Salı 14 Temmuz 2026 - 18:16
Şehit İmam'ın İntikam ve Kan Davası Bayrağı Neden Yerde Kalmamalıdır?

Havza / Bu intikam; mazlumlar için bir tehdit değil bir müjde; şerefsiz katiller için ise amansız bir uyarıdır. 

Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre Rehber'in son mesajı derin stratejik katmanlar içermektedir. Özellikle "milletin iradesine" yaptığı vurgu ile şehit Rehber'in, on iki günlük ve kırk günlük iki saldırgan savaşın tüm şehitlerinin kanının intikamının alınmasının "kesinliği" üzerine olan vurgusu; özünde hem umut verici hem de uyandırıcı bir mahiyete sahiptir. Aynı zamanda bu mesaj; yabancılara ve sömürgecilere karşı direnişin ve tavizsiz duruşun anlık bir tepki veya kişisel bir karar değil; şehit Rehber'imizin çizdiği, gönderilmiş ve aynı zamanda kan davası güden ümmetin uymakla yükümlü olduğu doğrudan bir yol olduğunu göstermektedir.

Şehit İmam'ın Kan Davası Birleştirici Bir Unsurdur

Gazeteci ve medya aktivisti Seyyid Abdullah Mütevelliyan, bu bağlamda bu mesajın gerçekleşmesinin her şeyden önce ulusal birlik ve dayanışmayı güçlendireceğine inanmaktadır. Nitekim son günlerde veda ve cenaze törenlerindeki halkın çok geniş katılımı; milletimizin, Hüseynî mektebin temel ilkeleri ile ulusal ve inkılabî idealleri etrafında en iyi koşullarda kenetlendiğini kanıtlamıştır.

Mütevelliyan şunları ekledi: "Öte yandan bu mesele, düşmanlara şu uyarıyı yapmaktadır: 'Caniler, huzurlu bir ölüm arzusunu mezara  götüreceklerdir.' Bu ikaz, Şii tarihinin köklerinden beslenmektedir. Kerbela'dan bugüne, mazlumun kanı ümmeti harekete geçirmektedir. Ayrıca değerli İnkılap Rehberi'nin mesajı, direniş stratejisini de açıklamaktadır. Zira şehidin mektebini koruma ahdi, zorluklara karşı sebat etme ve ilahi vaatlere bağlanma; yeni nesil için net bir yol haritasıdır. Önemli bir nokta da bu mesajın, İslam ümmetinin birliğini sınırların ötesinde de gözetmesidir."

Nihai Zafer Yoldadır...

Mütevelliyan ayrıca şöyle dedi: "Suikast, yaptırım ve aşağılama ile sahneye çıkan hain ve saldırgan düşman, şu anda on milyonlarca cenaze törenine katılan aşığın ve dünyadaki tüm özgür ruhların kuşattığı kutsal bir öfkede mahsur kalmıştır. Bu noktada dikkat edilmelidir ki yüce Rehber'in mesajı, İslami İran'ın bugünkü yüzüyle Aşura'nın yeniden okunmasıdır.

Seyyidüşşüheda'nın (a.s.) kıyamı şehadetinden sonra dünyayı nasıl fethettiyse, 'İran'ın Şehit Rehberi'nin' kanı da nihai zaferi gerçekleştirecektir."

Mütevelliyan şu hususu da vurguladı: "Aslında anlaşılmalıdır ki bu kesin intikam, mazlumlar için bir tehdit değil müjde; şerefsiz katiller için ise amansız bir uyarıdır. Bu katiller artık her şafak vakti, sarsılan iktidar beşiklerinin üzerinde 'Ey Hüseyin'in intikamcıları' nidalarının yankısını duymak zorundadır. Düşmanlar bilsin ki bu millet, destansı varlığı ve sarsılmaz ahdiyle yakın zaferi gerçekleştirecektir."

Şehit Rehber'in Talebinin Ciddi Şekilde Takip Edilme Zorunluluğu

Stratejik Araştırmalar Enstitüsü Öğretim üyesi Muhammed Meysem Nedafpur ise görüşlerini şu şekilde ifade etti: "Son on yılda, İslam İnkılabı'nın şehit Rehberi, yargı organlarının yetkilileriyle yaptığı görüşmelerde defalarca; İran İslam Cumhuriyeti'nin siyasi ve medya kınamalarıyla yetinmemesi gerektiğini, aksine suçluların takibi ve milletin haklarının tesisi için tüm iç ve uluslararası hukuki imkanlardan yararlanılması gerektiğini vurgulamıştır. Kendisi bu görüşmelerden birinde, geçmişteki bazı dosyalarda ihmaller yapıldığını ve hukuki takibin ciddiyetle sürdürülmesi gerektiğini açıkça belirtmişti. Şimdi kendisi, ulusal egemenliğe karşı işlenen en büyük cinayetin kurbanı olmuşken, o talebe sadakat göstermek her zamankinden daha büyük bir önem kazanmıştır."

 Nedafpur şunları da ekledi: "Elbette bu süreçte bazıları, uluslararası cinayetlerin hukuki takibini, yıllarca sürebileceği ve faillerin kınanmasıyla sonuçlanmayacağı gerekçesiyle protokol ve etkisiz bir girişim olarak görebilir. Ancak bu algı, uluslararası hukukun rolüne dair yanlış bir anlayış sunmaktadır. Uluslararası sistemde hukuki takip, sadece hüküm verilmesi için değil güç kullanma araçlarından biri, ulusal çıkarları savunma ve tehlikeli uygulamaların yerleşmesini önleme aracı olarak kullanılır. Doğal olarak, hukuki bir yanıt almadan kalan her eylem, zamanla bir teamüle dönüşür ve diğer devletlere karşı tekrarlanma olasılığı artar."

Rehber ve İran Şehitlerinin Katillerine Karşı Uluslararası Mutabakat Oluşturulması

Nedafpur ayrıca şöyle dedi: "Öte yandan, eğer intikamı suçun bedelini failine geri ödetmek olarak görürsek; bu hedefe sadece askeri araçlarla ulaşılamaz. Hukuk da hükümetlerin elindeki etkili bir silahtır. Şikayet, dava açma, belgeleme, uluslararası mutabakat sağlama ve faillerin siyasi ve hukuki maliyetlerini artırma; adalet ve hukuk ilkesine dayanan 'hukuki intikam'ın tezahürleridir ve suçluların eylemlerine meşruiyet kazandırılmasını engelleyebilirler."

Nedafpur ayrıca şöyle dedi: "Bu yaklaşımın önemi ulusal güvenlik üzerinde doğrudan etkilidir. Ceza politikasında bilinen bir kural şudur: Cezasızlık, suçun tekrarlanmasına zemin hazırlar. Bu kural uluslararası ilişkilerde de geçerlidir. Eğer suçu işleyen devlet, eyleminin ciddi bir hukuki ve siyasi bedeli olmayacağını düşünürse, bunu tekrarlama motivasyonu artar. Buna ek olarak, ülkenin üst düzey yetkilileri de riski azaltmak için faaliyetlerini daha ağır güvenlik kısıtlamaları altında yürütmek zorunda kalabilir. Dolayısıyla hukuki takip, adalet talebinin yanı sıra ulusal caydırıcılık mekanizmasının da bir parçasıdır."

Sessizliğimiz, Cinayetin Sıradanlaşmasına Yol Açar

Nedafpur sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu takibin uluslararası etkileri, iç etkileri kadar önemlidir. Uluslararası hukuk yaygın kanaatin aksine, yalnızca sabit kurallar bütününden ibaret değildir; önemli bir kısmı, hükümetlerin eylemleri ve sürekli taleplerde bulunma sonucunda şekillenir. Uluslararası hukukun bazı geleneksel mekanizmalarının yetersizliğinin ortaya çıktığı bir dönemde, İran İslam Cumhuriyeti'nin özellikle savaş sonrası dönemde aktif tutumu, daha adil bir düzenin yeniden tanımlanması ve şekillendirilmesinde etkili olabilir. Kaldı ki, ülkenin en üst düzey resmî makamına yönelik suikast karşısında sessiz kalmak, bu davranışın normalleşmesini kolaylaştırır ve uluslararası hukuk düzeninin temel dayanaklarından birini zayıflatır."

Nedafpur konuşmasının son bölümünde, böyle bir dosyanın takibinin kuşkusuz bütüncül bir ulusal strateji gerektirdiğini belirterek şunları söyledi: "Bu doğrultuda hukuki merciler, diplomasi aygıtı, medya kurumları ve kültürel alanlar arasında güçlü bir koordinasyona, ayrıca taleplerin sürekli gündemde tutulmasına ve titiz bir belgelendirmeye acilen ihtiyaç vardır. Eğer bu cinayet etkili bir takibe tabi tutulmadan bırakılırsa, cezasızlık güçlenecek, İran'ın ulusal güvenliği daha büyük risklerle karşı karşıya kalacak ve devlet liderlerine yönelik suikastların normalleşmesi bir adım daha pekişecektir. Ancak takip süreci sabırla, planlamayla ve sağlam bir hukuki zemine dayanarak yürütülürse, şehit Rehber'in kanının intikamı yalnızca sahada değil, hukuk alanında da kalıcı bir talebe dönüşecektir."

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha