık ve Güç Yolunun Sürdürülmesi Gerekliliği
Ayetullah Arafi, bu ideallerden geri adım atılmaması gerektiğini vurgulayarak şöyle dedi:
“Bu idealden vazgeçmemeliyiz. ‘Heyhat, biz zillete boyun eğmeyiz’ anlayışının sesi; yargı organımızda, kurumlarımızın ve idarelerimizin derinliklerinde, havza ve üniversitelerimizin, eğitim sistemimizin en derin noktalarında yankılanmalı ve kendisini göstermelidir.”
“Geri dönüş yolumuz yoktur. Herkes ilahî birlik içinde, güçlü kalpler ve sarsılmaz iradelerle, o İmam’ın yolunu Yüce Rehber'le birlikte sürdürmelidir.”
“Bu gece burada bir kez daha ilan ediyoruz ki, İran’ın dört bir yanındaki bu halk, bölgenin tamamındaki insanlar, dünyanın çeşitli yerlerindeki İslam İnkılabı gönüllüleri ve dünyanın bütün mustazafları; istikbar güçleri karşısında direnme ve büyük İmam’ın yolunu sürdürme konusunda verdikleri sözün arkasında durmaktadır.”
“Biz de bugün bir kez daha ahdimizi ve sözümüzü yeniliyoruz: Direneceğiz ve ayakta duracağız.”
Ayetullah Arafi konuşmasının sonunda İran’dan ve diğer ülkelerden merasime katılan halkın, âlimlerin, hocaların ve şahsiyetlerin katılımını takdir ederek şöyle dedi:
“Bir kez daha siz değerli kadın ve erkek kardeşlerimizin ve İran’dan ve diğer ülkelerden gelen kıymetli şahsiyetlerin bu merasimdeki varlığını selamlıyor ve takdir ediyorum.”
“Merhum İmam’ın, aziz ve şehit İmam’ın ve Yüce Rehber'in ideallerine biat ettiğimizi ve bu ideallere olan ahdimizi yenilediğimizi ilan ediyorum.”
yorumunuz