Çarşamba 1 Temmuz 2026 - 10:32
Şehit İmam'ın Şehadetinin İran ve İslam Dünyası için Taşıdığı Mesajlar

Havza / Şehit İmam'ın yolunu sürdürmek, zamanın Velayet-i Fakih'ine dürüst, bilinçli ve mümince uymaktan geçer. Yüce Rehber Hazreti Ayetullah Seyyid Müçteba Hüseynî Hamaney; o Şehit İmam'ın mübarek liderlik modelinin aydınlık ve nurlu çizgisidir.

Havza Haber Ajansı'nın bildirdiğine göre İlim Havzaları Müdürü Ayetullah Ali Rıza Arafi'nin, Şehit Ayetullah el-Uzma İmam Hamaney'in (Kuddise Sirruhüşşerif) pak naaşının veda, uğurlama ve tarihi cenaze töreni günleri münasebetiyle yayımladığı, Şehit İmam'ın şehadetinin İran, İslam dünyası ve dünyadaki tüm özgürlükçüler için taşıdığı misyonları ve mesajları açıklayan önemli mesajının tam metni şöyledir:

Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla

"Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında rızıklanmaktadırlar." (Âl-i İmrân suresi, 169)

"Müminlerden öyle yiğitler vardır ki Allah'a verdikleri söze sadık kaldılar. Onlardan kimi adağını yerine getirdi (şehit oldu), kimi de (sırasını) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmediler." (Ahzâb suresi, 23)

Büyük İslam ümmeti, dünyanın özgürleri ve mazlumları, bilinçli milletler ve dünya çapındaki vicdanlar!

Bugün İslam dünyası, hatta adalete susamış tüm insanlık; tek bir sınıra ve tek bir millete ait olmayan, aksine ümmetin ortak sermayesi ve peygamberler ile velilerin çizgisinin mirasçısı olan ulu bir çınarın yasını tutmaktadır. Bilge rehber, yüce taklit mercii ve İslam İnkılabı'nın rehberi olan Hazreti Ayetullah el-Uzma İmam Hamaney'in (Makamı yüce olsun) mazlumane şehadeti, sınırlı bir coğrafyada anlaşılabilecek bir olay değildir. Bu hadise, İslam dünyası denklemleri ölçeğinde ve büyük insani gelişmeler ufkunda okunmalıdır. O yüce şahsiyet, o eşsiz karakterin yansımalarıyla İran'da ve dünyada parlayan, dünya denklemlerini değiştiren, İran'ın ve İslam ümmetinin çeşitli ilerlemelerine ve ihtişamına vesile olan sayısız erdemler manzumesi ve seçkin özellikler galaksisiydi.

Şehit İmam, küresel düşünmenin bir timsaliydi. Onun düşüncesi etnik ve ulusal sınırları aştı; ortak insani değerlerin, insan onurunun, adaletin ve küresel emperyalizme karşı direnişin evrensel bir dil bulduğu küresel bir söylemin temellerini attı. Küresel zorlukları ve tehditleri derinden anlıyor ve medeniyetler çağına uygun bir dille konuşuyordu. Sunduğu teoloji, evrensel ve özgürleştirici bir teolojiydi; Allah'ı yoksulların hayatının merkezine getiren ve imanı milletlerin özgürlük gücüne dönüştüren bir kelamdı. Onun mercilik makamının yüceliği de bu doğrultudaydı: Fıkhı tarihi sorumlulukla ve ümmetin derdiyle düğümleyen bir mercilik...

O; milletin babası, direniş efsanesinin ruhu, ümmetin önderi ve milletin canıydı...

Cinayetkâr Amerika ve İsrail'in bu şehadetle sonuçlanan korkunç cinayetinin, tasarımcılarının karanlık zihninde bu harekete, millete ve devlete ağır bir darbe vurması ve onların ani çöküşüne neden olması planlanmıştı. İşte tam burada, onun liderlik büyüklüğünün boyutlarından biri ortaya çıkıyor. O, yıllarca ümmet inşa etmiş ve devlet kurmuştu; insanları kendi şahsına değil, Allah'a ve devasa, güç veren ve hayat bahşeden ilkelere ve ideallere bağlamıştı. Kendi bireysel karizmalarına yatırım yapan liderlerin o karizmaları çöktüğünde, milletin ve yönetimlerinin düzeni ve nizamı da çöker. Ancak Şehit İmam'ın liderlik modeli öyleydi ki düşmanın kaos ve çöküşe dair tüm stratejik öngörülerine rağmen, her şey mucizevi bir şekilde istikrar ve bütünlük yolunda ilerledi. Bu da insanları kişilere değil Allah'a bağlayan bu ekolün haklılığına ve derinliğine dair bir başka kanıttır.

Ey olgun ve şuurlu ümmet! Bu temiz kanın intikamını alma duygusu kalplerde canlı ve sürekli kalmalıdır; geçici bir alev gibi değil, aksine onun kendi kanıyla suladığı aynı yolu yürümek için kalıcı bir kararlılık gibi olmalıdır...

Şehitlerin kanı yol gösterici bir ışıktır ve onların ideallerine sadakat intikamın ta kendisidir.

Şehit İmam'ın intikamını almak duygusal ve heyecanlı bir yüzleşme değil; zulme ve kibre karşı mücadelenin yeni bir formatta sürdürülmesidir ve Direniş Cephesi'nin temel ve eksen görevlerindendir.

Onun şehadeti, İran ve İslam dünyası için açık misyon ve mesajlar barındırmaktadır:

Birinci Mesaj: Şehadet, ümmetin ziyanı değil sermayesidir ve düşmanın başarısı değil, onun zillet ve yok oluş kaynağıdır. Düşmanlar, İslami İran'ın alim ve bilge liderine suikast düzenleyerek milletin iradesini kıracaklarını zannettiler; oysa ilahi sünnet şudur ki, şehitlerin temiz kanı imanın köklerini daha da derinleştirir, milletlerin iradesini daha da sağlamlaştırır ve hak yolunu daha da aydınlatır. Bu şehadet ne kadar yüce olursa, onun İslam ümmeti için belirleyici bereketleri o kadar artan ve alevlendiren nitelikte olur.

İkinci Mesaj: Hegemonik sistemin hesaplarının boşa çıkmasıdır. Bu üçüncü dayatılan savaşta, hain ve cani düşman gözünü, karmaşık bir rüya gibi tabir edilmeyen hedeflerin gerçekleşmesine dikmişti ve bir kez daha kafasını taşa çarptı. İran'ı parçalama, nizâmı devirmek, İran halkını teslim almak, ülkenin milli zenginliklerine hâkim olmak, Siyonist rejimin güvenliğini sağlamak ve Direniş Ekseni'ni yok etmek yönündeki planlar; İmam'ın, komutanların, Minab şehitlerinin ve İmam Hüseyin'in yolundaki İran milletinin binlerce şehidinin kanı sayesinde boşa çıktı.

Düşman, bırakın bu hedeflerin hiçbirine ulaşmayı, ağır yenilgiler aldı. Dünyanın en büyük süper gücünün heybetinin parçalanmasının boyutlarını açıklamak yıllarca sürecek derin bir akademik çalışmayı gerektirir. Bölgedeki ABD askeri üslerinin imhası, İsrail'in stratejik hedeflerinin vurulması, Direniş Cephesi'nin güçlenmesi, Hürmüz Boğazı'nda hakimiyet kurulması, İran milletinin yeniden dirilişi ve kenetlenmesi, İranofobi projesinin çökertilmesi, dünyanın İran'a olan desteğinin artması, Amerika'nın ve çocuk katili Siyonistlerin iğrenç yüzünün ifşa olması ve İran'ın bir süper güç olarak ortaya çıkması, bu savaştaki büyük zaferlerimizin önemli eksenlerindendir.

"Eğer siz Allah'a (dinine) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlamlaştırır."

Üçüncü Mesaj: Ümmetin birliğinin sergilenmesidir. Bugün Lübnan Hizbullah'ı, Yemen Ensarullah'ı, Irak Haşdi Şabi'si ve Filistin direnişinden oluşan birleşik bir cephe şekillenmiştir ki bu cephe her geçen gün daha birleşik ve daha bütüncül hale gelmelidir. Karmaşık fitneler döneminde, İslam ümmeti için dayanışmadan, basiretten ve sorumluluk bilincinden daha paha biçilmez hiçbir sermaye yoktur.

Bilinmelidir ki bu dönem, belirleyici ve kader tayin edici bir andır. İran'ın, İslam'ın ve Direniş Ekseni'nin yeni iktidar çağı başlamıştır. Bu büyük gelişmeler, Büyük İmam'dan (Kuddise Sirruh) başlayan ve Şehit İmam (Rıdvanullahi Aleyh) ile devam eden, Rabbani alimlerin ve bilinçli milletlerin asırlarca süren çaba ve mücadelesinin meyvesidir. Ümmetin ve mazlumların birkaç asırlık acılarından kurtulması, yeni güç kutuplarının ve yeni İslam medeniyetinin oluşması, Velayet'in en büyük güneşinin (İmam Mehdi'nin) zuhuruna zemin hazırlaması için meyvesini vermiş olan bir miras... Bu anın denklemlerini ve gelişmelerini doğru anlamak, tüm sağduyulu kişilerin ve ümmetin düşünürlerinin omuzlarında bir farzdır.

Bu pak naaşın cenaze töreni, zamansız ve mekansız, eşsiz bir olay olarak kaydedilmelidir. İslam dünyasının birinci sınıf şahsiyetlerinin, küresel sembollerin, ümmetin güçlü medyasının, alimlerin, seçkinlerin, mücahitlerin ve dünyadaki özgür insanların bir araya gelmesi, bu destanın küresel düzeyde ışık saçmasına ve Şehit İmam'ın büyük mesajlarının başta İslam dünyası olmak üzere tüm kıtalardaki insanların kalbine ulaşmasına yardımcı olacaktır. Bu muazzam katılım, başlı başına bu yolun haklılığı için gür bir feryat; iman, adalet, bağımsızlık, izzet, direniş ve geleceğe umut manzumesiyle ahdi yenilemek olacaktır. Bu cenaze töreni, bu toprakların ve İslam dünyasının tarihinde altın bir sayfa açacaktır.

Toplumun tüm kesimlerini, Humeyni ve Hamaney ekolünün gönül verenlerini ve bu büyük musibetten yüreği yanan herkesi bu muazzam olaya geniş çaplı katılım sağlayarak, o aziz liderin onurlu halkın kalbindeki yerini gözler önüne sermeye; inkılabın ve o Ramazan şehidinin yolunun devam edeceğinin ve onurlu halk ile o kıymetli şehitlerin kanının intikamının alınacağının mesajını vermeye davet ediyorum.

Bu anda, yüce düşünceleriyle Direniş Ekseni'ni kuran ve şehitler kervanını harekete geçiren o ihya edici, bu devasa hareketin mimarı Hazreti İmam Humeyni'yi (Kuddise Sirruh) nasıl anmayız? Şehit İmam, işte o çizginin ve o ekolün gerçek sürdürücüsüydü ve son nefesine kadar İslam İnkılabı'nın idealleri doğrultusunda dimdik durdu, halkın ve İslami İran'ın fedaisi oldu.

Bugün ilim havzalarının, üniversitelerin, aydınların, düşünürlerin ve medya mensuplarının omuzlarında çifte sorumluluk bulunmaktadır. Bu varlığı kalıcı bir kültürel, bilimsel ve medeniyet hareketine dönüştürmeliyiz. Bizim görevimiz hakikati açıklamak, fikri mirası korumak, geleceğin ufkunu çizmek ve yolu sürdürmektir. İslam tarihinin büyük şahsiyetleri, birbirini izleyen nesillerin ilham aldığı kalıcı bir okula dönüşürler.

Şehit İmam'ın yolunu sürdürmek, zamanın Velayet-i Fakih'ine dürüst, bilinçli ve mümince uymaktan geçer. Yüce Rehber Hazreti Ayetullah Seyyid Müçteba Hüseynî Hamaney; düşüncelerin devamlılığının ve o Şehit İmam'ın mübarek liderlik modelinin aydınlık ve nurlu çizgisidir.

Yüce Allah'tan bu aziz şehidin derecesini yüceltmesini ve onu ilahi velilere katmasını; İslam ümmetine sabır, basiret ve birlik; Direniş Cephesi'ne güç; milletlere uyanış vermesini ve ilahi vaatlerin gerçekleşmesine zemin hazırlamasını niyaz ediyoruz.

Yol aydınlıktır ve kervan hareket halindedir.

"Allah işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler." (Yûsuf suresi, 21)

Selam, Allah'ın salih kullarının üzerine olsun...

Etiketler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha