Perşembe 11 Haziran 2026 - 18:52
Kur’an’da Mehdeviyet (İkinci Bölüm)

Havza / Yalnızca “mustazaf olmak”, düşmanlara karşı zafer kazanmanın ve yeryüzünde hâkimiyet kurmanın sebebi değildir. Bunun yanında iman sahibi olmak ve gerekli liyakatleri kazanmak da şarttır. Dünyadaki mustazaflar, bu iki temel ilkeyi hayata geçirmedikçe yeryüzünün yönetimine ulaşamayacaklardır.

Havza Haber Ajansı’nın aktardığına göre “İdeal Topluma Doğru” başlığıyla hazırlanan Mehdeviyet konulu yazı dizisi, İmam Zaman Hz. Mehdi’nin (Allah-u Teâlâ zuhurunu yakın eylesin) öğretilerini ve marifetlerini yaymak amacıyla siz değerli okuyuculara sunulmaktadır.

Hz. Mehdi (a.f.) ve onun gerçekleştireceği küresel inkılapla ilgili bazı ayetler şöyledir:

Birinci Ayet

Andolsun ki Zikir’den sonra Zebur’da da yazdık ki, yeryüzüne benim salih kullarım mirasçı olacaktır.”

(Enbiyâ, 105)

Bu ayette salih kimselerin dünyadaki en açık mükâfatlarından birine, yani yeryüzünde hâkimiyet kurmalarına işaret edilmiştir. Birçok rivayette bu büyük olayın, Hz. Mehdi’nin (a.f.) zuhur döneminde gerçekleşeceği belirtilmiştir.

Ayette Geçen Kavramlar

Hz. Davud’un “Zebur”u (Eski Ahit’teki adıyla Mezmurlar), Hz. Davud’un (a.s.) münacatlarını, dualarını ve öğütlerini içeren ilahî bir kitaptır.

Zikir” kelimesi aslında hatırlatmaya ve öğüt almaya vesile olan şey anlamına gelir. Ancak bu ayette, Zebur’dan önce zikredilmesi dikkate alınarak Hz. Musa’nın (a.s.) semavî kitabı olan Tevrat şeklinde tefsir edilmiştir.

Özel bir karine bulunmadıkça “arz”, bütün yeryüzünü ifade eder.

“Miras”, herhangi bir alışveriş veya karşılıklı değişim olmaksızın bir kimseye intikal eden şeydir. Kur’an’da bazen salih bir topluluğun fasık ve liyakatsiz bir topluluğa galip gelmesi ve onların imkânlarını devralması anlamında kullanılmıştır. (Bkz. A‘râf, 7/137)

Kullarım” ifadesinin Allah’a izafe edilmesi, onların iman ve tevhid sahibi olduklarını göstermektedir. “Salihler” kelimesi ise bütün liyakatleri akla getirmektedir: Salih amel ve takva, ilim ve bilinç, güç ve kudret, yönetim kabiliyeti, düzen ve toplumsal idrak.

Mümin kullar bu nitelikleri kazandıklarında, Allah da onları destekler ve müstekbirlere karşı galip gelmelerini sağlar.

Bu nedenle yalnızca mustazaf olmak, düşmanlara karşı zafer kazanmak ve yeryüzünde hâkimiyet kurmak için yeterli değildir. Bunun yanında iman ve liyakat kazanımı da gereklidir. Dünyadaki mustazaflar, bu iki temel ilkeyi hayata geçirmedikçe yeryüzünün yönetimine ulaşamayacaklardır.

Notlar

1. Âl-i Muhammed (s.a.a.)

Bu ayetin tefsiri hakkında İmam Bâkır’dan (a.s.) şöyle nakledilmiştir:

Bunlar Âl-i Muhammed’dir. Allah, onların Mehdi’sini çabaları ve sıkıntıları sonrasında gönderecektir. Böylece onları aziz kılacak, düşmanlarını ise zelil edecektir.

(Şeyh Tûsî, el-Gaybe, s. 184)

Açıktır ki bu rivayet, ayetin anlamını sadece Âl-i Muhammed ile sınırlamamaktadır. Burada ayetin en üstün ve en açık örneklerinden biri açıklanmaktadır. Bu tür tefsirler, ayetin genel kapsamını daraltmaz.

Dolayısıyla Allah’ın salih kulları hangi zaman ve mekânda kıyam ederlerse etsinler, ilahî yardım sayesinde başarıya ulaşacak ve sonunda yeryüzünün ve onun yönetiminin varisleri olacaklardır.

2. Hz. Davud’un Mezmurlarında Salihlerin Hükümdarlığı Müjdesi

Hz. Davud’un Mezmurlarında da bu ifadeye veya benzer anlamlar taşıyan cümlelere birkaç yerde rastlanmaktadır. Bu durum, söz konusu kitaplarda meydana gelen çeşitli tahriflere rağmen, bu bölümün büyük ölçüde korunmuş olduğunu göstermektedir.

“Kötüler yok olacak; fakat Rabbe güvenenler yeryüzüne mirasçı olacaklardır. Çok geçmeden kötü ortadan kalkacak; yerini arasalar bile onu bulamayacaklardır.” (Mezmurlar 37:9)

“Alçakgönüllüler yeryüzüne mirasçı olacak ve büyük bir esenlik içinde sevinç duyacaklardır.” (Mezmurlar 37:11)

“Rabbin bereket verdiği kimseler yeryüzüne mirasçı olacak; fakat O’nun lânetledikleri yok olup gidecektir.” (Mezmurlar 37:22)

“Doğrular yeryüzüne mirasçı olacak ve orada ebediyen yaşayacaklardır.” (Mezmurlar 37:29)

“Rab, salihlerin günlerini bilir ve onların mirası sonsuza kadar sürecektir.” (Mezmurlar 37:18)

Bu ifadelerde Kur’an’da geçen “salihler” kavramı, aynı anlam ve içerikle Mezmurlar’da da yer almaktadır. Bunun yanı sıra “doğrular”, “tevekkül edenler”, “bereket verilenler” ve “alçakgönüllüler” gibi başka nitelemeler de kullanılmıştır.

Bu ifadeler yeryüzü hâkimiyetinin belirli bir gruba değil, bütün salih insanlara ait olacağını göstermektedir. Aynı zamanda bu müjdeler, Hz. Mehdi’nin (Allah-u Teâlâ zuhurunu yakın eylesin) kıyamı ve kuracağı adalet hükümeti hakkında nakledilen hadislerle de uyum içindedir.

3. Salihlerin Hükümeti, Yaratılış Kanunlarından Biridir

Bilmek gerekir ki tarih boyunca ortaya çıkan zulüm ve istibdat yönetimlerinin tamamı, yaratılışın yönüne ve kâinatın kanunlarına aykırıdır. Yaratılış düzeniyle uyumlu olan ise iman sahibi salih insanların yönetimidir.

Kâinattaki yaratılış sistemi, gelecekte kurulacak doğru ve adil bir toplumsal düzenin mümkün ve gerekli olduğuna dair açık bir delil sunmaktadır. Enbiyâ Suresi’nin söz konusu ayetinden ve büyük küresel ıslahatçı olan Hz. Mehdi’nin (Allah-u Teâlâ zuhurunu yakın eylesin) kıyamına dair hadislerden de bu gerçek anlaşılmaktadır. (Tefsîr-i Numûne, c. 13, s. 515-524)

Devam edecektir…

Hudâmurad Selimiyân’ın “Mehdeviyet Dersnamesi” adlı eserinden bazı küçük değişikliklerle aktarılmıştır.

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha